İzin

1318 Kelimeler
Akar Toplanan orduyla bu sefer yanımda er'imle Karakurum'a döndük. O kadar mutluydum ki tekrardan buralara döndüğüme.. Çadırları, iplikten kilim döşeyen insanları, her şeye yasak diyen muhafızları hatta mahremiyetimi yok etmek için üstün çaba harcayan ayaqaçları bile görmeyi özlemiştim. Yine de şu yasak işi böyle gitmez, kesinlikle bu yasakları er'imle konuşmam gerek. Madem geçmişe geldim, bu gözlerimin gördüğü dağ taşın sadece manzara olarak kalmasına izin veremezdim. Yani ha kartpostala bakmışın ha uzaktan manzaraya... Gidemedikten, o yemyeşil çimlere ayak basamadıktan sonra ne yararı var ki bana? Tamam yine de sadece bakmak bile fena değil. Lakin artık bakmak insana yetmiyor. Hem ata binmeyi de öğrenmiştim, hızlı ve seri hareketlerim yoktu belki ama inip binip sürebiliyordum artık. Girdiğim otağıdan farklı olarak ilk başta banyo yapıp ardından vakit kaybetmeden onların verdiği üstü attım ve ayaqaçların getirdiği kıyafetleri giydim. Saçımı da aynı şekilde kenardan örgüyle düzeltirken kenarına süslü başlığı da takmayı ihmal etmemiştim. Şu yüzümdeki iz de geçseydi pek iyi olurdu ama.. Neyse... Her şeyin mükemmel olduğunu düşündüğüm vakit de çıkıp beni kapıda bekleyen ayaqaçı peşime taktım. "Er'im otağında mı?" Sorduğum soruya olumlu anlamda baş sallarken sevinçle adımlarımı gittiğim yolda daha da hızlandırdım. Han'ın otağı önünde bekleyen muhafızlar beni görünce kenara kayıp geçmem için müsaade ettiler. İçeriye adımımı fazla oyalanmadan attım ve kenarda üstünü değiştiren yarı tanrı emsali er'imi gördüm. Çok fazla mükemmel değil mi bu adam?.. O da beni fark edip olduğu yerde döndü ve tatlı bir gülümseme sundu yüzüme karşı. Ben bu gülüşe karşılık saygıyla ilk başımı eğdim, ardından hızlıca ona doğru sarıldım. "Senin hasretini çok çektim er'im." Bir elini belime sarıp diğer eliyle saçlarımı okşadı bir süre. "Benim için de pek çetin bir haldi senden ayrı düşmek Hüreyre'm. Hele senin canını yaktıklarını düşündüm de... İçim nasıl yandı bir bilsen." Yüzümdeki ize baktığı belliydi. Tatlı bir gülümseme ile ellerimle tuttuğum yakasından eğilmesi için kendime çektim ve dudaklarına küçük bir öpücük kondurdum. "Öyle özlemişim ki seni... " Bu tatlı gülümsemeye biraz da cilve katmıştım. O ise beni kendinden itip alaycı bir şekilde konuştu. "Şu atlattığın şeylere bak, ettiğin hareketlere bak. Önce taam edelim hele, zayıf düşmüşsün bellidir Hüreyre'm." Yüzümü asmak istesem de yapmadım. Bilirim ki beni düşündüğü için yapıyordu bunları. O yüzden sadece gülümseyip başımla onaylamakla yetindim. Ortaya kurulmuş sofrada ikimiz de yerimizi almışken aklıma şu yasaklar konusu gelmişti. Bence şimdi bu konuyu açmakta pek sakınca yoktu. "Er'im senden bir isteğim olacak." Başladığı yemeğe devam ederken bakışlarını bana çevirmiş ne istediğimi söylemem için işaret yapmıştı. Hadi bakalım Akar, yaparsın sen aslanım. Öksürür gibi hareket yaparken lafa girdim. "Ben derim ki sen işlerinle meşgulken ben de oba dışında beygirle gezsem. Yanımda bir kaç nöker de olur elbet. O yüzden-.." Lafımı bitirmeme izin vermeden o lafa girmişti bu sefer. "Olmaz Hüreyre'm." diye kesmişti resmen. Hadi bakalım kim daha inatçı! Sofradan ufaktan ayrılıp ona doğru sokuldum bu sefer. Yapmaya çalıştığım şeyi anlamış olacak yüzüne yaramaz bir gülüş kondurdu ve sofradan geriye kayarak kucağına geçmem için yer açtı. Bir elimle yüzünü okşarken, kendi yüzüme de hüzünlü ve tatlı bakışlar kondurarak acındırma çalışmalarına başladım. "Neden reddedersin beni er'im?.." Yüzüne koyduğum elimi sıkıca tutarak dudaklarına götürdü. "Han'ların Han'ı Dedem Cengiz Han der ki, 'eşinle geçinirken çok akıllı ve ihtiyatlı olacaksın. Bu varlıkta sen mutluluğu, hüznü, desteği aynı zaman da yıkımı da görebilirsin. Şayet evini, eşini idare etmezsen o zaman muhakkak onun aklı karşısında yitik düşeceksin.' yani demem odur ki... " boştaki bir elini belime koyarak beni iyice kendine çekti. "Ben her şeyde sana müsaade edersem, zaten sana esir olan kalbim yanında aklımı da veririm. O zaman benim halim nece olur Hüreyre'm." yüzünde alaycı bir gülüş oluşmuştu. Gözleri ise dudaklarım üzerinde geziyordu. Ben de aynı gülüşle ona karşılık verirken ellerimi vücudu üstüne yerleştirdim bu sefer." Sadece senin yokluğunda canım sıkılıyor, biraz gezmekte ne sakınca var anlamam..." Fakat onun mimiklerinde bir değişme dahi yoktu. Anladım ki kararında da bir değişme olmayacaktı. Bıkkınlıkla bir nefes verip canını acıtmayacağını bildiğim halde yumruk yaptığım elimi göğsüne hafifçe vurdum. "Öfkende aslan, inadında deve gibisin . Biliyorsun de mi?" bu lafım üzerine yüzündeki alaycı sırıtış gitmiş yerine daha yaramaz bir gülüş yerleşmişti. Beni belimden tuttuğu koluyla altımdaki koyun yününden kaplama zemine doğru itti. Kendisi de hemen üzerimde konumunu alırken dudaklarıma sert bir öpücük bırakıp geri çekildi. "Aslan olduğum tek yer cenk meydanı değildir. Sen bunu bilesin yeter." "Ne diye göstermezsin o zaman?" sorduğum bu soru sadece onu kışkırtmak içindi. Fakat numaramı yemedi. Yine... "İkimiz de yorgunuz beri'm. İmdi istirahat edesin." "Beni de seni de fazla yormayan şeyler edebiliriz..." elbet pes etmeyecektim. Han'ım anlamaz tavırlarla bana bakışlarını dikerken ben onu kolundan tutup kaldırdım ve yatağa doğru oturttum. Benden oturduğu yerde onun yüzüne doğru yaklaşıp öpmek için yeltendim. Her ne kadar reddetse de o da istiyordu beni. Öyle ki kafasını hafifçe eğip dudaklarıma yapıştı bir anda. Ben ise ellerimi onun uzun, bir iki tutamı örülü saçlarına atarak hafifçe çektim ve başının yukarıya bana doğru kalkmasını sağladım. Er'im ise bu yaptığımdan hoşlanmış olsa gerek öpüşleri derinleşmiş, dili için ağzımda yer açmıştım. Onunla evlenmeden önce hiç öpüşmemiş biri olarak her vakit yenice şeyler öğrendiğimi düşünüyordum. O kadar mükemmeldi ki... Bir eliyle çenemi kavramak üzere elini kaldırıp beni olduğum yere sabitledi. Bir de çıktığım yerde alt taraflarda vücuduma sürten sertlik vardı. İşte o da istiyordu! Beni tuttuğu dudaklarından kendimi zar zor ayırırken nefes nefese konuştum. "Daha fazla..." diye mırıldandım dudaklarım arasından. O ise reddettiği halde bu durumda olmaya sinirlenmişti belki bilemiyorum ama emin olduğum bir şey var ki o da daha fazlasını istiyordu. Arzu