BÖLÜM ŞARKISI : İBRAHİM TATLISES - TAMAM AŞKIM
Sabahları erken kalkmanın yanında bir de pazar günlerinden nefret ederim arkadaşlar. Beni tanıyın artık.
Bugünü uyuyarak geçirmemem için hiç bir sebep yoktu.
O malum olayların üzerinden iki gün geçti. Size geçen iki günün kabaca özetini geçeyim canlar.
Çokta bir şey olmadı aslında. B kişisi o günün akşamı yerin ve saatin mesajını attı. Evet mesaj böyle sek arkadaşlar.
Katıksız.
GARDEN KALE SAAT 14.00
Saat kavramı bile adamda analog değil canlarım. Çok farklıyız çook.
Evet o gün gittim. Dakik bir insan olduğum için saat tam öğlen ikide ordaydım. Aferin bana.
Kapıda birlikte çalışacağımız arkadaşlarla karşılaşıp selamlaştım. Aralarında bir kaç tanımadığım kişiyle de tanıştık. Ben yanlarından ayrılıp antreye doğru ilerledim.
İçerde bir kaç kişinin olduğu yere doğru ilerleyip, konuşmalara şahit oldum. Ve B kişisiyle karşı karşıya geldik.
Jale yellozu ortamda bulunan adamlara hararetli hararetli bir şeyler anlatıyor. Ne söylüyor şu yelloz bir dinleyelim bakalım.
" Arkadaşlar Barlas Beyle konuştuk. Tam karalaştırmadık ama ben merkezin alafranga tarzı olmasından yanayım. "
Ney ?
Aralarından bir kaç kişi de benim gibi soru dolu gözlerle ona bakıyordu. Anlayamadık der gibiler hepsi şu an.
Durun arkadaşlar bakalım daha ne yumurtlayacak saygı değer Jale hanım.
" Biraz farklılık olsun arkadaşlar. Bizim Avrupalılardan ne eksiğimiz var. Ayrıca Türkiye'de gelmiş geçmiş en büyük ve en kapsamlı alışveriş merkezini açmak istiyoruz öyle değil mi ? "
Bir tane mantıklı bir şey söyleyin, şu cümlelerde ahenkle dans eden, salaklık kurgusunda arkadaşlar.
" Pardon da Jale hanım alafranga anlayışlarımız farklı sanırım. Tuvalet konusunda alafrangalığı öneriyorsanız sonuna kadar varım ama başka bir yerde alafranga terimini nerde kullanmayı düşünüyorsunuz ? " dediğimde yavaş yavaş o sarı saçlarının havaya kalktığını hissettim.
B kişisi yine sırıtıyor dudaklarını ıstırarak.
Komik bir şey mi söyledim ?.
Ben cümlelerime devam edecektim ama lafım kesildi. Tşk.
" Tamam Leyla hanım sizin görüşleriniz neler sizi dinleyelim birde. " dediğinde lafa girdim.
" Bence öncelikli amacımız yeni nesile hitap şeklimiz olmalı. Yani her konuda alışılmışın dışında bir şeyler yapılmalı. Sade ama şık.
Siyah ama beyaza çalan yanları da olmalı. Griden bahsetmiyorum yanlış anlaşılmasın. Net olmayı yeni nesil pek tutmadı diye düşünüyorum." dediğimde Jale suratıma kızgın kızgın bakıp " Nasıl yani ? " dedi. Sen gel sen doyamadın laf yemeye.
" Şöyle ki, yeni nesil AVM'lerde değişen alışkanlık ve ihtiyaçlara kolayca uyum sağlayabilen, doğaya ve doğallığa öncelik veren, kullanıcılarına sokak dokusu ve deneyimleri yaşatan, dış/iç ayrımını aşarak akışkan hacimler sunan iç mekanlar tasarlamak için bir plan hazırladım arkadaşlar. sizlerde inceleyin. " dediğimde B. Kişisiyle göz göze geldik. Bana sanki gururlanırmışcasına bakıyordu.
Bu sebepsiz yere hoşuma gitti. Neden ?
Herkes yaptığım plana bakarken bir anda telefonum çaldı. Ekranda ' Serçem' yazısı belirince aklıma gideceğimiz kontrol geldi.
" Evet canım dinliyorum. " diyerek açtım telefonu.
" Leylaşkım bugün o kadar iyi hiss- " diyeceği an kestim sözünü.
" Sakın ! O cümleni tamamlayıp benim sinirlerimi hoplatma. Yerinde gayet mutlular. Sakın Burcu. Yarım saat sonra buluşalım. Ben eve doğru gelirim zaten yakın bizim oraya hadi bakalım. " deyip bir şey söylemesine izin vermeden kapattım telefonu.
Topluluğun yanına gidip " Benlik bu kadar arkadaşlar. Yine taslakları konuşuruz. Şimdi acil işim var. " dediğimde B. Kişisi bana bakıp " Hayırdır ? " dedi.
Nasıl da ilgili bir patron ama.
" Burcu'nun kontrolü var. Hani sende biliyorsun ya. " dedim imayla.
" Tamam ben bırakırım seni. " dedi bir anda.
" Gerek yok. " dediğim an sinirli sinirli yüzüme bakıp " Gerek var. Arabayla gelmedin umarım. " dedi.
" Yok hayır. Teşekkür ederim. " diyerek ayrıldık ortamdan.
Arabaya bindiğimizde Burcuyu aramam gerektiğini düşündüm. Şimdi sorulara boğar beni en iyisi dereyi görmeden paçaları sıvamak.
Bu deyim oldu sanki buraya ya. Olmadıysa da napim.
Ben telefonu kapatıp, arkama yaslandığımda ortamın sessizliğini B. Kişisi bozdu.
" Fikirlerin oldukça ideal. Hayata geçirilebilecek kadar da gerçek. " dedi sırıtarak.
Ben de yüzümü ona dönüp " Hayallerin olabilitesine yoğunlaşmak çok daha mantıklı. Fikirlerimi o yönde şekillendiriyorum. " dediğimde telefon bir anda çalmaya başladı.
Arayan Emreydi.
" Efendim Emre. "
..
" İyiyim sen nasılsın ? "
..
" İnan bilmiyorum bugün gelebilir miyim ? "
..
" Hadi yaa gelemeyecek misin sende ? Neyse artık başka birinden rica ederim. Çok sağ ol yine de. " deyip kapattım telefonu.
Ne bahtı kara mezuniyetmiş arkadaş. Kimse mi denk gelmez ya.
Ben bunları mırıldanırken yanımdaki konuşmaya başladı.
" İstersen ben gelebilirim seninle ? ".
Ney?
" İstersen gelebilirim seninle dedi. " tekrar. Merak dolu bakışlarıma maruz kalan herkes elbette ikinci defa tekrarlar söylediği şeyi. Bakmayın öyle.
" Gerçekten mi yaa ama ben sana teklif ettiğimi hatırlamıyorum nedense ? " niye çemkiriyorsun adama Leyla ?
" Biliyorum ama kimseyi bulamadığını ve eşle gitmek istediğini de çok iyi biliyorum. " dediğinde benim tepemden kaynar sular boşaldı.
" Sağ ol almayayım. " dedim arkama yaslanıp ellerimi birbirine bağladıktan sonra.
" Bu sözlerini hatırlamak çok acı olacak senin tarafından. " dedi gülerek.
Ne diyorsun be sen ? Bu özgüven bu ego bu adını bilmediğim salaşlık nerden geliyor sana ? Bana de bi hele sen.
Hığ ! Diyerek yüzümü ekşittim.
Bir kaç dakika sonra evin önünde bizi bekleyen güneşten kızaran Burcu'yu gördük. Sonunda.
Neyse işte arkadaşlar olaylar bu yönde ilerledi. Daha da bir şey olmadı.
Gözlerimi hunharca yumuyordum. Taki başımın hemen ucunda zar zar çalan telefona elimi uzatıncaya kadar.
Ekranda beliren isim. Dünyanın sonu geldi.
" Efendim Yavuz Abi. " dediğim konuşmanın her bir kelimesini aktarıyorum şimdi sizlere arkadaşlar.
" Günaydın Leyla. Büyük büyük işlere adım atıyormuşsun abicim. Hayırlı olsun. Batırmayacağından emin misin ? İşi değil direk şirketi ? "
" Buna çok gülerdim de abicim de şu an yastık bana bakıyor ben yastığa. Her an bayılabilirim. O yüzden sen nerden öğrendin ? "
" Barlas Bey le tanıştık. Hani sana çiçek gönderen adam. "
Bu gereksiz ayrıntıyı beni iğnelemek için verdiğini sizlere söylememe gerek yok sanırım.
" Evet abi. Batırmamak adına girdim bir şeylere. Nasıl tanıştınız ki ? "
Artık şaşırmıyorum böyle şeylere. B. Kişisinin yapabileği şeylerin sınırları olmadığını görmüştük çünkü hep birlikte.
" Beni aradı. Uzun uzun sohbet ettik. Kafa yapısı çok uygun bana. "
Eee evlenin o zaman abicim. Bu zamanda böylesine denk gelmek çok zordur çünkü.
" Sessizliğinin altında yatan o saçma sapan düşünceleri savur beyninden canım kardeşim. "
Telepati bu başka bişey değil.
" Anladım abicim. Onayladığına sevindim. İş konusunda yani. "
" Bir yerlere gelebilmeni göreceğim bundan daha mutluluk verici bir şey olamazdı. "
Hala iğneliyor arkadaşlar. Dayanamıyorum imdaaaatt.
" Doğukan'la konuştuk. Oda çok sevindi. Seni gün içinde arayacak. Fikirlerinizi bir çarpıştırın bakalım. Neler çıkacak ortaya. Biliyorsun mesleğini severek yapar. "
" Bilmem mi abicim. Ona özenerek bu bölümü yazdım ya zaten bende. "
" Tamam dikkat edin kendinize. Yine ararım ben. " deyip telefonu yüzüme kapattı.
Sabah sabah bu kötülüğü saygıdeğer beynime yaşatmış olmamın kırgınlığıyla kalktım yataktan.
Bunun üzerine uyunmaz çünkü.
" Berrak aşkım nerdesin ? " diye evin içinde bağırırken mutfakta olduğunu anladım. Enfes kahve kokusu. Nasıl bir iyilik bu ?
Elime kupa tutuşturan bir adet Berrak'a alkış.
" Günaydın çikolatam. Burcu nerede ? " diye sorduğumda içeriye doğru ilerledik.
" Kemal'le birlikteler. " dediğinde koltuğa bıraktım kendimi.
" Bugün söz verdin. Elbise bakmaya gidicez. " dedim telefonla uğraşan Berrak'a bakarak.
" Biliyorum. Bitmedi elem. " dedi bıkkın sesiyle.
" Valla yolarım seni. Geleceksin benimle. " dedim elimdeki yastığı ona doğru savurdum aynı zamanda.
" Pazar günleri insanlar evden çıkmaz. Çünkü tatildir o gün aşkım. Evdeki ailesiyle vakit geçirirler. İş yerleri o yüzden kapalıdır o gün." dedi.
" Senin pazar gününü dini bayrammış gibi anlatan o ağzını- " diyerek başladığım cümle yarıda kesildi.
" Hey aile geçti cümlede defalarca. Akıllanmayacaksın kızım sen. " haspam sanki küfür mü edecektim. Öpücektim diyecektim.
Fesat yaratık.
" Tamam allahın cezası bir duşa gireyim çıkarız. " dedi odadan ayrılırken.
Telefonu elime alıp sosyal medyada dolaşırken bir anda bildirim geldi.
Barlas Arhangil seni takip etmeye başladı.
Anlaşılan birileri yine mesaide. Aptal Berrak gelde şu haddini bilmeze söylen sen. Pazarmış. Millet çalışıyor baksana, ama benim üzerimde.
Merak edip profiline baktığımda fotoğrafları azdı. Ama hepsi de görkemli ve beğeni sayısı altı rakamlı.
*Bir fotoğraf
Siyah beyaz her şeye aşığım.
Bakın hele bakın. Ama allahı var fotoğraf ateş ediyor. Altındaki yorumları sizlere okuyamayacağım. Ego kasar bu şimdi.
*Bir fotoğraf
Sabahları güneşi selamlarım. Oda beni kırmaz sağolsun.
Çok komiksin kuğzuuum. Şapşik ya.
*Bir fotoğraf
Arthur'un hava almaya ihtiyacı vardı. Benden daha mutlu şu an.
Yaa çok güzelsiniz ama sizz. Yani Arthur. Demek bir köpeğin var B. Kişisi.
*Bir fotoğraf
Kayak ve kar bana göre değil arkadaşlar. Acı bir şekilde anladım.
Haykırdım resmen. İyi bir şeyde de mükemmel olmayı ver.
*Bir fotoğraf
Saçlarımla alay eden Can'a burdan sevgilerimi gönderiyorum. Sen anladın kardeşim.
Evet arkadaşlar. Bir profil gezinme programımızın sonuna geldik. Bir sonrakinde görüşünceye dek esen kalın.
" Berrak hadi kızım hazırım ben yaaa. " diye haykırıyorum ama beni tınlayan kim acaba.
Bu cümlemden yaklaşık yarım saat sonra çıkabildik evden. Bravo bize.
Arabaya bindiğimizde kemerlerimizi bağladık. Ve Berrak hunharca arabanın CD çalarıyla oynuyordu.
" Sen onu bozda, yenisini alabilmek için böbreğini mi satarsın, dalağını mı ben karar veririm."
Tıslayarak bana bakarken dilimi çıkardım. Bu kızı sinir etmek harbiden hoşuma gidiyor. Sadist miyim ben ?
Bir saat sonra istediğimiz mekana geldiğimizde dükkanın birine girdik.
Burda her şey kırmızı ve ben nefret ederim deyip çıktık ordan. Berrak arkamda ayağını sürüye sürüye geliyor. Çok talısın şu an bebeğim benim.
Tekrar daha spor tarzı şeylerin ağırlıklı olduğu mekana girecekken Berrak arkamdan bağırdı " Eğer mezuniyet için tayt ve yarım atlet düşünüyorsan tabi girelim biz oraya. Münkünse kırmızı olsun aşkım. " dediğinde homurdanıp yanındaki dükkana girdik.
Burda her şey çok güzel. Hepsine tek tek bakmak istedim denemek istedim. Ama bir tanesi vardı ki üzerime şıp diye oturacağının hayalini kurarak deneme kabinine girdim. İyide işin kötü tarafı bu kırmızı arkadaşlar. Daha iki dakika önce sevmiyorum demiştim ya unutun onu.
Bu elbise tüm tabularımı yıktı geçti.
Çok güzelsin çook.
Berrak'ın da onayıyla elbiseye ay sonuna kadar yetirebildiğim paranın hepsini verdim. Olsun bakalım be Allah büyük. Hem ben artık koskoca mimarim. AVM dizayn ediyorum bir kerem ben. Saksı değiliz.
Ayrılmadan önce yukarıya çıkıp birer kahve içtik ve eve doğru yol aldık.
BÖLÜM SONU.
Evet arkadaşlar bölümleri ardardına atıyorum ve bundan çok mutluyum. Keşke sizde biraz mutlu olduğunuzu gösterseniz he canikolar ?