Yavaşça arabadan indim. Ellerim hâlâ titriyordu ama Atlas’ın yanında olmak... en azından kendimi yalnız hissettirmiyordu. O ise bir an bile kaybetmeden telefonunu çıkardı. Cevap çok hızlı geldi. Emre, sanki her şeyi biliyormuş gibi anında açtı. Atlas’ın sesi, karanlık bir ip gibi net ve sertti. “Emre. Arabayı hemen çek. Kimseye dokundurma, en küçük bir detayı bile atlamayın.” “Tamamdır, Atlas.” “Ve bana hemen yeni bir araç gönder. Plakası kayıtsız, takibi zor. Yüksek güvenlikli. Şoför istemiyorum. Sadece araç.” “Yola çıkıyor bile.” Telefonu kapattığında bana baktı. "Yürüyebilir misin?" Başımı salladım. Bir saat bile geçmeden yeni bir araba geldi. Siyah, camları koyu, sanki görünmez bir duvar gibi bizi dışarıdan izole eden bir şeydi. Atlas sessizdi. Ben de öyle. Ama kalbim susmuyo

