24.Bölüm

1514 Kelimeler
Cem Karaca, gecenin karanlığına gömülmüş bir ofis odasında, tek başına oturuyordu. Parmak uçlarıyla viski bardağının ağzını yokluyor, dolapta Elif’in zamanında seçtiği kitaplara göz ucuyla bakıyor ama hiçbirine uzanamıyordu. Camdan dışarı baktı: Şehir ışıl ışıldı ama onun içi, içinden geçtiği o yılların ardından hâlâ kör bir karanlıktaydı. İki yıl olmuştu. İki yıldır aynı acının etrafında dönüp duruyordu. İki yıldır, hiçbir güneş doğmamıştı onun için. Elif’in gülüşü, saçlarını savururken gözlerini kaçırışı, korku dolu sesi... Tüm bunlar, uyanıkken de rüyalarında da peşini bırakmıyordu. O uçurum kenarındaki sahne, beynine bir mühür gibi kazınmıştı. “Senin yanında olmaktansa ölmeyi yeğlerim…” Bu cümleydi onu bitiren. Her gece defalarca tekrarlıyordu kendi kendine. Ne olmuştu da bir kadını bu sözleri söylemeye zorlamıştı? Nasıl bir adam olmuştu o? Cem, alnını masaya yasladı. Kalbi ağırdı. Damarlarından kan değil, suç akıyordu sanki. Tam o anda ofisin kapısı tıklatıldı. Kapı aralandı. Sessizce içeri biri süzüldü. Zeynep. Eskiden Elif’in en yakın dostu… Şimdi ise bu sessiz felaketin tek tanığı, hatta belki de içten içe sevicisi… “Cem,” dedi yumuşak bir sesle. “Yine burada tek başına mısın?” Cem başını kaldırdı. Gözlerinde uykusuzluk, içinde pişmanlık vardı. “Git Zeynep. Bu geceyi de kendi kendime cehenneme çevirmem gerekiyor.” Zeynep, adımlarını sessizce attı. Masanın yanına geldi, oturdu. “Biliyorum, seni rahatlatamam. Ama sessizliğinde kaybolmana da izin veremem.” Cem acıyla güldü. “Rahatlamak mı? Benim gibiler için huzur diye bir şey yok.” Zeynep bir süre sessiz kaldı. Sonra gözlerini Cem’in gözlerine dikti. “Biliyor musun, Elif beni hiç fark etmedi. Ali’ye olan ilgimi... yanında olduğumda bile görünmezdim. Onun hep bir ışıltısı vardı. İnsanlar ona çekilirdi. Ben sadece onun gölgesinde kaldım.” Cem başını kaldırdı. Bu itiraf, beklenmedikti. “Sen… Elif’i kıskanıyor muydun?” Zeynep dudaklarını araladı, yüzünde buruk bir gülümseme vardı. “Kıskanmak... evet. Ama nefret etmedim. Sadece onun kadar sevilmek istedim. Ali onunlaydı. Sonra dedesiyle yurtdışına gitti. Ben... burada tek kaldım. Elif yoktu. Ali yoktu. Ama sen vardın. Ve paramparça bir haldeydin.” Cem gözlerini kapattı. “Ben onu... öldürdüm Zeynep.” Zeynep usulca başını salladı. “Hayır, Cem. O kendini öldürdü. Ama sen de onunla birlikte öldün. Sadece hâlâ nefes alıyorsun.” “Ben onun gözlerindeki o çaresizliği hatırlıyorum,” diye fısıldadı Cem. “Benden korkuyordu... Ve ben, ne kadar çok sevdiğimi göstermek yerine, onu... daha çok acıttım.” Zeynep, Cem’in ellerini tuttu. “Geçmişi değiştiremezsin. Ama geleceğini seçebilirsin. Elif’in yokluğu sana ne öğretti, onu unutma.” Cem gözlerini tavana dikti. Kendiyle, geçmişteki karanlık hâliyle yüzleşiyordu. O gece, o uçurum… Geride kalan cümleler, çığlıklar, sessizlikler… Kendini affetmeyi bile hak etmiyordu belki. Ama Zeynep’in sözlerinde, ilk kez ufak bir insanlık kırıntısı bulmuş gibiydi. “Ben artık kimseyi sevemem Zeynep,” dedi boğuk bir sesle. “Sevgi benim elimde ölüyor.” Zeynep gözlerini kaçırdı. Birkaç saniye sonra fısıldadı: “O yüzden senin yanında kalacağım. Çünkü bazı insanlar yalnızlıklarında daha az zarar verir.” Cem derin bir nefes aldı. İçindeki suç, pişmanlık, kıskançlık ve yalnızlık bir yumak gibi sıkıştı göğsünde. O an fark etti: Ne kadar güçlü görünürse görünsün, geçmişinin gölgesinden hâlâ çıkamıyordu. Ama belki… sadece