Melike o sabah aynaya uzun baktı. Bu bakış dün sabahkinden farklıydı. Dün hazırlanıyordu. Bugün dönüşüyordu. Ya da dönüşmüş gibi görünmeyi öğreniyordu. İkisi arasındaki fark, bu şehirde, zamanla kapanırdı. Önce rol yaparsın, sonra rol sana yapışır, sonra rolün nerede bitip senin nerede başladığını unutursun. Melike biliyordu bunu. O yüzden bakıyordu aynaya. Her sabah. Ama bugün biraz daha uzun. İçindekini görmek için. Hâlâ orada mıydı? O mahalle kızı, o hesaplayan ama hisseden, o hayatta kalmak için her şeyi yapan ama bir şeyleri kaybetmemeye çalışan? Oradaydı. Gözlerinde görüyordu. Peki ya yarın? Sormadı. Cevabı şimdi gelmezdi. İleride, o sistemin içinde, kararların ortasında gelirdi. Şimdi sadece bugün vardı. Bugün yeterliydi. --- Erkan kahvaltıda sordu: "Bugün ne yapıyorsun?"

