Yorgun

1780 Kelimeler
Gecenin yorgunluğuyla beraber derste gözlerimi açık tutmakta zorlanıyordum. Dirseklerimi sıraya koyarak yüzümü ellerimin arasına yaslayıp hocayı dinlemeye çalıştım. Zilin çalmasıyla birlikte kapanmış olan gözlerimi açtım. Sağ kolumu sıraya koyarak başımı yasladım ve Deva’ya doğru baktım. Bakışlarını telefonunda bana çevirdi. “Bugün rolleri değiştirmiş gibiyiz.” Esnedikten sonra konuşmaya başladım. “Gece rüyamda baya koşturdum galiba. Hiç uyumamış gibi hissediyorum.” “O zaman hadi bir bahçeye çıkalım da açıl biraz.” Başımı kolumdan kaldırarak geriye doğru vücudumu esnettim. Beraber sınıftan çıkarken Deva’nın koluna girip başımı da koluna yaslamıştım. Bahçeye indiğimizde Ağaçların arasında yer alan yürüyüş yolunda yürümeye başladık. “Bu okulun bahçesi gerçekten çok güzel.” “Evet, baya yeşil bir okulumuz var.” Diyerek gözlerini okulun dış yüzeyine çevirdi. Okulun dış yüzeyi yeşil tonlarındaydı. Banklardan birine oturduğumuzda başımı kolundan çekmeyerek gözlerimi kapattım. Deva da telefonunda oyun oynamaya başlamıştı. Beni rahatsız etmemek için sol kolunu neredeyse hiç kıpırdatmıyordu. Gözlerimi kapatmamla beraber algılarım açıldı. Çevremde olan kişilerin enerjilerini hissedebiliyordum. Bir kaç yüzün bana bana baktığını da hissedebiliyordum. Hissettiğim tuhaf bir duyguyla beraber kaşlarım istemsizce çatıldı. Sanki bana bakan birinin nefretini hissetmiştim. Nefret? Benden nefret eden biri? İyi de neden? Gözlerimi açıp başımı kaldırmadan sadece gözlerimle etrafa kısaca baktım. Bana doğrudan bakan kimseyi görememiştim. Peki, az önce hissettiğim neydi o zaman? Yanlış mı anlamıştım? Gözlerimi geri kapattığımda birilerinin tam önümüze geldiğini hissetim ama yine de gözlerimi açmadım. “Oo, naber Deva?” Bir erkek sesiydi. Daha önce tanıştıklarımdan kimseye benzetememiştim sesini. Anlaşılan Deva’nın okuldan arkadaşlarından biriydi. “İyi Tankut, senden naber?” “İyi benden de. Hayırlı olsun. Kız arkadaşınla baya yakışmışsınız.” Sanırım burada ki kız arkadaş ben oluyordum. Söyledikleriyle beraber gözlerimi açmak istesem de bir daha ki derse enerji toplayabilmek adına gözlerimi açmadım. Şu an hiç tanımadığım biriyle muhabbet edecek ya da tanışacak havamda değildim. Artık başka zamanaydı. Deva’nın bakışları kısa bir süreliğine bana dönse de daha sonradan karşısında ki kişiye bakmıştı. “Beren, çocukluk arkadaşım. Sevgilim değil.” Diyerek yanlış anlaşılmayı düzeltti. “Aa, öyle mi? Bir haftadır sürekli yan yana görünce bir de şimdi tabi, kusura bakma yanlış anlamışım.” Konuşmasından sonra gülümsediğini hissedebilmiştim. Deva ise tam tersi sanki sinirlenmiş gibiydi. Tankut’un bakışlarının yüzümün neredeyse her yerinde hissedebilmiştim. Deva’nın neden sinirlendiğini anlayabiliyordum. Çünkü görmesem de şu an bende sinirlenmiştim. “Bakmam.” Deva’nın sesi umduğumdan sert çıktığında bir anlığına gülümsemek istedim ama Tankut’un bakışları hala yüzümdeyken kendimi tuttum. Deva’nın sert sesinden mi bilmiyorum Tankut daha bir şey söylemeden uzaklaştığını anlamıştım. Gözlerimi açmadan “Birileri Deva’yı fena sinirlendirdi.” Dedim. Deva geri telefonuna