Bodrum odanın lambası bu gece geç saatlere kadar yandı. Bu alışılmadık bir şey değildi — Kudret Bey'in lambası her zaman geç sönerdi. Ama bu gece farklıydı. Dosyalar kapalıydı. Kalem masanın üzerinde duruyordu, kapağı kaplı, mürekkep kurumamış. Kudret Bey çalışmıyordu. Sadece oturuyordu. Bu onun için alışılmadık bir şeydi. Kudret Bey otururdu ama düşünürdü. Düşünürken planlar kurardı. Planlar kurarken kararlar alırdı. Kararlar alırken harekete geçerdi. Bu döngü hiç bitmezdi — uyurken bile zihninin bir köşesi çalışırdı, hesap yapardı, taşları yerleştirirdi. Ama bu gece o döngü durmuştu. Zihin durmuştu. Sadece oturuyordu. Sabah Ceyda'nın o bankta yanına gelişini düşünüyordu. O küçük el. O soğuk, o ince, o her zaman bir şeyler imzalayan, bir şeyler planlayan el. Yanına gelmiş, oturmu

