Kapının önünde durduğumuzda kalbim yerinden söküldü heyecandan nefesim kesildi.
Yapma Gazeli Yapma..
_Yapma mı? Diyor kalbim kırılmıştı bu dediğime.
Yıllarca görmedim gözümün tek bir kez bakmaya hakkı yok mu yani.
Hiç mi yok şimdi hasretle bakan gözlerimin hakkı yok.
derin bir nefes vermeye çalışıp abime baktım “Evet Gazel,” dedi. “Ravend, bütün aşiretleri karşısına alıp Şevin’i Rodi’ye aldı dedem ve bizimde olmamızı istiyor”
Gözyaşlarım gülümseyen dudaklarımın üzerinden süzülüp yanaklarımı ıslattı.
“Başka?” dedim sessizce, sanki bir mucize duyacakmışım gibi.
“Abi, kızı nasıl berdel vermişler?”
Abim sigarasını içti, dumanını içine çekip gökyüzüne üflediğinde gecede dağılan Duman gibiydi ruhum.
“Abisi kız kaçırmış. Babası da kızı oğluna berdel diye vermiş.”
Bir süre sustuk. Benim içimdeki sessizlik bir dünyanın bütün seslerinden çok daha gürültülüydü.
“Sonra ne oldu?” dedim fısıltıyla.
“Gazel,” dedi, dudaklarının kenarında yorgun bir tebessüm belirdi, “sen iyice dedikoducu oldun.”
Gülmedim. Karanlığa baktım sadece. Karanlığın içinde kendimi seyrettim.
O da sustu, yanımda oturmuş ses etmiyordu .
İkimiz de kendi sessizliğimize gömüldük.
Bir süre sonra sesini yumuşattı:
“Gazel, neden saatlerce tek başına oturuyorsun?”
Alt dudağımı büküp “Hiç,” dedim. “Seviyorum yalnızlığı.”
Oysa ben eskiden yanlızlıktan korkardım.
Şimdi onu düşünmek için saatlerce yalnızlıkla oturuyorum.
Başını salladı, anladığını belli eden o ağabeyce ifadeyle.
“Ben kızlar gibi dedikodu yapamam ama her zaman yanındayım, bunu bil.”dediğinde gülüyordu.
Bana yetemediğini söylüyordu.
O an içimde bir şey kırıldı.
Annemden sonra tutunduğum tek dalıma baktım.
“Benim canım sana kurban olsun,” dedim, “sen olmasan ben ne yapardım?”
Ağladığımı fark edip elini peçeme uzattı. İzin vermedim. O da sessizce beni kollarının arasına aldı.
“Abi,” dedim hıçkırıklarımın arasında, “annem olsaydı böyle olmazdı, değil mi?”
Abim burnunu çekti. “Olmazdı Gazel… Annem kötü hiçbir şeye izin vermezdi.”
Bir çocuk gibi ağladım onun kollarında.
“Annemin yokluğuna alıştım sanıyorum bazen,” dedim, “ama sonra kaburgalarımı kıracak bir özlem geliyor. Burnumda kokusu, içimde boşluk...”dediğimde nefesim zor çıkıyordu.
Abim saçımı okşadı kendimi biraz daha iyi hissettikten sonra.
Abimin kollarından geri çekildim.
_iyi misin.
_ iyi abi.dedim sarılması o kadar iyi gelmişti ki bana meğer ne uzun zaman olmuş birine sarılıp ağlamak.
“Tamam hurafe, hadi... . Dedem bekliyor.”
Gözyaşlarımı sildim. Gülmeye çalıştım ama sesim titriyordu.
Yemekten sonra odama çekildim. Bütün gece boş duvarı izledim.
Kalbime koyan, onu bana nasip etmiyordu.
Ve ben… şimdi onun sevdiği kızı istemesine gidecektim.
Bu senin imtihanın Gazel bu senin ömür boyu sınavın.
Oturduğum seccade de kuran okuyup dua ettim.
"Yardım et Allahım yardım et.Dedim.
Yaradan sabır etmem için bana yardım edecekti biliyorum.
Dualarımı kabul ettiğini hissediyordum çünkü.
O yüzden onu unutmak için dua etmedim.
Biliyorum Gazel biliyorum yaradan seni dinliyor.
Ama onu unutmak istemeye aşkından yanmak isteyen sensin.
Sabah namazından sonra yola çıktık.
Her kilometre, yüreğimden bir parça kopardı sanki.
Kaç bahar geçmişti onu görmeyeli bilmiyorum ama içimdeki sevda bir ömür eskimemişti.
Kapının önünde durduğumuzda kalbim yerinden söküldü.
Yüzüme bir tebessüm yerleştirdim ama içimde kasırga kopuyordu.
Ravend abi ve güzeller güzeli eşi Dilzar bizi karşıladı.
Sonra adım seslerini duydum oydu bu insan birini adım seslerinden tanıtır mı ?
_Yapma Gazeli Yapma hurafe sen delisin işte kabul et.iç.sesimi susturan
Onu gören göz bebeklerimdi.
Rodi’yi gördüğüm an… içimdeki dünya durdu.
Evet durdu her şey yada ben öyle olsun istedim.
Çünkü ona bir iki Saniye bakma hakkım vardı.
Yılların özlemi iki saniyeye sigar mı doktor.
Hasretten yanan gözlerimi yumdum.
Allah'tan beni görmüyor da yoksa bu rezil ve aciz Halimi kimse görsün istemezdim.
Başımı eğdim hakkın bitti Gazeli' göz hakkın bitti.
Ravend abiyle Rodi neredeyse birbirinin kopyasıydı.
Lorin de onlara benziyordu: simsiyah saçlar, gece karası gözler, kar gibi beyaz bir ten...
Rodi onlara göre biraz daha zayıftı; küçük kardeş Agit ise mavi gözleriyle apayrı bir dünyaydı.
Hepsi birer birer bizi karşılarken ben başımı kaldıramadım.
Çünkü ona baksam kalbim durur diye korktum
Burnumun direği sızladı ama bakamadım.
“Hoş geldin Hurafe,” dedi Rodi, sesi yıllar sonra kulaklarıma değdi.
“Nasılsın?”
Yutkundum.
“İyiyim... sağ ol. Hayırlı olsun.” dedim.
Sana hayırlı olan canımı okudu kara bahtım yası.
Yüzündeki mutluluğu görünce kalbimden bir parça koptu.
Ama gülümsedim. Çünkü o gülüyordu.
İçimde dayanılmaz bir acı vardı ama dışarıya tek bir damla göstermemeye çalışıyordum.
Rodi mutluydu.
Ve ben... ben onun mutluluğuna gölge düşürmemek için ağlamayı bile eve bırakmıştım.
Dur gazel ağlama kızım dur.dedim
Göz yaşlarım beni dinledi almadılar.
“Gözün kör olsun Gazel,” dedim içimden, “gözün olmasın onun mutluluğunda.”
Gözüm yoktu… ama kalbimin çocukluktan gelme hakkı vardı.
O mutlu olsun yeterdi.
Yanındaki şevin yeşil gözlü, kumral tenli, güzel bir kızdı.
Ona çok yakışmıştı.
Benim karalara bürünmüş halimle yanına yakışmam mümkün değildi.
Hem ben bir “hurafeydim” onun gözünde… denk bile değildik.
Nasıl oldu bilmiyorum ama bir ara yüzük tepsisi elime verilmişti.
Sevin teyze etrafına baktığında yanında ben vardım._kızım hele tut. dedi
Yüzükler takıldığı sırada elimdeki tepsi titredi.
Bir damla gözyaşı süzüldü parmaklarıma.
Yemin ederim o an canımdan can, ömrümden ömür gitti.
Eğer acıdan ölünseydi… o an ölürdüm.
Kendime kızdım ama bu benim elimde değildi.
Rodi bir an durdu, başını kaldırıp yüzüme baktı.
Ben hemen gözlerimi kaçırdım ama lanet o bir damla yaş, düşüp tepside parladı.
Ravend abi gördü. Tepsiyi elimden aldı, Dilzar’a verdi.
Sevdiğim adam artık başkasınındı.
Onların Fatihası okunduğunda...
Benim de aşkımın selası okundu
İstemeden sonra eve geldik.