belki… Zeynep’in bu karanlık dostluğu, onunla yüzleşmesine yardım edebilirdi. Ve uzaklarda, geçmişin diğer ucunda, bambaşka bir isimle yaşayan bir kadın, intikamını soğukkanlılıkla planlıyordu. Ela, sabahın ilk ışığında Emir Barlas’ın çalışma odasında oturuyordu. Masanın üzerinde Cem Karaca hakkında yıllar içinde toplanmış yüzlerce belge, dosya ve özel not duruyordu. Onun başarısız evliliklerinden tut, en son yatırım yaptığı şirketlere kadar her detay tek tek yazılmıştı. Bir kısmını Ela’nın kendisi toplamıştı; diğerlerini Emir temin etmişti. Ela bir zarf aldı. İçinde birkaç yıllık hesap özetleri, şirket içi usulsüzlükleri ima eden sahte belgeler ve Cem Karaca’nın imzasına benzeyen sahte bir belge vardı. Zarfı eline aldı. Camdan dışarı bakarken kendi yüzünü değil, geçmişteki Elif’in siluetini gördü. > “Sana güvenmiştim Cem... Gözümün önünde sevdiğim her şeyi yıktın. Şimdi sıra bende.” Kapı aralandı. Emir içeri girdi. Gözleri Ela’nın elindeki zarfı fark etti. “Hazır mısın?” diye sordu. Ela, kararlı bir şekilde başını salladı. “İlk hamlemi yapıyorum. Tetikleyeceğim her şey domino gibi devrilecek. İlk olarak muhasebe departmanına sahte belgeler ulaştırılacak. Üç gün içinde Cem soruşturmaya çağrılacak.” Emir gözlerini kısmıştı. Bir yandan gururlu bir eğitimci gibi gülümsüyor, bir yandan da onun gözlerinde hâlâ kırıntısı kalan Elif’i gözlüyordu. “Peki ya Zeynep?” dedi Emir. “Onun Cem’in yanında ne işi var?” Ela gözlerini kaçırmadı. “Zeynep… eskiden beni kıskanırdı. Ama artık dostum da değil düşmanım da. Onun sınavı Cem'le. Benim değil.” --- Aynı Saatte – Cem’in Ofisi Cem, günlerdir ilk defa kendini biraz daha iyi hissediyordu. Zeynep’in desteği, sabırlı varlığı, sessiz dostluğu onu ayakta tutuyordu. Ofisin balkonuna çıktığında Zeynep de onun yanındaydı. Güneş yavaş yavaş gökyüzünü turuncuya boyarken, Cem içini çekti. “Zeynep... Sen olmasaydın, belki de tamamen kaybolmuştum.” Zeynep gülümsedi. “Ben seni kurtarmaya gelmedim Cem. Sadece yanında olmak istedim. Dostça.” Bu kelime Cem’in yüzünde garip bir rahatlama bıraktı. Çünkü hayatında ilk kez bir kadının ondan bir şey beklemeden yanında durduğunu hissediyordu. “Ben seni Elif’le hep bir yarışta sandım,” dedi sessizce. “Ama aslında sen hep yalnız kalmışsın.” Zeynep başını eğdi. “Bazen en gürültülü sessizlik, kıskançlık değil... görünmemektir. Ama artık sana ait hislerim yok. Sadece... seni bir dost olarak kaybetmek istemiyorum.” Cem’in boğazı düğümlendi. Gözleri doldu ama ağlamadı. Zeynep dosttu. Ve o, dostluğun nasıl bir şey olduğunu unutmuştu. --- Aynı Gece – Cem’in Şirketinde Gizli bir mail, muhasebe sistemine düştü. Belgeler sızdırıldı. Birkaç yönetici gece gelen bildirimi görüp üst yönetimi haberdar etti. Her şey kontrollü ve planlıydı. Ertesi sabah Cem Karaca, büyük bir denetim altındaydı. Ve Ela, Emir’le birlikte bir dağın zirvesinden şehre bakarken sadece şunu fısıldadı: > “İlk taşı attım. Ama bu sadece başlangıç... Daha hiçbir şey yanmadı.” Cem Karaca, sabahın erken saatlerinde uyanmasına rağmen yataktan çıkmamıştı. Tavanı izliyordu, tıpkı her sabah yaptığı gibi. Sessizlik, artık bir ses gibiydi evin içinde. Elif’in kahkahası, sabah aceleyle hazırlanırken saçını topuz yapışındaki o telaş... her şey geçmişteki bir kartpostal gibiydi. Çok güzel ama ulaşılmaz. Telefon çaldı. Numarayı tanımıyordu. Açtı. > “Cem Bey. Şirket sistemimizde bazı usulsüzlükler tespit edildi. Mali evraklarda sizin imzanız var. Yönetim kurulu derhal toplanmak istiyor. Lütfen ofise gelin.” O an zaman yavaşladı. Kalbi değil, içi titredi. Yatağın kenarına oturdu. Yalpalayan bir adam gibiydi, sanki içinden biri ipleri kesmişti. --- Şirket binasının önü, alışıldık kalabalıktan daha yoğundu. Basın oradaydı. Işıklar, flaşlar... suçlu ilan edilmişçesine üzerine çevrilmişti her şey. Cem merdivenleri ağır ağır çıkarken, içeride bir gözle karşılaştı: Zeynep. Elif’in eski dostu, bir zamanlar gölgesinde kaldığı kadın... ama şimdi onun yerinde, yanında olan tek kişi. Zeynep hızlıca yanına yaklaştı, sesi sakindi ama gözleri öfke doluydu. > “Konuşma. Savunma yapma. Sus ve izle. Bu bir saldırı. Eğer ilk darbede düşersen, seni kimse kurtaramaz.” Cem, ilk kez biri onu anlıyormuş gibi hissetti. Birlikte çıktılar üst kata. Denetim kurulu, sahte belgeleri önlerine koydu. Cem baktı. İmza onun gibiydi ama ondan değildi. Rapor dili, sözcük kalıpları... her şey, onu tanıyan biri tarafından yazılmıştı. > “Bu... ben değilim,” dedi Cem. Ama sesi o kadar boğuktu ki, kendi kulaklarına bile yabancıydı. --- Zeynep, koridorda bir sandalyeye çökmüş onu bekliyordu. Elif aklındaydı. Bir zamanlar her şeyi olan kadın, şimdi hiçbir şeydi. Ve Zeynep, şimdi onun yerinde olmaktan utanıyordu. Ama Cem’in gözlerindeki kırılmayı gördüğünde... içten içe bir şey kımıldadı. Belki bu adam da, o kadın gibi içten içe ölüydü artık. --- Aynı Anda – Emir’in Villasının Güvenli Odasında Ela, karanlık monitörde Cem’in ifadesini izliyordu. Elinde tuttuğu ikinci USB’yi masaya koydu. Emir içeri girdiğinde, onun yüzünde alıştığı kararlılığı gördü ama bu kez bir şey eksikti: vicdan. > “Sahte bir tanık mektubu yolda. Elif’i istismar ettiğine dair söylentileri canlandıracağız. İnsanlar geçmişte duymak istemediklerini şimdi bağırarak dile getirecek.” Emir gözlerini kısarak ona baktı. > “Ela… Bunu yapmamız gerekiyor mu? Sınırı geçiyoruz. Bu artık kişisel değil. Herkes zarar görecek.” Ela başını çevirmedi. > “Ben o gece öldüm Emir. Elif öldü. Şimdi Ela intikam alıyor.” Emir bir adım yaklaştı. > “Ama ben seni hayata döndürmeye çalıştım. O kitaplar, dövüş teknikleri, seni güçlendirmekti amacım. Şimdi hepsini öfkenin arkasına gömüyorsun.” Ela döndü ve gözlerinin içine baktı. Soğuktu. > “Sen beni kurtaramazsın Emir. Çünkü ben artık o kadın değilim. Ve sen... sen de artık bana engel olamazsın.” Emir, Ela’nın gözlerinde ilk kez bir yabancıyla karşı karşıya kaldığını fark etti. Ve Ela’nın planı, ilk defa onun kontrolünden çıkmaya başlamıştı. --- Gece – Cem’in Evinde Cem, eve geldiğinde hiçbir şeyin yerinde olmadığını fark etti. Odada sadece bir sandalye ve bir battaniye vardı. Elif’in en sevdiği çerçeve bile yoktu artık. Kapı çaldı. Açtı. Zeynep’ti. Elinde bir termos ve biraz çorba vardı. Gülümsemeye çalıştı ama başaramadı. > “Birlikte otursak olur mu?” Cem gözlerini kaçırdı, ama içeri aldı onu. Birlikte oturdular. Zeynep konuştu: > “Biliyor musun... ben Elif’i kıskanırdım. Ama onun gibi biri olmak istemezdim. Sadece... onun kadar sevilmek isterdim.” Cem ona döndü, yavaşça konuştu: > “Ben Elif’i sevdim. Ama ona hiçbir zaman iyi gelmedim. Şimdi biri, onun sesini taklit ediyor. Onu öldü zannettim. Ama ya hâlâ yaşıyorsa...?” Zeynep yutkundu. O ihtimali ilk kez gerçek bir korku olarak düşündü. Ve Elif’in bir yerlerden izlediğini hissetti. Yaşıyordu. Gölge gibi. İntikam, gözle görülmeyen bir karanlıktı artık.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE