Hüühed

504 Kelimeler
Otağı "Er'im sen ne dersin? " şaşkın tavırlarla Han'ın gözleri içine baktı Akar. "Senin hüühedin bu. Benim aynı zamanda... Kıymak mı istersin ona?" Hülagü Han Akar'ın titreyen sesini duyduğunda ciddi duruşunda daha fazla direnememiş eşinin ellerinden sıkıca tutmuştu. "Öyle olur mu Akar Katun'um. Ben öyle şeyi nasıl isterim?" Han Akar'ın alnına ufak bir öpücük kondururken ona herşeyi anlatmanın en mantıklı karar olacağını düşünmüştü. Otacının kendisine anlattıklarını, elinde olan iki seçenekten birisini yapmak zorunda olduğunu ve diğer herşeyi hiçbir ayrıntı atlamadan anlattı. Akar, "Er'im ya üçüncü bir seçenek varsa? Unuttun mu ben kolay kolay ölmüyorum." yüzüne Han'ın endişe dolu ifadesinin aksine tatlı bir gülümseme kondurdu. "Gelecekten geldiğimde atladığım yerden ölmedim, cenk sırasında ölmedim, ormanda ölmedim..." Han'ın endişesini biraz bile alabilmek için dudaklarına doğru uzanıp tatlı bir öpücük kondurdu. "Bundan mı ölecem sanırsın?" Akar, dediklerini bir sefer de içinden tekrar etti. İnanmak istiyordu buna. Hayatta kalacağına... Yine de en az eşi kadar şüpheliydi o da. O an aklına işe yarayabilecek bir fikir geldi. "Er'im," dedi sesi heyecanla çıkarken. "Bu obada olmasa bile Arap yarımadasında avyas hekimler yani otacılar var. En azından onlar beni canımdan etmeden hüühedi çıkarabilirler doğum vaktinde. Ehlinde olan otacılar eminim ki var." Han'ın kaşları çatıldı bir an. "Benim ettiklerimden sonra mı?.." Han'ın dediklerini Akar da saniyesinde kavrarken yüzü düşmüştü. Yardım edecekleri meçhuldü. Akar'ın yüzünün düştüğünü gören Han ise sıkıntıyla bir iç çekip gururunu bir kenara koymaya karar verdi. "Onlara ettiklerimi bizim obalarımıza ettiklerine saysınlar. Artık benim otacılardan soruşturmalarını isteyecem..." Han bir elini Akar'ın karnı üzerine nazikçe koydu. Sesi ise oldukça ürkek çıkıyordu. "Lakin sen emin misin Akar'ım?..." Akar başını onaylar anlamında sallarken kendinden emin bir şekilde Han'ın karşısında duruş içine girmişti. Bir yandan da onun içindeki endişeyi yok etmek için uğraşıyordu. "Er'im sen telaş etmeyesin. Hiçbir hal olmayacak ,ikimize de..." Hülagü Han yüzüne zoraki bir gülümseme takındı. "Akam Büyük Mengü Han gibi benim de bir hüühedim olacak demek." O an Akar şaşırmıştı. "Mengü Han'ın hüühedi mi vardı?" şaşkınlığını yanlışlıkla sesli bir şekilde dile getiren Akar'a bu sefer içten bir gülüş sunmuştu Han. "Var elbet. İki tanedir hem de. İki ayrı kanımından iki ayrı hüühedi var on iki on dört yaşlarında." Akar, "kanım" lafını duyunca bile ürperiyordu. O Erdene cadısı özellikle... Fakat bunu dile getirmemeyi tercih etti ve Mengü Han'dan sohbeti devam ettirdi. "Ben hiç görmedim onları. Orada şülen bile yaptık." Han, Akar'ın elinden tutup daha fazla yorulmaması için bir kenara oturttu. "Biri Yuan-Yuan'da diğeri de kuzeydeki Türük obalarına idare konusunu öğrenmek için gittiler. Öyle ki şülenime bile gelemediler. Lakin tehnielerini ilettiler." Akar neden onları göremediğini şimdi anlamıştı lakin şaşkındı. Şayet Mengü Han'ın çocukları olmasını beklemiyordu. Herşeyi geçti asıl şimdi kendi çocukları olacaktı. Han da aynı konuyu düşünüyor olsa gerek, yüzünde çocuksu bir gülümseme ile heyecanlı tavırlarla kız mı yoksa erkek mi olacak sohbetlerine girmişti bile. Han da istiyordu elbet bir çocuk, bunca vakit tek endişesi Akar içindi. Zaten çocuk konusunda olan iradesi zayıftı Han'ın, bir de Akar'ın çocuğu isteme konusundaki ısrarı üstüne Han daha fazla direnememiş olacakları zamana bırakmaya karar vermişti. Şuan tek yapacağı şey Akar için en iyi otacıları ve hekimleri bulmaktı...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE