AHSENNUR ~ AHMET

2009 Kelimeler
Ahsennur babasının onu yıllar sonra aramasından o kadar duygulanmıştı ki gözyaşlarına hakim olamadı. Ahmet de sevdiğinin ağlamasıyla üzülüyordu ama Ahsennur kendini tutamıyordu. Ahsennur sevdiğinin yanağına elini koyarak -Bana arkadaş değil kardeş olan Sukeynâ'mı aramak, onunla konuşup dertleşmek içimi dökmek istiyorum... deyince Ahmet'te sessizce başıyla onaylayarak sevdiğinin alnından öptü ve kalkarak telefonu sehpanın üzerinden alıp sevdiceğine verdi... Sukeynâ telefonu çaldığında arayanın Ahsennur olduğunu görünce gülümseyerek -Efendim taze anne... diyerek telefonunu açtı... -Sukeynâmm... Yalnız Ahsennur un ağlayarak ismini söylemesiyle telaşlanan Sukeynâ -Güzelim ne oldu neden ağlıyorsun? -Ba...bam beni aradı. Bana yıllar sonra kızım dedi. Torunum nasıl, sen nasılsın. Hâyırlı olsun dedi... -Torun sevgisi kalbini yumuşattı çok şükür desene... -Evet canımm... Fotoğrafları görmüş videoyu seyretmiş. Ben şimdi dede mi oldum demiş ve ağlamış. Annemler yarın buraya benim yanıma geliyorlar. Babamda geliyormuş. -Çok çok çok sevindim canım. Kırgınlıklar gider, özleminiz hasretiniz son bulur inşallah. -İnşallah canım inşallah. -Artık ağlama ama. Bak sen annesin artık. Bebeğinin sana ihtiyacı var. Sütün azalsın mı istiyorsun sen? -Hayır. Allah korusun... dedi Ahsennur telaşlı sesiyle... -Sil bakalım o zaman gözyaşlarını. Gülmeye çalış. Eminim şuan da sen ağlıyorsun diye Ahmet abinin de gözleri dolmuştur. Unutma ki evladın o küçücük varlık dahi senin üzüntünü hissediyor. Onları daha fazla üzme. Bizi de üzme. O güzel yüzüne gülmek çok yakışıyor güzelim. Sukeynâ'nın dedikleriyle sevdiğinin yüzüne bakan Ahsennur onun gözyaşlarını silerek, Sukeynâ'yla duâlaşıp telefonu kapattı... Sevdiğinin gözlerinin içine bakarak -Ben ağlamıyorum artık sen de ağlama sevdiğim. Yoksa hemşireler gelip sulugözlüler diyecekler bize. Ahmet gözleriyle onaylayıp birbirlerinin yanaklarına ellerini koyarak birbirlerininin gülümsemelerini sağlayıp -Yüzün hep gülsün yavrumuzun güzel annesi. Seni çok seviyoruz. -Bende sizi çoook seviyorum yavrumun yakışıklı babası... Sukeynâ telefonu kapatmsıyla durumu annesi ve babasına anlatınca onlarda çok sevinirek, "hele sağsalim bir gelsinler hasret gidersinler bizde nasipse gideriz" dediler.... BİRKAÇ GÜN SONRA Sukeynâ ve ailesi Sivas'a gitmeden önce Ahsennur ve ailesini ziyaret etmek için onlara uğradılar. Bahçenin kapısını açıp içeri girdiklerinde mis gibi kokan çiçeklerin kokusu âdeta huzuru tattırıyordu... Onları giriş kapısında gülümseyerek karşılayan Ahmet ve kızkardeşi Aynur oldular... Birbirleriyle selamlaşıp tatlı kapı önü muhabbetinden sonra Ahmet, Yağız beyi, babasının ve kayınpederinin bulunduğu oturma odasına davet ederken, Aynur da Sukeynâ ve annesini hanımların bulunduğu salona davet etti... Yağız Bey selam vererek odaya girdiğinde Abdullah Bey ayağı kalkıp selamını alırken eski dostu Tuncay Bey kafasını sallamakla yetindi... -Ve aleyküm