Rodi üzerinde ki takım elbise ile nazarım degmesin diye bakmadım.
Bana verilen misafir odasına gitmek için hızlı hızlı yürüdüğumde beni tutan ellerin sıcaklığından onun olduğunu anladım.
Elinde ki telefon yere düşmüştü.
Ben başım önümde koşar adımlarla geliyordum o da elinde telefon olduğu için birbirimizi görmemiştik.
_ bu ne acele hurafe.dedi.
Boğazıma oturan yumru ile konuşmadım.
_ iyi misin.dedi çıkmayan sesim ile başımı sallayıp yere bakan gözlerimden yere damlayan göz yaşlarım ile o sırada eğildiği telefonun camına damladı.
Allah kahretsin.
Rezil oldun gazeli senin lanet göz yaşların yağmur gibi damlıyor.
Rodi telefonu alıp hızla yüzüne baktı
_ ağlıyor musun canın çok mu yandı.dedi.
Bana çarptığı için söylüyordu.
Başımı iki yana doğru salladım.
Biraz durdu göremediği yüzüme baktı.
_ tamam anladım sen hurafe.dediğim için kızdın.diye gülümsedi.
Önümden çekilmiyordu.
_ senin göz yaşın hep böyle yerlere mi damlıyor.dedi bu sefer inatla konuşmamı ister gibi.
_ kaybettiğime ağlıyorum .dedim.
Başını sallayıp annem için üzüldüğümü sanıp _ Allah rahmet eylesin.değip önümden çekildi.
Başımı sallayıp Ses etmeden önünden geçip odanın kapısına sırtımı yaslanıp çöktüm.
Nefesim kesiliyordu vallahi billahi nefesim göğsüme sığmıyordu.
Bu nasıl imtihandı bilmiyorum ama ben onun bu mutluluğu görünce mutlu olmam gerekiyordu.
Ama benim hissettiğim şeyi kıskançlık değildi.
Ses etmeden saatlerde kapı arkasına oturdum.
Çok güzel geçen kınaları ile oturduğum yerde izledim.
Bu nasıl bir yürekti nasıl bir kalpti bilmiyorum ama acıdan durur sandım durmadı.
Erkeklerin sonradan katılığı kına' yı türküler eşliğinde yakıldı.
Mutluluktan gözlerinin içi gülüyordu.
Gelin çok açık giyinmiş diye yanımda oturan Dilzar'a Ravend abi _ bu ne rezalet zere.dedi.
Dilzar' elini koluna koyup _ birşey olmaz canım eşi yanında bu onların en özel günü.dedi.
Ravend abi Sinirle onun yanında ki sandalyeye oturup _ her yeri dışarda.dedi.
Ama kardeşi üzülmesin diye de onlara birşey demedi.
Çünkü Ravend abi onların hem babası hemde annesi gibiydi.
Anneleri gidince babaları da başka bir kadın ile evlenmişti.
Ertesi gününde Bütün Mardin'nin katıldığı düğünde hayatımda gördüğüm en güzel düğündü.
Binlerce insan katılmıştı.
Nasıldı bilmiyorum ama ben bilmiyorum çünkü bakıyor ama anlamıyordum.
Düğün bittiğinde herkes gülüyordu.
Ev kahkahalarla, müzikle, dualarla dolmuştu.
Benim içimdeyse bir sessizlik vardı; öyle derin, öyle ağır ki...
Sanki kalbimi bir avuç karanlıkla doldurmuşlardı.
Oturduğum köşeden Rodi’yi son kez izledim.
Yüzüm kapalı olduğu için benim ona baktığımı bilmiyordu.
Ama ona son kez bakmak kalbimin yıllarca onu sevmenin diyeti gibiydi.
Bu benim kalbimin hakkıydı.
Sevdiğim adam nasilda mutluydu.
Artık sevdiğim deme gazel artık sevdiğin değil diyorum.
Ama kalbim can çekişir gibi
ben onu çocukken sevdim diyor.
O an tam da şimdi burnunun direği sızladı.
Gözlerimden akan yaşlarını haddi hesabı yoktu.
Akan göz yaşlarım görüş alanımı bulanıklaştıyordu.
