Koruluktaydım. Gökyüzündeki ay ve yıldızlar her zamanki gibi parlaktı. Ağaçlar yeşil bir ışık yayıyor, ortamı daha da aydınlatıyordu. Peşimdeki çıtırtı artık yoktu, devam ettim. Yoluma küçük bir gölet çıkınca durup yerde bağdaş kurdum. Su, hafifçe esen rüzgârdan dolayı dalgalanıyordu. Gökyüzünün parlak ışıkları, suya yansıyor, rahatlatıcı bir ortam yaratıyordu. Kendimi yerde sürükleyerek ayaklarımı suya daldırıp geriye doğru uzandım. Kendime daha önce buraya gelmiş olabilme fikrini sordum. Belki de Baha ile gelmiştik ya da hiç gelmemiştik, bilmiyordum. Bunun bir cevabı varsa bile artık bilebilen kimse yoktu. Yumuşak bir şey ayaklarımı gıdıkladı. Doğrulup ne olduğuna baktım. Gölet, mavi-sarı desenli balıklarla doluydu. Ayaklarımı altıma çekip gölet’e doğru eğildim. Elimi suya daldırarak

