Bölüm: Şüphe Tohumu Gün batımı, şehrin üzerine hüzünlü bir sessizlik sererken, Cem, salonun köşesindeki koltukta hareketsizdi. Dışarısı nar çiçeği rengine bürünmüş, ama içerisi hâlâ puslu ve donuktu. Parmak uçlarıyla kahve fincanının kulbunu çeviriyor, ama içmiyordu. Zihni, orada olmayan bir sese kilitliydi. Elif’in sesi. Hayal mi, hafıza mı… ayırt edemiyordu artık. Zeynep pencerenin önünde durmuş, dışarıyı izliyordu. O sabah şirkette olanların ardından Cem’in daha fazla içine kapanacağını biliyordu. Onu uyandırmak gerekiyordu; ama nazikçe. Arkasını döndü, yumuşak ama net bir sesle konuştu: > “Cem… kalk. Gel biraz yürüyelim. Temiz hava sana iyi gelir.” Cem başını kaldırmadan cevap verdi: > “Beni tanımayan insanlar dışarıda linç etmeye hazır. Temiz havaya ihtiyacım yok. Temiz bi