dönerken “Yumruk atasım geldi ama kolumda sen yatıyorsun rahatsız etmeyeyim dedim.” Onun bu söylediğine hafifçe güldüm. Zil çaldığında gözlerimi açtım. Gözlerimi açmamla yorgunluğumu yeniden hissedebilmiştim. Sınıfa çıkıp sırama oturduğumda derin bir nefes aldım. Bugün gerçekten hiç bitmeyecek gibiydi. Öğle arasının zili geldiğinde başımı artık tam anlamıyla sıraya gömmüştüm. Sınıftan herkes tek tek çıkarken Deva ile göz göze geldik. O konuşmadan ben konuştum. “Ben gelmiyorum. Şuradan şuraya gidecek halim yok. Ben sonra yerim sen git.” İtiraz edecek gibi olduğunda sertçe yüzüne baktım. “Tamam, yemekten sonra Batur ile geliriz.” Ona cevap vermeden gözlerimi kapattım. Yüzümü kollarımın arasına gömerken uyuyabilmeyi umdum. Tüm sınıf yemek yemek için çıktığı için sınıf çok sessizdi. Bu benim için bir avantajdı. Uyku ile uyanıklık arasında birinin saçlarımı okşadığını hissettim. Normalde uykum hafif olduğunda herhangi bir ses ve his de hemen kalkabiliyordum. Ancak bu defa gözlerimi bir kıpırdatamamıştım. Uyuduğum süre içinde koluma birinin dokunmasıyla gözlerimi zar zor açtım. Başımı kolumu kaldırırken önce görüş açıma bir tos girdi ardından da tostu bana uzatan Batur. “Kalk hadi, zilin çalmasına 10 dakika kaldı. Bu süre içinde bir şey ye bari.” 50 dakikadır uyuyor muydum yani. Elinde ki tostu alırken diğer elinde tuttuğu meyve suyunu da açarak masama koydu. Batur önümde ki sıraya otururken Deva yanıma oturmuştum. “Uykunu alabildin mi?” “Daha çok uyku beni almışta bırakmıyor gibi.” Dediğimde Deva gülmüştü. Batur ise ciddi ifadesini bozmadı. “Önceden de uykusuz kaldığın olurdu ama ilk defa bu kadar enerjin yok.” Evet, bu durum benimde dikkatimi çekmişti. Gördüğüm rüyalardan uyandığım ve geri uyuyamadığım çok olurdu. Sırf bu yüzden dışarı çıkar ve gezerdim. Ancak bu sefer rüyam nedeniyle uyanmamıştım. Hatta alarmımla beraber kalkmıştım. Rüyamda gördüğüm fazla bir şeyde yoktu neden bu kadar yorgun hissediyordum bilmiyorum. Tostun son lokmasını çiğnerken Batur’a bakarak “Belki de yaşlanıyorumdur.” Dedim. Batur gözlerini devirip kafama vurdu. O ana kadar sınıftakiler dikkatimi çekmemişti. Karnımı doyurduktan sonra sonunda dikkatimi toplayabilmiştim. Sınıfta çok kişi yoktu yine bir kaç kişi dışında boş ve sessiz sayılırdı. Kaşlarım çatılırken anımsadığım şey ile birlikte ellerimi saçlarımda gezdirdim. Birinin gerçekten saçlarını okşadığını hissetmiştim. Batur ve Deva’ ya baktım. “Ne zaman geldiniz?” “Beden hocası çağırdı o yüzden yemekten hemen sonra gelemedik.” Diye cevapladı Deva. “Tost alıp hemen çıktık yukarı. Neden?” Eğer yeni çıktılarsa o zaman burada başka biri vardı. Kim saçlarımı okşardı ki? Hayal görmüş olabilir miydim? “Hiç, öylesine sordum.” Emin olamadığım bir şey yüzünden ikisinin de kafasını karıştırmama gerek yoktu. Batur, bir süre durup bana baksa da bir şey dememişti. Zil çaldığında kendi sınıfına gitmek için çıktı. Deva, bana döndü. “Bu arada cumartesi günü okulun yeni dönem partisi var.” “Yeni dönem partisi mi?” “Evet, okul her iki yıl da bir yapıyor. Okulda ki herkes kaynaşsın ve sosyalleşsin diye.” Gayet güzel bir fikirmiş