Bir ara göz göze geldik.
Bakmadı bana — belki bilerek, belki bilmeden...
Ama ben o bakışta kendi mezar taşımı gördüm.
Sonrasında hiçbir şey duymadım.
Ne müziği, ne konuşmaları, ne kahkahaları…
Her şey sisin içinde kaldı.
Sadece onun ellerini gördüm; o ellerin başkasına dokunuşunu…
Karısının gözlerinin içine bakıyordu.
Gazel ah gazel ah..
o gün iki omuzumda ki meleklerin benimle ağladığını hissettim.
Rodi karısının bütün kaprislerine ve bir çocuk gibi sızlamalarına sabırla aşkla
Gülüyordu.
O an kalbimin yerinde bir boşluk kaldı, upuzun bir sessizlik..
İzle Gazel iyi izle onu sevmek için sana dua etme diğen kalbin ile izle.
Yapmam ki kalbim ile izleyemem.dedim iç sesime verdiğim cevapla başım önündeydi.
Hiç bakamadım ki ?
Olanları otele de bıraktık.
Tamam Gazeli artık bitti senin bu hikayede ki görevin buydu.
Gece yarısı çoktan geçiyordu.
Abime bakıp _ abi beni anneme götür.dedim.
Yıllardır mezarına gitmediğim annemin özenle yapılmış ve bir sürü çiçek ekildiği mezar taşına dokundum.
Konuşmasamda annem beni anlıyordu..
Gecenin bütün karanlığı ile abim biraz ardımda duruyordu.
Acaba küçükken kucağına uzandığım gibi yanına uzansam sıcacık olur muyum diye yanına uzandım.
Abim _ Gazel.diye beni uyardı ama ben annemin mezar taşına başının yanına uzanıp toprağına başımı yasladım.
_ anne.diye bildim.sadece.
Saatlerce sadece ağzımdan bu kelime döküldü.
Abim saatlerce bu şekilde uzmanmam ile beni kucağına alıp arabaya götürdüğünde ağlarak boynuna sarıldım.
_şşşş tamam ben buradayım.dedi
O gece sabaha kadar ağladım sabah erkenden abim _ dedem gelin babanızı görün diyor .dedi.
Başımı sallayıp _ tamam.dedim.
Annemin ölümünden sonra kendi hayatına bakan babamın evine gittik.
Ne ben ne de ağabeyim hiç birşey demedik sadece bütün gün babamın çocuklarını ne kadar sevdiğini izledik.
Yiyemediğimiz akşam yemeğinde sonra Evden çıktığımızda gece çoktan inmişti.
Rüzgâr bile başka bir soğuktu.
Arabaya bindiğimde başımı cama yasladım.
Mardin’in ışıkları geride küçüldü, küçüldü…
Tıpkı içimdeki umut gibi.
Yol boyunca ne ben ne de abim konuşmadık.
Dedem arkamızdaki araçtaydı.
Abim direksiyona sarılmış, sigarasını birbiri ardına yakıyordu.
Arabanın içinde yanık tütün kokusu, içimde yanmış bir kalbin dumanı vardı.
Durduğu benzinlikte aldığı suyu ve abur cuburları bana verdiğinde neden hala yüzümün kapalı olduğunu sorgular gibi bana baktı.
“İyi misin Gazel?” dedi.
Yutkundum.
“İyiyim abi.” dedim ama sesim bile bana yalan söyledi.
O da fark etti.
Söylemedi. Sadece elini omzuma koydu.
O dokunuşla bile bütün kemiklerim kırıldı.
_ abi bana sarılsana.dedim ağlamadan hemen önce.
Abim sorgusuzca bana sıkıca sarıldı.
Yüzünü göğsüne koyup _ kalbim çok acıyor abi.dedim
_ biliyorum güzelim artık üzülme ben de annemizi çok özlüyorum onu bırakıp geldik diye ağlıyorsun demi.dedi.
Artık yalan söylemek istemedim çünkü yalan çok günahtı.
Ses etmeden bana uzattığı peçete ile akan göz yaşlarımı sildiğimde peçete kan gibi Pembe göz yaşlarım aktı.
Gözlerim kan ağlıyordu bu gece.