Gözlerimi araladığımda beni karşılayan karanlık bir an ürpermeme neden oldu. Gözerimi kırpıştırarak nerede olduğumu çıkartmaya çalıştım. O an, kollarımda ki ağırlık bana nerede olduğumu hatırlatmıştı. Zehir’in evindeydim. Yerimde kımıldandığımda arkamda hissettiğim beden ile duraksadım ve karanlığa alışan gözlerimle omzumun üzerinden arkama baktım. Zehir, kolunu belime sıkıca sarmış huzurlu bir şekilde uyuyordu. Benim kollarımda Çisem onun kollarında ben vardım. Bu görüntü beni gülümsetmişti ama susamıştım ve saat Allah bilir kaçtı babam beni öldürecekti. Tekrar kıpırdandığımda Zehir’in elleri daha da çok sıkılaştı ve, “Uyu.” Dedi uykudan yeni uyandığını belirten boğuk sesiyle. “Eve gitmem lazım.” Enseme öpücük bıraktı. “Baban ile konuştum ben. Çisem için izin verdi.” Demek babam Çise