selâm hoşgeldiniz. -Hoşbulduk sağolun. -Baba ben sizi tanıştırayım. Bu bey Sukeynâ kardeşimin babası Yağız TOPRAK. Yağız abi babam Abdullah. -Memnun oldum Abdullah bey. -Bende memnun oldum Yağız bey, buyrun... diyerek el sıkışıp yanındaki koltuğu işaret etti... Yağız Bey önce eski dostu Tuncay Beye doğru yürüyüp, elini uzattı -Selâmun aleyküm kardeşim hoşgeldin... dedi... Tuncay Bey Yağız Beye baktı elini sıkmadan -Ve aleyküm selâm. Sende hoşgeldin... dedi ağız ucuyla... Yağız Bey elini indirerek Abdullah Beyin yanına oturdu -Hoşbuldum... diyerek Tuncay Beyin havayı soğutmaya niyeti vardı. Eski dostuna "nasılsın?" diye sormadan ilk sorusu bunun güzel bir göstergesiydi -Sen böyle mi amcalık yaptın kızıma. Kayınpederiyle bile yeni mi tanışıyorsun? Tam Ahmet ve Abdullah Bey söze girecekken Yağız, onlara bakarak başını sallayarak susturdu. -Haklısın kayınpederiyle yeni tanıştım. Benim hatam affola. Ahsennur kızımı bunca zamandır Sukeynâ kızımdan ayırt etmedim. Bundan sonra da edecek değilim. Onların evlendiği hafta annem kalp krizi geçirmişti. Ben iki hafta annemin başında durmak zorundaydım. O yüzden kızımın düğününe katılmak nasip olmadı. Bu son 1.5 yıl içinde de annemin rahatsızlıkları sık sık tekrar etti. Bir ay önce de toprağa verdik. Abdullah beyle tanışmamız da o yüzden bugüne nasipmiş. Ahmet, Yağız Beyin elinin üstüne elini koyarak -Yağız abi düğünde sen yoktun ama Sukeynâ kardeşimle Mihriban teyzemi bize yardım için göndermiştin. Ahsennur'un anlattıklarından ve kendi gördüklerimden biliyorum ki, annesinin ve kardeşlerinin yokluklarını hissettirmemek için çok uğraştılar. Allah sizden razı olsun. -Estağfurullah oğlum o benim hem kızımın arkadaşı hem de eski dostumun, kardeşimin bana emanetiydi. Ahsennur benim de kızım. Tuncay eski dostu Yağız'ın söylediklerinden sonra cevap veremedi. Abdullah Bey Yağız Beye dönüp -Bu arada başınız sağolsun. Anneniz vefat etmiş. -Allah razı olsun Abdullah bey. Dostlar sağolsun. -Yağız abi Sivas'a ne zaman gideceksiniz? -Nasipse Ahmet oğlum yarın yola çıkacağız. -Hâyırdır. Kötü bir şey yoktur inşallah? -Çok şükür kötü bir şey yok Abdullah bey. Aile dostumuzun oğlu evleniyor. -Annen öleli bir ay olmamış mıydı? Daha kadının 52 si çıkmadan düğüne mi gidiyorsun? Kayınpederinin çıkışına canım sıkılan Ahmet -Babaa!.. diye seslenmesiyle Yağız Bey elini tutup -Ahmet oğlum sorun değil. Öncelikle dinimizde 52si diye bir şey yoktur Tuncay bey. Eski dostum, kardeşim Tuncay da iyi bilirdi ki bizim düğünlerimizde içki sofralarında dansöz oynatmak yerine Allah'ın kelâmı okunup sohbet edilerek sünnete uygun düğün yapılır. Böyle bir düğüne gitmemde Allah'ın katında bir mahsur olduğunu düşünmüyorum. Kullar'ın ne diyeceğini ise kafama takmıyorum... demesiyle Tuncay yine cevap verecek bir şey bulamamış sessizliğe gömülmüştü... Ahmet, Yağız abisinin ve kayınpederinin yüzüne bakıp sevdiceğinin ona anlattıkları gözünün önüne gelmişti... "Babam ve Yağız amcam eskiden çok yakın dostlardı. Ne zaman babam başka arkadaşlar ve çevre edinmeye başlayınca bizim evdeki huzurumuzda kaçtı. Yağız amcamla olan dostlukları da bozuldu. Yağız amcam babamla ne kadar konuşmaya çalışsa da babam bildiğinden şaşmadı. İçkiydi şuydu buydu derken babam çok borca battı elimizde avucumuzda ne varsa tüketti. Bu seferde evde bağrışmalardan sonra babam kendine yediremiyerek anneme ve bizlere el kaldırmaya başladı. Yağız amcam bu olayları da duyunca babamla ipleri tamamen kopardı. Bize elinden geldiğince destek oluyor, yalnız laf dinlemez babamla karşı karşıya gelmek dahi istemiyordu. Babam bizi İstanbul'a götürdüğünde Sukeynâ'lardan ayrılmak çok zor olmuştu bizim için. Yağız amcam babam ona ne kadar kötü davransa da eski dostluklarının ve bizim hatırımıza konuşmaya çalıştı ama babam yine tersledi. Seninde bildiğin gibi seninle tanışıp evlenme kararı verdiğimizde babam hiç kabul etmedi. Aklında başkası varmış beni onunla evlendirmek istiyordu. Bu duruma biz karşı çıkınca babam beni evlatlıktan reddetti. Düğünümüze bile gelmedi. Annem ve kardeşimi ne yaptı ne etti düğünümüze onları da göndermedi. Annemin ve kardeşimin telefonda ağlayışları şu gün olsun aklımdan çıkmıyor. Bana bir kere daha Yağız amcamlar destek olup kendi kızlarının düğünüymüş gibi benimle ilgilendiler.Onların hakkını nasıl ödeyebilirim Rabbim iki dünyada da razı olsun onlardan... Ahsennur, Sukeynâ ve Mihriban teyzesinin geldiğini görünce çok sevindi. Hele annesi ondan daha çok sevindi. -Bacımm gelmiş... diyerek Mihriban teyzesiyle öyle bir sarıldılar ki, onların ve onların dostluğunu bilenlerin gözleri doldu... -Hoşgeldin bacım. -Hoşbulduk bacım, asıl sen hoşgeldin sefalar getirdin... -Hoşbulduk bacımm... Hoşbulduk... Ahsennur, Mihriban teyzesi ile annesinin gözyaşlarını tutamadığını görünce ortamı neşelendirmek için araya girdi -Anne torununla beni görünce böyle sarılıp ağlamadın aşk olsun. Annesi de kızına tatlı dille sitem ederek -İnsan bu kadar da kıskanç olmaz ki. Bari öyle bir şey söyle ki inandırıcı olsun. Dünürü de bu tatlı dilli siteme katılarak -Ne yaparsın dünürüm gelinim oğlumla kala kala o da oğlum gibi kıskanç oldu. Nuray hanımın söylediği ile duygusal hava gidip yerine şen şakrak bir hava geldi. Sukeynâ da tatlı dille annesine takılarak -Annecim bacını elinden almak gibi olmasın ama Gülsüm teyzeme ben de sarılabilir miyim, mâlum ben de çok özledim de. Annesi de dostuna göz kırparak -İzin verelim mi bacım? Onun da dostuna göz kırpıp "verelim bacım" demesiyle o Sukeynâ ile sarılırken Mihriban hanımda odada bulunanlarla selamlaşarak kucaklaştı.  -Kuzummm bende seni çok özledim. Nasılsın? -Çok şükür teyzem iyiyim. Siz nasılsınız? -Çok şükür kuzum bizde iyiyiz. Mihriban Hanım, Ahsennurun yanına gelip onunla ve oğluyla kucaklaşıp -Hâyırlı olsun kızım. Hâyırlı bir evlat olur inşallah. -Âminnnn teyzem. Allah razı olsun. Darısı kardeşimin başına. -Âmin kızım. Çam sakızı çoban armağanı...diyerek hediyelerini de taktılar. -Ne zahmet ettiniz teyzem? -Ne zahmeti sen benim manevi kızımsın bu yakışıklı da torunum. Ananesi ona daha neler alacak. Bu az bile. -Ben sizin ve kayınvalidemlerin hakkınızı nasıl ödeyeceğim. Gurbetteyim ama sizler ailemin yokluğunu hissettirmemek için elinizden gelenin fazlasını yaptınız... demesiyle -(Sukeynâ) Böyle bir yakışıklı ve böyle bir bacı için iyi ki yapıyoruz demi Aynur'um demi Nuray teyzem. -(Aynur) Öyle valla. Bana yenge değil abla oldun. -(Nuray) Benim için de gelinim değil kızım oldu. Ahsennur daha fazla dayanamayıp ağlamaya başlayınca annesi gelip ona sarıldı. Oda gözyaşları içinde -Allah hepinizden razı olsun. Gözüm arkada kalmıyor sizin varlığınızla. Hakkınızı nasıl öderim. Nuray Hanım ile Mihriban Hanım annesinin ellerini tutarak -"Ne hakkı ne hukuku biz senle bacıyız." -"Allah sizlerden razı olsun. Ne hakkı. Öyle bir evlat yetiştirmişsin ki bu eve gelin geleli benim ve eşimin kızı, kızımın ablası oğlumun ise güleryüzlü bir eşi olmuş oldu." Abdullah'ın ağlaması ile kız kardeşi araya girerek -Evet hanımlar bu kadar duygusallık yeter. Benim yakışıklı yeğenim acıktı ve annesini istiyor. Ben annemi isterim diyerek daha fazla ağlamadan ablamla yeğenimi kavuştursak... demesiyle anneler Ahsennurun yanından kalkıp anne oğulu buluşturdular... Güzel muhabbetler eşliğinde bebeğinin karnını doyurdu. Gülümsemeleri yüzlerinden hiç eksik olmadı. Ahsennur bu güzel tabloya bakarak içten duâ eyleydi "Rabbim Sen cümlemize böyle hâyırlı aileler ve dostlar nasip eyle." Bu güzel duâ meleklerin âminnn dediği gibi tüm yürek sahibi de âminnn diyor... Ahmet kardeşi Aynur'u çağırarak bebeklerini Yağız abisine göstermek için istedi. -Küçük beyimiz de geldi... diyerek Ahmet Yağız abisinin kucağına bebeğini bıraktı... -Oyy maşallah Rabbim analı babalı büyütsün... Vatanı milletine hayırlı bir evlat olursun inşallah oğlum... demesiyle Yağız Beyin babalı oğullu âminnn dediler... -Aminnn Yağız abi -Aminnn Yağız bey. Rabbim sizlere de göstersin. -Amin inşallah Abdullah bey... diyerek Yağız bebeği severken, Tuncay'ın söze girmesiyle ortam yine soğudu -İki oğlunu toprak aldı, bir oğlundan öldü mü kaldı mı haber yok, Sukeynâ yı da bu hâliyle evlendirmek zor, sen olmayacak duâya âmin deme bence. Abdullah Bey ve Ahmet Yağız cevap vermesine bu sefer fırsat vermeden -Yeter artık Tuncay Bey, gelinimin babası olduğunuz için onun hatrına susuyorum. İnsanların acısını yüzüne vuracağınıza onlar için duâ etseniz daha iyi değil mi? -Hem Sukeynâ bacımın ne eksiği var baba. Eksiği değil fazlası var hatta. Ben onun yüreğinin güzelliğine karımın vesilesiyle defalarca şahit oldum. Onun için Rabbim öyle güzel bir kapı açacaktır ki buna tüm yüreğimle inanıyor ve duâ ediyorum... Derin bir nefes alıp vererek ayağa kalkan Yağız Bey -Hasta ziyaretinin makbulu kısa olanıdır yavrum, biz artık gidelim, sana zahmet hanıma ve kızıma da söyleyiver... diyerek bebeği Ahmet'e verdi. Arkasını dönüp arkadaşına bakıp -Tuncay kızını affetti geldi dediklerinde çok sevinmiş, eski dostumun geldiğini düşünmüştüm. Gördüm ki değilmiş, karşımda duran eski dostumun bedeni sadece, ruhu değil... Ne diyeyim canı sağolsun... Ben kızımdan her zaman gurur duydum, aynı rahmetli oğullarımdan ve Muhsinimden duyduğum gibi... Rabbim bilir torun sevgisini tadıp tatmayacağımı, ama Rabbim bana şükürler olsun evlat sevgisini öyle çok güzel yaşattı ki, o yüzden ölsem de gam yemem... Yağız, Abdullah Beye dönüp müsaade isteyerek odadan çıktı. Hanımlara da Aynur'un vesilesiyle haber verilip onlarda vedalaşarak salondan çıktılar. Onları dış kapıya kadar geçirmek için Ahmet, Aynur ve Abdullah Bey de çıkmışlardı. -Yağız bey size de ayıp oldu. Dünürün dedikleri için kusura bakmayın. -Kusura bakma Yağız abi. Kayınpederim muhabbeti mahvetti. Onun adına özür dilerim. En kısa zamanda tekrardan bekliyorum. Bunu saymayalım. -Estağfurullah oğlum. Estağfurullah Abdullah bey. Eski dostum Tuncay geldi diyerek sevinerek gelmiştim ama ne yazık ki kafasının dikine giden Tuncay ile karşılaştım. Özür dilemenize gerek yok. Yine de onun için hâyır duânızı eksik etmeyin. Bana en güzel iyiliği yapmış olursunuz. Sizinle tanıştığıma tekrardan çok memnun oldum Abdullah bey. Kızımın sizin gibi kayınpederi olduğuna çok sevindim. İnşallah bizde en yakın zamanda bekliyoruz buyrun misafirimiz olun. Yağız Bey, Abdullah Bey ve Ahmet abi ile sarılıp vedalaşarak arabaya bindi. Sukeynâ ve anneside Aynur'a sarılıp vedalaşıp arabaya bindiler eve doğru yola çıktılar. Mihriban Hanım sevdiğinin omzuna dokunup -Canım konuşmak ister misin? -Tuncay'ın torununu görmeye geldiğini duyunca çok sevindiydim. Kardeşim eski günlerdeki gibi oldu diye. Bugün söyledikleri ve yaptıklarından sonra hâyâl kırıklığı yaşadım. İnşallah dünürlerine ters bir laf ve hareket etmez. Ahsennur kızım üzülmez. -İnşallah yarim... Öyle de oldu Tuncay Bey eski dostunun ona söylediklerinden sonra âdeta sükût orucuna girmişçesine kimseyle konuşmadı. Günün sabaha dönmesiyle de uykusuz geçen bir gecenin ardından hanımına dönüp -Ben İstanbul a dönüyorum. Sizde bebeğin kırkına kadar ister kalın ister gelin. Hadi eyvallah... diyerek torununu alnından öpüp onunla konuşmak için adım atanlara bile karşılık vermeyerek sessizce arabasına binip yola çıktı... Ahsennur annesine bakıp -Anne ne oluyor? Kızının sorusuna dün kocasıyla konuştukları gelince -Baban kırk yılda bir doğru olanı yaptı kızım... dedi. Damadı Ahmet'e ve annesine dönerek -Torunumun kırkı çıkana kadar başınızı şişireceğiz -Estağfurullah annem ne demek -Aşk olsun dünürüm dilediğince kal, hele bu gençleri eve bırakır torunumuzu alıp gezmelerede gideriz senle... Kızları annelerinin yanlarına gelerek -Bizsiz olmaz, bizde geleceğiz... Ahsennur ve Ahmet annelerinin ve kardeşlerinin yüzlerine bakarak "biz?" diye sorunca Abdullah Bey tebessüm ederek -Ben işlerin başına, sizde dama atılmış pabuçunuzu bulmaya.... ☺? 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE