Yaşadığım karmaşa beni, zihnimin bulanıklığı canımı yakıyordu. 2 gün olmuştu buraya tekrar döneli. Her sabah o adamı görüyordum, gözlerimin önünde Akif duruyordu ama asla Akif değildi.
Oturuşu, kalkışı, bakışı hiçbir şey Akif gibi değildi.
Sadece görünüşü, sesi, boyu Akif'ti ama bir yandan da değildi.
Sevil hanım, Aslı ve ben mutfakta sessizce kahvaltımızı yapıyorduk şimdi. Bugün Kerem hasta olduğu için gelememişti ve bizde Emre beyle beraber Mehmet amcayı yatağından kaldırıp arabasına oturtmuştuk. Emre bey onu ihtiyaçları için banyoya götürdüğünde bende sessizce odada beklemiştim. Ardından onu salona indirmiş ve Alaz beyin başında oturduğu masaya bırakmıştım. Mehmet amca ne kadar bizimle kahvaltı yap diye ısrar etse de söylediklerine ses çıkarmayıp mutfağa girdim.
Bu iki günde Aslı biraz Alaz beyi anlatmıştı.
Alaz bey 31 yaşında bekar bir iş insanıymış. Büyük bir inşaat firması pardon onun deyimiyle şirketi varmış. Bu zenginlik ise babadan geliyormuş.
Mesut Bozdağ'ın biricik oğlu Alaz Bozdağ.
Aslı öyle demişti. Mesut bey bir kaç sene önce hapisten çıkmış ve çıktığı gibi de bütün işlerini oğluna devredip bu piyasadan çekilmiş. Neden hapse girdiğini sorduğumda '' bende bilmiyorum onu Deniz. Teyzem biliyor bir kaç kere sordum ona ama ' sakın bu işlere burnunu sokma ' diyerek beni tersledi. Ondan sonrada bir daha sormadım bir şey '' demiş ve bana da bildiklerini anlatmıştı.
Sonra karşılaştırma yaptım.
Akif yaşasaydı şuan sadece 29 yaşında yaşında olacaktı ve elektrik mühendisiydi.
Bu adam 31 yaşındaydı ve inşaat işiyle uğraşıyordu.
Kafam iyice allak bullak olmuştu.
Aslı şüphelerimi bildiği için dün gece aniden odama gelmiş ve '' kimliğine mi baksak Deniz '' demişti. Aslında bu dediği çok mantıklıydı ama kimliğine nasıl bakacaktık onunla ilgili asla bir fikrim yoktu.
İçeriden ''Sevil hanım '' diye seslenilince Sevil hanım apar topar mutfaktan çıktı. Aslı bir anda bana dönüp kısık sesle '' Alaz bey teyzemden başka odasına girilmesini sevmez ve bunu da asla kabul etmez. Bugün pazar olduğuna göre de Alaz bey evde. Ben diyorum ki sen bir şekilde teyzeme iş kitle o da odanın temizliğini bana kilitlesin. Elbet adam cüzdanı odasındadır. '' dedi.
Aslında söylediği çok mantıklıydı.
''Bunu nasıl yapacağım?'' diye sorduğumda Sevil hanım mutfağa girdi.
İkimizin kafa kafa vermiş fısıldamasını görür görmez kaşlarını çattı.
''Aslı?'' diye sert bir sesle yeğenine seslendiğinde ikimizde yerimizde doğrulduk. Aslı '' efendim teyzecim '' dedi hiçbir şey yokmuş gibi.
Sevil hanım masanın başına geldiğinde '' bir sorun mu var ?'' dedi ikimize bakarak.
İkimizde aksilik gibi aynı anda başımızı hayır der gibi sallayınca kadın bize tek kaşını kaldırarak baktı.
Sevil hanım uzun uzun bize baktıktan sonra Mehmet bey ve Alaz bey kahvelerini bahçede içeceklermiş. Ben masayı toplamaya gidiyorum sende kahveyi yap '' dedi ikimizde dik dik bakarak.
Aslı '' tamam teyzecim '' diyerek sandalyeden kalktığı sırada Sevil hanım da arkasını dönerek mutfaktan çıktı.
Sevil hanım gider gitmez Aslı '' işte aradığımız fırsat. Ben yukarı çıkamam ama sen çıkabilirsin. Hemen Alaz beyin odasına git ve o cüzdanı bul '' dedi.
Şaşkınlık ve korkuyla dona kalırken daha ağzımı açmadan '' çabuk teyzem salonu bitirir bitirmez yatak odasına gider, ben aksi bir durum olursa seni çaldırırım. Telefonunu sessize al hemen '' dedi beni kolumdan tutup kaldırırken.
Korkuyla başımı sallarken hızlı adımlarla mutfaktan çıktım. Etrafımı kontrol ederek, merdivenlerin başına geldiğimde sessiz olmaya çalışarak çıktım. Aslı iki dakikanın arasında Alaz beyin odasının en üst kat soldaki ilk kapı diye de fısıldamıştı.
Merdivenleri çıkmayı bitirdiğim an telefonumu titreşime alıp derin bir nefes aldım. Geldiğim odanın kapısını açıp içeriye adım attım. Beyaz ve siyahın hakim olduğu odada çok farklı bir koku vardı. Sanki, sanki çam ağacı ve baharat kokuyordu.
Dikkatimin dağıldığını fark ettiğim an başımı sallayıp arkamdan yavaşça kapıyı kapattım. Önce nereden başlayacağımı düşündüm. Sonra ise ayaklarım beni yatağın yanındaki komodinlere götürdü. Önce sağdaki çekmeceyi açtım. İçi boştu. Hüsranla geri kapatıp yatağın diğer tarafına dolandım.
Soldaki çekmeceyi açtığımda bingo!
gözümün önünde siyah kaliteli bir cüzdan duruyordu.
Hızlıca cüzdanı elime aldığımda cebimdeki telefonum titremeye başladı. Kalbim korkuyla sıkışırken cüzdanı açtım. Açar açmaz ehliyetle karşılaştım. Gözlerim ağır ağır kapanırken dudaklarımı birbirine bastırdım.
ALAZ BOZDAĞ.
Telefonum tekrar titrediğinde cüzdanı kapatıp yerine bıraktım ve hızlıca çekmeceyi kapattım. Hızlıca arkamı dönüp kapıya doğru ilerlediğimde '' Tamam bugün yarın o işi halletmiş olanız lazım '' diyen sesi duymamla az daha çığlık atacak noktaya geldim.
Ne yapacağımı bilemez halde etrafıma bakarken, yatağın altına hızlıca attım kendimi. Tamamen kendimi geriye çektiğimde kapı bir anda açıldı. Cebimdeki telefonu çıkarıp tamamen sessize aldım.
Nefes bile almaya korkarken, yerlere kadar düşmüş çarşafa bir anda şükür ettim.
''Ne diyorsam onu yapacaksınız Kemal!''
Öfkeyle konuşan adam, korkuma korku katıyordu. Burada yakalanırsam eğer ne diyeceğimi durumu nasıl açıklayacağımı bilmiyordum.
'Ben sana inanmadım ve kimliğini görmek için odana girdim ama sen haklıymışsın' dersem eğer bence bu öfkeyle önünde ne dayısı kalırdı ne de kuzeni.
''Son sözüm bu. O iti konuşturacaksınız!''
Yatağın bir anda çökmesiyle nefes almayı bile bıraktım o an. Kalbim yerinden çıkacak gibi atarken '' hepsinin gelmişini geçmişini..'' diye küfür etmeye başlayan adamla gözlerim yerinden fırlayacak gibi büyüdü.
Nefesimi sessizce vermeye çalışırken tekrar telefonu çaldı.
''Ne var ne!'' diye bağırmasıyla az daha korkudan kafamı yatağın demirine vuracaktım.
'' Düzgün yapın lan şu işi. İlla birinizin canı yanacak ondan sonra düzgün iş yapmayı öğreneceksiniz!''
Git gide sinirlenen adamla korkumda git gide artıyordu.
Odanın kapısının tıklatılması Sevil hanımın odaya girmesi kurtarıcım gibi olmuştu. Alaz bey telefonu kapattığında Sevil hanım '' Sinan bey geldi '' dedi sakin bir sesle.
Alaz bey '' tamam'' dedi. Sonra ne oldu bilmiyorum ''neyi bekliyorsunuz Sevil hanım?'' dedi yine düz sert sesiyle.
Sevil hanıma ne olmuştu bilmiyorum ama sonradan '' odanızı toplayacaktım ama '' dedi gergin bir sesle.
Bir kaç dakika sessizlik oldu.
Gittiler mi acaba diye düşünürken bir anda önümdeki çarşaf çekildi ve Sevil hanımın endişeli yüzü göründü gözlerimin önünde.
O an sanki ruhum yerinden çıktı.
Ellerim dudaklarımın üzerinde can çekişirken, çığlık çığlığa bağırmak üzereydim resmen.
''Çık, çabuk çık buradan Alaz beyin sağı solu belli olmaz. Bir daha geleceği tutar ''
Sevil hanımın yardımıyla yatağın altından çıkmayı başardım.
''özür '' derken bir anda sözümü kesip '' Çabuk sonra '' dedi. Sevil hanım kapıyı açıp beni odadan çıkardığı gibi soluğu merdivenlerde aldım. Hızlı hızlı inip kendimi mutfağa nasıl attım bilmiyorum. Aslı bir o yana bir bu yana tırnaklarını yiyerek yürürken beni gördü.
Beti benzi atmış halde beni görünce '' yakalandın mı?'' diye sordu panikle.
Sandalyeye çökerken '' hayır'' dedim nefes nefese.
Aslı hemen bir bardak su verdi. Suyu, günlerdir susuz kalmış gibi içip '' Sevil hanım yetişti. '' dedim tek nefeste.
''E kimlik?'' diye sordu merakla.
Burukça gülümsedim.
''Alaz'' yazıyor dedim kısık sesle.
''Alaz Bozdağ.''
'' Siz ne sandınız!'' Sevil hanımın arkadan sert sesi bizi yerimizden sıçratırken asıl hesap vermemiz gereken yere geldiğimizi anladık.
Sevil hanım önce Aslı'ya dönüp '' Sen salak mısın kızım '' dedi. '' He sende akıl yok mu? bu nasıl bir dolap böyle. ''
Sonra bana dönüp '' Sen nasıl bu salağın aklına uyarsın. Alaz bey bir yakalasaydı seni ne olacaktı ha. Bunun suratından bir şeyler döndüğünü anlamasam seni odasında yakalasa ne hesap verecektin '' diye bağırmaya devam etti.
Benden hırsını alamamış olacak ki Aslı'nın kolunu sıkıp '' Sen benim başıma bela mısın?'' dedi kızgınlıkla.
O sıra da Mehmet amca yetişti imdadımıza.
''Deniz?''
Şaşkınlıkla bize bakan Mehmet amcaya can simidi gibi Aslı bir yandan ben bir yandan sarıldık. Adamı der top ettiğimiz gibi mutfaktan çıktık.
Salona geldiğimiz anda ikimizde Aslı'yla birbirimize baktık. Mehmet amcada şüpheyle bize bakıyordu.
''Siz bir şeyler mi karıştırdınız?''
Mehmet amcaya şaşkınlıkla baka kaldım.
O ise önce bana '' seni çocukluğunda beri tanıyorum Deniz. Sen bir kabahat işlediğinde yüzün bembeyaz kesilir''dedi.
Ardından Aslı'ya dönüp '' sende böyle tırnaklarını yersin '' dedi.
''Dökülün bakalım''
Bu olayı asla Mehmet amcaya söyleyemezdik. Benim için bile bu durum bu kadar zorken, onun yaşayacağı durum epey zorlaşırdı.
Fakat yine biri imdadımıza yetişmişti ama yetişen kişinin asla onun olmasını istemezdim.
''Deniz'' dedi sert bir ses tonuyla.
Başımı çevirip ona baktığımda beyaz hakim yaka bol gömlek, altına dar siyah pantolon giyen adamı gördüm. Saçları ve sakalları oldukça düzenli adam saatini düzeltiyordu.
''Amcam için ve kendin için bir kaç günlük eşya ayarla. Çiftliğe gidiyoruz''
Mehmet amcaya döndüğümde başını 'hadi' der gibi salladı.
Aslı hızla salondan çıkarken tekrar ona dönüp 'tamam ' der gibi başımı salladım.
Galiba bu bir kaç gün zor geçecekti.
-BÖLÜM SONU