bedenimizi sararken elimi usulca er'imin sertliğine attım. Bu hareketimle gözleri arzuyla parlıyor ve onun bu bakışlarıyla çoktan ısınmış kanım iyice alevleniyordu. Ciğerlerime biraz hava çekmek için uğraşırken, ağzım yarı aralıktı. Han'ım kelimelerin üstüne basa basa, "Sen benimsin.." diye fısıldadı. Onun bu davranışları beni delirtiyordu. Üstünden hafifçe çekilip dizlerimin üstüne çöktüm bu sefer. O benim ne yaptığımı anlamaya çalışırken ben elimi attığım sertliği üstündeki pantolondan kurtarmış dışarıya salmıştım. Vay canına... Cidden böyle bir şey benim içime mi... Onu yüzüne bir süre gözlerimi kırpıştırarak baktım. O da bana meraklı bakışlarla bakarken farklı bir şeyler daha hissettiğini anlayabiliyordum. Heyecan? Şaşkınlık? Orasını bilemiyorum. Saçlarımdan tutup tatlı tatlı okşadı, "Ne edersin Hüreyre'm?" Ben yüzüme kondurduğum arsız bir gülüşle cevap verdim. "Az yorulacağımız birşey." açıkta kalan sertliği avucum içine alıp sıktım ve elimi yukarı doğru sıvazladım. Yaptığım bu şey hoşuna gitmiş olacak başını geriye atarak inledi, kasları gerildi ve sıktığı dişleri arasından tısladı. Ardından büyük bir dikkatle önümdeki sertliği ağzım içine aldım ve dilimle yalamaya, emmeye başladım. İzlediğim p*rnolardan yola çıktığım kadar bence harika bir iş çıkartıyordum belli. Öyle ki nazikçe tuttuğu saçlarımı daha sıkı kavrayıp canımı yakmaya başlamıştı ve refleksle başımı kendisine doğru itiyordu. Alışkın değildim bu kadar derine almaya içim bulanmaya ve gözlerim yaşarmaya başlamıştı. Ama sesimi çıkarmadan istediği gibi daha çok ağzıma alarak emmeye devam ettim. "Bu ettiğin ne fenadır bir bilsen." Ah, bu ilham verici boğuk sesi beni daha çok tahrik ediyordu şuan. Bir süre sonra geri çekilerek nefes almak için kendime yer açtım, yine de boş durmamış dilimi etrafında gezdirmeye devam ediyordum. Daha sonra tekrardan derinlere kadar ağzıma alıp emmeye devam ettim. Kasılan bedeniyle başımdan tuttuğu gibi kendisine hızlı hızlı çekerken geleceğini anlamıştım. Yaşaran gözlerimi aldırmadan istediği gibi hepsini ağzıma almaya özen gösterdim ve bir kaç dakika sonra ise boğazımdan aşağıya doğru akan sıcak bir şeyler hissettim. Öyle yoğundu ki bu, kendimi ondan kurtarıp biraz geri çekildim. Menilerini ağzıma boşaltmış, çekildiğim sırada birazı dudaklarımdan aşağıya doğru süzülmüştü. Er'im ise kendi yaptığına şaşırmış, benim halime bakıyordu. Ben de ona tatlı bir bakış atarken ağzımda kalan meniyi yuttum ve kenardan akan birkaç damlayı da parmağımla silip tekrar ağzıma götürdüm ve onları da yuttuğumdan emin oldum. Tadı öyle güzel değildi ama kötü de değildi işte. Han'ım ise şaşkın halleri hala üzerinden atamamışken onun bu tavırlarına tepkisiz kalmayı başaramamıştım. Hafifçe kıkırdayıp diz çöktüğüm yerden kalktım ve onu usulca yatağa doğru ittim. Bugün de benle ilgilensin ne olacak sanki? Ardından o bedene uzanıp sıkıca sarıldım. O da aynı şekilde bana karşılık verip kollarını sardı ve bedenine daha çok çekti. Ben bu halimizden mutlu bir şekilde gülümseyip çok geçmeden, yorgun olduğumdan gerek, uykuya dalmıştım.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE