Benim için önemli olan şeyler, neden bir başkası için önemsiz oluyordu. Herkesin kendine göre ayrıcalıkları vardı. Benim düşüncelerim, hislerim neden yok saylıyordu.
Kırgındım.
Kendine ait olmayan şeylere konan insanlara kırgındım.
Alaz beye kırgındım, kızgındım.
Kendimi dışarıya atmamdan sonra apar topar Sinan bey gelmişti yanıma. Durumu daha sonra bana anlatacağını açıklayıp içeri girmem gerektiğini söylemişti fakat inatla girmek istememiştim. Daha sonra Mehmet amcanın huzursuz olduğunu onu üzmemem gerektiğini söyleyerek beni ikna etmişti.
İçeri girdiğimizde Mehmet amcayı ve Alaz beyi hararetli bir şekilde konuşurken gördüm. Alaz beyin başını çevirip bizi görmesiyle Mehmet amcaya bir şeyler söyledi. Ardından o da bize baktı ve bir daha konuşmadılar. Mehmet amcanın diğer yanına oturdum bu sefer. Eve gidene kadar da asla öbür tarafa bakmadım.
Eve geldiğimizde sessizlikle önce Emre'yle beraber Mehmet amcayı odasına taşıdık. Onlar banyoda ihtiyaçlarını giderirken, bende yatağını hazırladım. Emre, onu yatırdıktan sonra iyi geceler dileyip odadan çıktı.
Mehmet amca ''konuşalım mı?'' diye sorduğunda hiç sesimi çıkarmadan başımı salladım sadece. Hüzünle bana bakmaya devam ederken, odasındaki gece lambasını açıp, ışığı söndürdüm. Kapıyı aralık bırakarak kendi odama geçtim.
Işığı açmadan, yatağa doğru ilerledim. Kitabımın arasından Akif'in fotoğrafını alıp, gece lambasını açtım.
Göz yaşlarım birbir boynuma doğru akarken '' sesimi çıkaramadım Akif '' dedim fısıltıyla.
'' Her şeye sesini çıkaran ben, bu sefer çıkaramadım. ''
Dudaklarımdan kaçan hıçkırıkla parmak uçlarımla gülen yüzünü sevdim. Kokusunu alır gibi fotoğrafını burnuma götürdüm. Gülen yüzünü öptüm.
Başım yastığa düştüğünde kalbimin acısı geçmek bilmiyordu.
--
Sabah baş ağrısıyla gözlerimi araladığımda elim hızla başıma gitti. Parmak uçlarımla yerinden çıkmak isteyen başıma bastırdım.
Kendimi yataktan doğrulttuğum da üzerime örtülen pikeye şaşkınlıkla baktım. Gece bunu üzerime almadığıma emindim. Şaşkınlıkla etrafıma bakarken, Akif'in fotoğrafını komodinin üzerinde gördüm. Hızlıca uzanıp onu aldığımda iyice gerilmiştim.
Gece biri odama girmişti!
Bu kişi Mehmet amca olmadığına göre ya Sinan beydi, yada Alaz bey!
Öfkem git gide daha da büyürken, kendimi sakin kalmak için zorluyordum ama bu mümkün bile değildi.
Elim üzerimdeki pikeyi sıkarken, derin bir nefes aldım. Biraz olsun sakinleştikten sonra fotoğrafı yine kitabımın arasına yerleştirip yavaşça yataktan kalktım.
Giyinmek için elime bir kaç parça kıyafet alıp odadan çıktım. İçeriden çatal bıçak sesleri yükselirken, kendimi banyoya atıp kapıyı kilitledim. Hızlıca üzerimdeki elbiseyi çıkarıp saçlarımdaki tokayı çözdüm. Bedenimi ılık suya attığımda biraz da olsa altında sabit kaldım. Kaslarım git gide gevşerken, başımın ağrısına iyi gelmesini umdum.
Fazla oyalandığımı anlayınca duşumu bitirip suyu kapattım. Havluyla kurulanıp kıyafetlerimi giydim. Saçlarımın suyunu alıp banyodan çıktığım da koridorda onunla burun buruna geldim.
Yüzündeki düz ifade hala dururken, sola kayıp yanından geçerek odama girdim. Bundan sonra onun yüzünü görmeye pek tahammül edebileceğimi sanmıyordum.
Odanın kapısı tıklatıldığında '' girin'' dedim. İçeriye genç bir kız girdi.
''Kahvaltı hazır efendim. Bir de Alaz bey eşyalarınızı toplamanızı söyledi. Bugün yola çıkılacakmış ''
Başımı salladığımda '' aç değilim. Teşekkür ederim '' dedim.
Kız başını sallayarak odadan çıktığımda bende etrafa saçılan eşyaları toparladım. Sadece kendime ait olanları çantama koyup, dün gelenleri geri paketlerine yerleştirip yatağın üzerinde bıraktım.
Elime çantayı alıp odanın kapısını açtım. Koridoru geçip salona geldiğimde '' günaydın '' diyen Mehmet amcaya '' günaydın'' dedim.
''Seni bekliyoruz, hadi kahvaltını yap ''
Başımı olumsuz şekilde sallayıp '' aç değilim '' dedim.
Alaz beyden tarafa bakmamaya da ayrıca özen gösteriyordum.
Sinan beyin '' çıkalım o zaman. Acıkırsan, uçakta bir şeyler yersin '' demesi üzerine başımı salladım sadece.
Mehmet amcam arasını sürüp odadan çıktığında hala oturmaya devam eden Alaz beyin yanından geçtim.
O sıra da '' özür dilerim '' diyen adamla adımlarım durdu.
Başımı omzumun üzerinden çevirip ona baktım.
''Dün o şekilde konuşmamalıydım. ''
Güçlükle yutkunduğum da '' anılarına saygı duymalıydım '' dedi. Yavaşça ayağa kalktığında '' Behram beyle büyük bir iş yapıyoruz. Nişanlın mı dediğinde onu onaylamak zorunda kaldım. Seni kırmak değildi amacım '' dedi hiçbir duygu barındırmadığı sesle.
Bedenimi ona çevirip '' Alaz bey '' dedim fısıltı gibi çıkan sesimle. ''Beni nasıl tanıttığınız değil konu''
Başımı eğip parmağımda yılların acısını barındıran yüzüğüme baktım.
''Bu yüzük belki bana özel yapılmadı, özel bir anda verilmedi ama veren kişi özeldi. Hiçbir şeye sesimi çıkarmam ama emanetimin başka amaçlara bulaştırılmasını da kabullenmemi beklemeyin benden. ''
Alaz beyin gözlerinin içine baktığım da hiçbir şey anlayamıyordum. Bana bakışları dümdüz gibi geliyordu ama sanki bin bir duygu barındırıyor gibiydi.
Ağır ağır başını salladı sadece. Uzun uzun bakıp sadece başını salladı.
Ondan bir hareket gelmeyince ben arkamı dönüp ilerledim. Peşimden adım seslerini duymamla onun da geldiğini anladım.
Beraber kapının önünde duran çalışır şekilde bekleyen araca bindik.
--
Akşam üzeri eve vardığımız da bizi kapıda Sevil hanımla beraber Aslı'da karşıladı. Mehmet amca yorgun olduğunu söyleyerek korumalardan biriyle odasına çekilirken, Sinan bey ve Alaz bey içeriye girmeden yola devam etmişti.
Aslı'yla birbirimize sıkıca sarıldık.
''Sanki 3 gün değil de 3 ay gibiydi. O kadar alışmışım sana ''
Aslı'ya gülümseyerek '' bende sizi özlemişim '' dedim. Beraber kaldığım odaya çıkarken '' ne getirdin bana '' dedi neşeyle.
Omuzlarım düşerken '' ben bile dışarı çıkmadım ki. Öylece gidip geldim '' dedim.
Aslı kolumu sıvazlayıp '' olsun, bakarsın bir gün beraber gideriz '' dedi. Ona inanamıyor gibi bakıp ''nasıl gidecekmişiz acaba?'' diye sordum.
Odamın kapısını açıp içeri girdik. Aslı yatağın üzerine kendini atarken '' bence maaşlarımız olmasından gerekenden çok fazla. biraz birikim yapabilir ve güzel bir azerbaycan turuna gidebiliriz '' dedi.
Ona gülümserken bende yanında yerimi aldım.
''Hayaller ve hayatlar '' dedim halimizi göstererek.
Aslı söylediğime burun kıvırıp '' bence hayallerimizi gerçekleştirmek de bizim elimizde '' dedi.
Olabilir gibi başımı sallayıp '' o da mantıklı '' dedim.
Sonra Aslı ışık hızıyla benim yokluğunda neler yapamadığından bahsetti. Sevil hanımın onu hiçbir yere göndermediğini, bahçeye bile zor çıkardığından bahsetti yani kısaca Aslı cezayı tek başına üstlenmişti.
Onun bezmiş haline gülerken Sevil hanım girdi içeriye.
Eli belinde duran Sevil hanım '' Aslı!'' dedi. İkimizde hızlıca toparlanırken '' bende diyorum ki bu işler neden bitmiyor, baktım ki Aslı hanım dedikodu da '' diye devam etti.
Aslı bezmişlikle yanaklarını şişirirken '' teyze çok kasma artık. Bu saatten sonra Alaz bey gelmez, Mehmet amca da yemek yemez '' dediğinde Sevil hanım '' nereden biliyorsun, günlük raporlarını sana mı veriyorlar '' dedi.
Aslı baş edemeyeceğini anladığında bezmişlikle yataktan kalkıp teyzesinin peşine takıldı. Bende onlar çıkınca valizimde ki kıyafetleri çıkarıp, banyodaki çamaşır makinesine attım.
Böyle boş durmaktan canım sıkılacağı için, kapıyı açıp mutfağa gitmek için odadan çıkıp önce Mehmet amcayı kontrol ettim. Uyuduğunu görünce kapısını kapatıp merdivenlere yöneldim. Mutfağa girdiğimde Sevil hanımı ocağın başında, Aslı'yı da söylenirken buldum.
''Kolay gelsin'' diye seslendiğim de Aslı hemen ''iyi ki geldin'' dedi. Yanındaki yerimi alırken yıkadığı sebzeleri kesme tahtasının yanına aldım.
Elime bıçağı aldığım anda Sevil hanım '' ne yapıyorsunuz Deniz hanım '' dedi. Şaşkınlıkla ''salatayı ben yapayım bari '' dedim. ''Ayrıca Deniz hanım da ne demek. Ben de burada çalışanım sonuçta ''
Sevil hanım ''tabi tabi ki öyle ama ağız alışkanlığı işte. Birden çıkıyor insanın ağzından '' dedi. Sonra elimden bıçağı alıp '' ben pek işlerime karışılmasını sevmem '' dedi.
Aslı bir anda ''seni şaşkınlıkla dinliyorum teyze '' dedi. ''Asıl sen bizi mutfağa sokmak için elinden geleni yaparsın.''
Sevil hanım bir şey demekle, dememek arasında gidip gelirken bu sefer elinden bıçağı alıp '' bende yapabilirim o zaman '' dedim.
Galibiyet bize geçince Aslı'nın yıkadıklarını doğramaya başladım. Sevil hanım '' salatayı az yapabilirsiniz Alaz bey çok yemez '' dedi.
Başımı salladığım da az dese de yine de orta büyüklükteki kaseyi dolduracak kadar salata yapmıştım.
O sıra da ''Sevil hanım?'' diyen sesle elim hava da kaldı. Kaldığım yerden son olarak marulları doğramaya devam ederken '' sofrayı hazırlayabilirsiniz'' diye devam eden adamla, yutkundum.
Gelmişti.
Gelmeyecek gibi gitmiş ama yine de gelmişti.
Sevil hanım '' hemen hazırlıyorum '' dediğinde Aslı ocağın başına geçti, Sevil hanım da mutfaktan çıktı.
Aslı'nın iç çekmesi üzerine ona dönüp ''ne oldu?'' diye sordum.
Başını kaldırıp bana baktığında ''akşam kız gecesi yapmamız lazım'' dedi. Gülümseyerek marulları da salataya döktüm. Sosunu hazırlarken, ''yarın erken kalkmam lazım. Diğer akşam yapalım '' dedim.
Aslı ''bir şey mi oldu?'' diye sorduğunda ''yok'' dedim.
''Yarın Akif'in ölüm yıl dönümü onun için hayır yapacağım. Bir ne de kaç gün oldu hala mezarlığa gitmedim. Beni beklemiştir.''
Aslı'nın derin bir iç çekişiyle hiç ona bile bakmadım. Yine o gün gelip çatmıştı ve zihnimi yormak istemiyordum artık. Yine yaşasaydı neler olurdu demekten bende yorulmuştum.
Aslı'yla beraber içeriye gidecekleri ayarlamaya başladığımız da Sevil hanım "Deniz hanım Mehmet bey uyanmış " dedi.
Ellerimi yıkarken " Sevil hanım siz bana Deniz diyin, bende size Sevil teyze diyeyim" dedim ona dönerek.
Sevil hanım kararsız kaldığında onaylayarak başını salladı.
"Siz nasıl isterseniz "
Ona gülümseyerek baktığımda " peki,tamam Deniz " dedi.
Onunla anlaşarak mutfaktan çıkıp, merdivenlere yöneldim. Hızlıca Mehmet amcanın odasına çıkıp kapıyı açtım.
Kerem'in yardımıyla arabasına biniyordu.
"İyi uyudun Mehmet amca "
Mehmet amca bana dönerek " uykum şaştı ama " dedi.
Yanlarına gittiğimde ''Ben çıkıyorum Deniz. '' dedi Kerem.
Kerem'e başımı sallayıp '' teşekkür ederim Kerem, yolda sürekli uyku halinde olunca tedirgin oldum. Seni de yorduk '' dedim.
Kerem, yatağın üzerindeki tansiyon aletini çantasına koyarken '' önemli değil, tabi ki çağıracaksın. Hem Mehmet amca ne kadar iyiyim dese de, iyi olmadığı zamanları da söyleyen bir adam değil. '' dedi. Çantasını kapatıp '' haberin olsun ''
Mehmet amca ters ters Kerem'e bakıp ''ispiyoncu '' dedi.
Onların haline gülümserken hep beraber odadan çıktık. Biz asansöre bindik, Kerem de merdivenleri kullandı.
Aşağı indiğimiz de Mehmet amcanın arabasını salona doğru sürdüm. İçeriye girdiğimizde herkes yerini almış hatta Alaz bey salatayı önüne çekmiş, hızlıca yiyordu.
''Afiyet olsun oğlum '' diyen Mehmet amcayla Alaz bey başını kaldırdı. Sinan bey sesli bir şekilde gülmeye başlayınca şaşırmıştım. Garip garip onlara bakarken Mehmet amcayı da yerine geçirdim.
''Afiyet olsun '' diyerek yanlarından ayrıldığım da hızlıca mutfağın yolunu tuttum.
Sevil teyzeyi tezgahın üzerini silerken bulmuştum. Aslı '' gel hadi kurt gibi acıktım '' dedi.
Onun karşısında yerimi aldığım da ''sen yemiyor musun Sevil teyze '' dedim.
Sevil teyze tezgahı silmeye devam ederken '' yok Denizcim. Siz yiyin hadi içeriden seslenirler birazdan '' dedi.
Aslı'yla yemeğimize döndüğümüzde ikimizde hafta sonu bir şeyler yapmaktan söz ettik. Aslı bu hafta sinemaya güzel bir filmin geldiğinden bahsederken, bende önce istediğim kitapları almaktan bahsettim.
İkimizde ortak bir zaman ayarlayıp pazar günün güzel bir plan yaptık ama önce annemi görmeye gidecektim.
Yemeğimizi yedikten sonra önce Mehmet amcayla ilgilendim, ardından saat epey geç vakit olurken de yatmak için izin istedim.
Alaz bey '' ben uyumayacağım zaten, sen dinlen '' dediğinde ikisini de 'iyi geceler ' dileyerek yanlarından ayrıldım.
-
Sabah 5 da alarmın çalan sesiyle gözlerimi araladığım da gözlerim kapanmak için direniyordu fakat işlerim vardı. Kerem'le anlaşmıştım beni biraz idare edecekti. Mehmet amcaya ise annemin çağırdığını söyleyecekti. Her ne kadar oğlunun ölüm gününü bilse de onu yeniden bunu dillendirerek üzmek istemiyordum.
Banyodan çıktığım da üzerime dizlerimin altında siyah yarım kollu bir elbise giydim. Gömlek elbisenin kollarını dirseklerimin altına kadar kıvırdıktan sonra siyah babetlerimi giyip çantamı koluma astım. Uyandığım zaman hemen taksi çağırmıştım, burada kimseden bir şey bekleyemezdim.
Telefonumun çalmasıyla hızlıca açtım.
''Deniz hanım merhaba. Bir saat önce taksi için görüşmüştük '' diyen adamın sesini duymamla ''hemen geliyorum '' dedim.
Telefonu kapattıktan sonra sessizce odamdan çıkıp, merdivenleri indim. Evin kapısını açıp, yeni yeni aydınlanan havayla hızlıca dış kapıya doğru yürümeye başladım. Demiz kapısının arasından bir kaç adamın taksiciyle konuştuğunu görmemle '' ben çağırdım '' dedim koşar adımlarla.
Taksici adamın sesimi duymasıyla yüzündeki rahatlayan ifadeye telaşım iyice arttı.
''Evet beni abla aradı '' diyen adamla önümde dikilen adama başımı çevirdim.
''Açar mısınız?''
Adam asla yüzüme bakmıyordu. Derin bir nefes alırken '' kapı'' dedim.
Yandan bir adamın ' Samet aç istersen '' demesiyle ona baktım. Adam bize bakmadan dimdik karşıya bakıyordu. Baktığı yere döndüğümde biraz daha başımı kaldırmak zorunda kaldım. Balkon demirlerine ellerini dayamış Alaz bey bize doğru bakıyordu.
Onun bir kere başını eğmesiyle arkamdaki kapının açılma sesini duydum.
Derince yutkunduğum da bir önceki sefer geldi aklıma. Yine aynı şekilde bu adam karşıya bakmıştı ve sonra açılmıştı kapı.
Burada dönen olaylar kalbimi korkuyla hızlı hızlı arttırırken açılan kapıya döndüm hızla.
Kendimi dışarı atmamla taksiciye ''gidelim hemen '' dedim.
Adam benden önce arabaya kendini attığında bir süre ikimizde konuşmadık fakat adam gergin gergin dikiz aynasından yüzüme bakıp duruyordu.
En sonunda adam dayanamamış olacak ki '' abla sana bir şey demem lazım '' dedi.
Gözlerimi ona çevirdiğimde '' buyur abi '' dedim bende ona.
Adam tekrar yola dönerken '' bizi takip ediyorlar '' dedi.
Söylediği şeyle hızla arkamı döndüm. Aleni bir şekilde arkamızdan gelen ise Emre'ydi. Gözlerimi öfkeyle yumarken '' tanıyor musun abla? bak istersen ara saplara girebilirim '' dedi.
Gözlerimi açıp ''tanıyorum, sorun yok abi '' dedim. '' Biz Gülsümlüye gidelim''
Adam rotasını oraya çevirdiğinde normale dönmek istedim. Normal olmak istedim, eski hayatıma dönmek istedim o an.
Gülsümlü'ye geldiğimizde epey yüklü çıkan taksi parasını ödeyip indim. Yeni yeni açılan mağazalara bakıp geçen gün anlaştığım ablanın dükkanına girdim.
''Günaydın''
Kadın yeni yeni rafların tozunu alırken ''günaydın'' diyerek bana döndü. Sonra gülümseyerek saatine bakıp '' tam anlaştığımız saat'' diye devam etti.
Gülümseyerek karşılık verdiğimde '' siparişlerin hazır '' dedi.
Rafların altından iki koca poşeti çıkarıp zorlanarak yanıma getirdi. Çantamdan anlaştığımız parayı çıkarıp uzattım. Kadın parayı aldığında '' 5 dakika kadar burada durabilirler mi?'' diye sordum.
Kadın başını salladığında hemen 2 dükkan yandaki çikolatacıya girdim, oradan da siparişlerimi alıp geri kadına döndüm.
Poşetleri zar zor dükkandan dışarı çıkardığımda taksi bulma umuduyla etrafıma bakındım.
''Deniz hanım..'' diye gerginlikle konuşan sesle Emre'ye döndüm.
''Tam zamanında Emre bey '' dedim bende ona.
Emre'ye poşetleri gösterip ''bunları götürecek yerlerimiz var.'' dedim. İlk defa ters yapmadığıma bir kaç saniye şaşırıp hemen poşetleri aldı. Beraber arabaya doğru yürüyüp bagaja yerleştirdik. İkimizde arabaya bindiğimizde ''nereye gidiyoruz?'' diye sordu.
Ona dönerek '' arka sokaktaki yetimhaneye '' dedim.
Emre anlamayarak bana baksa da sorgulamadan dediğim yere arabayı sürdü. Yetimhanenin önüne geldiğimizde hızlıca arabayı açıp çıktım. Lokmacının arabası da gelmişti o sıra da.
Emre'ye ''hadi bakalım, bunları içeriye taşıyalım '' dedim gülümseyerek.
Emre dediğimi yapıp poşetleri eline aldığında güvenlikten geçip içeriye girdik. Görevlilerden birinin yardımıyla müdüre hanımın odasına çıktık. Kapıyı çalıp içeriye geçtiğimiz de ''Deniz'cim hoş geldin '' diyen Elvan hanımla '' hoş bulduk müdüre hanım '' dedim.
''Yine neler getirdin böyle?'' diye soran kadına '' bu sefer oyuncak getirdim. '' dedim.
Elvan hanım '' çocuklar seni gördüğüne çok sevinecek. '' dedi. Başımı sallarken '' bende onları özledim '' dedim hasretle.
Burada yaş grupları 7 ila 15 arasında 200 çocuk, arka binada ise 0 ile 6 olan 150 çocuk vardı. Müdüre hanım her yaş yaştan çocuk için 4 bakıcı ayarlamıştı. Aslında bu yetimhanenin durumu son 3 yıldır iyiydi. Atandığı dönem her şeyi sıfırdan değiştirmiş, çocukları elinden geldiğince mutlu birer birey yapmak için uğraşıp duruyordu.
Kapı tekrar çaldığında 2 yardımcı kadın girdi içeriye.
Bana gülümseyerek bakıp '' Müdüre hanım lokma arabası kuruldu. Çocukları indirelim mi?'' diye sordu.
Elvan hanım '' önce çocukların hediyelerini verin, ondan sonra inelim hep beraber '' dedi.
Emre'yle bize karşısındaki sandalyeleri gösterdiğinde Emre beye dönüp '' siz?'' dediğinde hızlıca ''iş arkadaşım. Aynı yerde çalışıyoruz '' dedim.
Elvan hanımla biraz daha muhabbet ederken, çaylarımız gelmiş onları da içmiştik. Ardından çocukların inmeye başladığının haberi geldiğinde hep beraber bizde bahçeye indik.
Bahçeye çıktığımız da 'AKİF SÖNMEZ HAYRINA' yazısını görmemle yine boğazım düğüm düğüm oldu. Dudaklarım titrerken '' Deniz!'' diye bağıran İsmail'i gördüm. Koşarak bana doğru geldiğini gördüğümde bende ona doğru adımladım hızlıca.
İsmail'le yarı yolda karşılaşıp birbirimize sıkı sıkı sarıldık.
''Seni çok özledim, Deniz''
İsmail' e daha çok sarılıp '' bende seni özledim '' dedim. Ardından onu kendimden ayırıp '' boyun ne kadar uzamış böyle '' dedim gülümseyerek.
İsmail parmaklarını kaldırıp '' 7 yaşındayım artık. Bu sene okula bile gideceğim '' dedi. Onun neşesine ortak olup '' kocaman adam olmuşsun sen '' dedim.
İsmail ''abi oldum '' dedi gururla. Arkasını dönüp '' gel Eslem '' dedi. Arkasından küçük esmer, benim gibi yem yeşil gözleri olan bir kız çocuğu çıkardı.
Şaşkınlıkla onlara bakarken '' bak kardeşim oldu '' dedi.
Küçük kızla aynı boya geldiğimde '' merhaba '' dedim ona hayranlıkla.
Eslem korkuyla İsmail'in arkasında saklandığında ''korkma. Bak bu Deniz. Ben onu çok seviyorum '' dedi.
Küçük kız hala korkarken Müdüre hanım '' İsmail siz tatlı yediniz mi? bak arkadaşların hep sıraya girmiş. Eslem'in de canı çeker şimdi. Sizde gidin hadi '' dedi.
İsmail'le birbirimizi bir daha öpüp ayrıldık. O küçük kızın elinden tutup yürümeye başladığında Müdüre hanım '' aile bulundu İsmail'e '' dedi umutla.
Şaşkınlıkla ona dönüp '' nasıl?'' diye sordum.
Müdüre hanım mutlulukla ''çok iyi bir aile Deniz. Yıllardır çocukları olmuyordu. En sonunda evlat edinmeye karar verdiler ve bir kızları, birde oğulları oldu '' dedi.
Müdüre hanıma şaşkınlıkla bakarken '' kim onlar, iyi bir aile mi?'' diye sordum tedirginlikle.
Müdüre hanım başını sallayıp '' erkek kardeşimle, eşi'' dedi.
İçim bir nebze rahatlarken '' kız dediniz?'' diye sordum.
Müdüre hanım kıkırdayarak '' İsmail, Eslem den kopamadı. Ya bizi beraber ya hiç dedi onlara. Kardeşimin eşi de ayırmak istemedi onları. Bir hafta sonra mutlu yuvalarında olacaklar '' dediğinde müdüre hanıma güvendim.
Ona 3 yıldır güveniyordum zaten. İsmail'i ölmek üzere bulduğumda tedavisini yaptırırken, buraya geldiğimde her zaman bana o güveni vermişti.
Şimdi ise emanetimi, emanet edecek aileyi bulmuştu.
Korkuyla ''peki onu görebilir miyim?'' dedim.
Müdüre hanım ellerimi tutarken '' elbette Deniz'' dedi. ''Biliyorsun İsmail seni çok seviyor. Sen istemesen o seni görmek ister ''
Güvenle sıktım elini. Sonra sıradaki çocukların neşesini izledik. Akif'in bu günahsız çocuklar gibi mutlu olmasını istedim.
Vakit gelip çattığında müdüre hanımla vedalaşıp oradan ayrıldık. Emre'ye mezarlığa gitmek istediğimi söylediğimde beni kırmadan, direk arabayı oraya çevirdi.
Akif'in yanına geldiğimizde Emre bu sefer hiç arabadan inmeden bana o anlayışı gösterdi.
Çantamdan çıkardığım yazmayı başıma bağladığımda adımlarım ağır ağır ezberlediğim yere gitti. Akif'in baş ucuna geldiğimde '' ben geldim'' dedim gülümsemeye çalışarak.
Mermere oturduğumda elim yine isminin yazılı olduğu yere gitti. Parmak uçlarımla ismini sevdim.
''Özledim seni'' diye mırıldandım.
Dudaklarım titrerken '' çok özledim'' dedim.
''Önceler rüyama gelirdin, şimdi gelmez oldun.''
Akan göz yaşımı silip '' çok ikilemdeyim sevgilim '' dedim. ''Babanın yanındayım ama orada olmamam gerekiyor gibi. bazı şeyler çok ters.''
Derin bir nefes alırken '' vazgeçiyorum ben Akif. Belki de seni başkasında görmekten vazgeçmem gerekiyor. Kendimi alıştırmaya çalıştıkça bazı şeyleri kaybediyor gibiyim. Bunu yarım bırakmam lazım. Başkasını senin yerine koymamam lazım. '' diye fısıldadım.
Kalbim göğsümden çıkacak gibi atarken '' onu sana karıştıramam'' dedim.
''Bunu bize yapamam.''