aslında. Çünkü çoğu öğrenci çekingen olabilir ya da yeni ortamlarda ne yapacağına dair bir fikirleri olmayabilir. Okulun bunu düşünerek bir parti düzenlemesi onlara yardımcı olabilirdi. Tabi, bu tür partileri sevmeyenler ne düşünürdü bilemiyorum. Hoca gelip dersi başlattığında en azından biraz topladığım enerjiyle beraber dersi dinlemeye başladım. Teneffüs zili çaldığında elimde ki kalemi bıraktım. Tam o anda önde ki sırama Eliz oturdu. “Uykucumuz sonunda uyanabilmiş.” Ona gülümseyerek baktım. “Hiç sorma, bütün enerjim yatağımda kalmış gibi.” “Çok iyi anlıyorum. Neyse, onun için gelmedim. Cumartesi günü partide ne giyeceksin?” “Hiç bilmiyorum. Daha yeni öğrendim. Öyle çok partiye de giden biri değilim. Evde parti elbisesi olduğunu bile düşünmüyorum.” Ellerini çırptı. “İşte alışveriş yapmak için mükemmel fırsat. Ben de giyecek bir şey bulamadım. Yarın okul çıkışı bir şeyler bakalım mı? Aslında bugün gidelim derdim de, eve gidip uyursun diye düşünüyorum.” Gerçekten çok düşünceli bir kızdı Eliz. “Çok iyi olur Eliz, tek başıma bir şeyler seçmek konusunda çok kötüyüm.” “Tamam, anlaştık o zaman.” Başımla onayladım. Daha sonra kolumdan tutup kaldırdı. “Şimdi artık şu sınıftan çıkma zamanı. Biraz bahçede gezelim.” Deva’ya dönüp baktığımda “Ben oyun oynuyorum. Siz gezin.” dedi telefonundan başını kaldırmadan.” Eliz ile birlikte sınıftan çıktık. Koridorun öğrenci kalabalığının arasından geçerek merdivenlerden inip okulun bahçesine ulaşmıştık. Bahçenin kenarlarında bulunan banklardan birine oturduk. “Ah, Eylül ayını bu yüzden çok seviyorum.” Bana döndü. “Hava ne sıcak ne soğuk. Böyle hafif bir esinti var. İnsanı hem ferahlatıyor hem de üşütmüyor.” Başımı salladım. Bugün hava bulutluydu. Ara sıra önünde ki bulut engelinden kurtulan güneş, ışıklarını yer yüzüne indirebiliyordu. Gökyüzüne baktığımda tertemiz olduğunu gördüm. “Tam bir sonbahar insanısın o zaman.” “Kesinlikle. Annem, bu mevsimde doğduğumdan dolayı olduğunu düşünüyor.” “Öyle mi? Ne zaman doğdun?” “21 Ekim. Tam sonbaharın ortası. O zaman havlar soğumuş oluyor ama bazen yine güzel havalara denk geliyorum doğum gününde.” “Çok fazla kalmamış doğum gününe.” “Evet, bir aydan biraz fazla. Senin, doğum günün ne zaman?” “22 Mart. Bende ilkbahar insanıyım.” “Küçük de olsa ortak bir nokta sayılır.” Üç kız tam oturduğumuz bankın önüne geldi. Sarışın ve mavi gözlü kız beni süzdükten sonra Eliz’e döndü. “Naber Eliz?” Eliz, biraz şaşırmış bir ifadeyle cevap verdi. “İyi Aleyna.” Geri soru sormamıştı. Eliz’e dönüp baktığımda bakışlarını Aleyna’nın yüzünden çekip bana döndürdü. Neden bu kadar gerildin Eliz? Eliz’in gerildiğini ve korktuğunu hissedebilmiştim. İstemsizce elimi, elinin üstüne koydum. Biraz olsun rahatlayabilmesi için. Bunu yapmamla beraber gülümsedi. Aleyna onun bu tavrına hiç takılmayarak bana döndü. “Sen şu bahsettikleri tuhaf kız değil misin? Selam, ben Aleyna.” Diyerek sağ elini uzattı. Aleyna’dan gelen negatif enerjinin kendi etrafımda hissedebilmiştim. Bu durum direkt kıza karşı ön yargı oluşturmama neden oldu. O gün ki enerjimiz nasılsa diğer insanlar bunu nadiren de olsa hissedebilir bu da onların bizi ilk görüşlerinde ya da ilk temaslarında bize karşı bir yargı oluşturmalarına olanak sağlar. İlk bakışta insanlardan hoşlanmamız ya da tam tersi o kişiye karşı kanımızın kaynaması, o kişinin üzerinde taşıdığı enerji alanıyla ilgilidir. İnsanlar çok fark edemese de bu duruma olanak sağlayan sezgilerimizdir. Gözle göremeyiz ama hissedebiliriz. Ben de sağ elimi uzatarak Aleyna’nın elini tuttum. “Selam, bende Beren.” Elimi hafifçe çıktığında bana göz dağı vermeye çalıştığını anladım. Eline dokunmamla içimde oluşan his bana karşı kötü hisler beslediğini anlamam için yetti. Neden böyle hissettiğini çok sorgulamama gerek kalmadı. Dün okulda kızlar tuvaletinde olan muhabbeti anımsadım. “İyi ki Aleyna görmedi, yoksa eminim parçalardı o kızı orada.” Anlaşılan orada bahsedilen Aleyna ile şu anda tanışmıştım. Benimle ilk defa iletişim kurmasına rağmen nefreti sanki uzun yıllardır düşmanmışız gibi fazlaydı. Neden? Sevdiği çocukla kısa bir süreliğine de olsa iletişim kurmuş olmam mıydı? “Okula geldiğin gün kendinden söz ettirmeye çok iyi başardın. Hep böyle mi yapıyorsun? Gittiği yerlerde ki dikkatleri üstüne çekebilmek için?” Gözlerim şaşkınlıktan yerinden çıkacaktı. Gerçekten mi? İlk andan mı saldırmaya geçiyorsun Aleyna. Yüz ifademi yaşadığım şaşkınlığa rağmen düz tutabilmiştim. Çevremde ki insanların yüzümü okuyarak neler hissettiğimi anlamaması için uzun zamandır bunun üzerinde çalışıyordum. Bazen gerçekten işe yarayan yerler olabiliyordu. Şu an gibi. Ben ise ilk andan saldırmaya geçmek yerine daha sakin olmam gerektiğini düşündüm. Okulun ilk haftasından okulu yakmanın bir anlamı yoktu. İki yıl önce lisenin ilk yılı kızlardan birinin erkek arkadaşı benimle konuştu diye kızlar tuvaletinde önümü kesmişti. Güçlerimin bazen dengesiz olduğundan kendimi sakin tutmak konusunda epey uğraşmıştım. Ancak kızın benim sakinliğimle beraber daha da delirmesiyle birlikte ben de kendimi tutamamıştım. İçimde ki patlamak isteyen enerji ya beni ya da karşımda ki kızı vurmak üzereydi. Son anda kendimi kontrol altına alarak içimde ki enerjiyi tuvalette bulunan çöp kovasına yönlendirebilmiştim. Çöp kovasının yanmasıyla beraber her yer duman altında kalmıştı. Kızlar, ne olduğunu anlamadan tuvaletten çıkmıştı. Onların arkasından da ben çıkmıştım. Yangın alarmının çalmasıyla beraber okul da boşalmıştı. Öğretmenlerden birine tuvalette yangın olduğunu söylemiştim, böylece hemen müdahale edilerek sorun büyümeden ortadan kalkmıştı. Daha sonrasında okul yangının nasıl çıktığına dair soruşturma yürütse de güvenlik kameralarının kayıtlarının olmadığı fark edildi. Bunu da Batur halletmişti. Hem daha fazla başımın ağrımaması için hem de yangına dair bir şüphe oluşmaması için yangından hemen sonra kayıtları başka bilgisayar üzerinden silmişi. Yazılıma meraklı olduğu için onun için zor olmamıştı. Üniversitede de bu bölümü düşünüyordu. Onun sayesinde bu durum hakkında üstümde herhangi bir şüphe yoktu. Zaten tuvalette ki kızlarda olayın onların üstüne kalmaması için sessiz kalmışlar ve bu konu hakkında konuşmamışlardı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE