
Kaptan Scarlet eski parşömeni buz tutumuş elleriyle açarken yanına gelen genç denizciyi fark edemedi.
“Ne kadarlık yolumuz kaldı bayan Scarlet?”
Genç kadın parşömene kısaca baktıktan sonra elleriyle yeniden katlayıp ceketinin iç cebine koydu. “Bayan Scarlet değil, bay james. Kaptan Scarlet.” Dedi genç denizciyi düzelterek ardından pusulasını açıp yönünü kontrol etti.
“Size gemi kullanmayı kimin öğrettiğini unuttunuz herhalde.” Dedi genç adam gülerek.
Scarlet pusulayı ceketinin diğer cebine koyduktan sonra dümeni çevirerek bağırdı. “Fora!”
Mürettebat arkada hareketlenirken, genç kadın aslında sadece şaka yapıyor olan James’e döndü.
“İki kaptan bir gemiyi batırır bay James. Kızıl Veba’nın bir kaptanı var.” Dar pantolonuna bağladığı silah kemerindeki silahını sihirli bir hızla çektikten sonra genç denizcinin boğazına dayayıp hafifçe itti.
“Yoksa siz iki olduğunu mu düşündünüz?”
Genç adam gülmemek için dudaklarını bastırıp yutkunduktan sonra, “Kızıl Veba’nın kaptanı değil, korsanı var efendim,” dedi.
Scarlet silahını çekip, kemerine yerleştirirken alayla gülümsedi. “Doğru söylediniz bay James, ama yine eksik. Bu geminin Vebası ise benim.”
