Bu bölümde, Tark ve Tianlar'ın oluşum hikayesini anlatmakta. Yine Felicha'dan önceki tarihi ele almakta ve mitolojiyi kapsamaktadır.
Güneş tanrısı Helios ve eşi Perseis'ten olma kızları Kassandra, Tanrıça Athena tarafından insanlığın geleceği açısından tehlikeli olduğu için lanetlenerek yüzyıllar boyu "Begoka" adı verilen bir sandığa hapsedildi. Kassandra her geçen gün intikam ateşi ile yanıp tutuştu. İntikam hırsı onun gözlerini adeta kana bulamıştı. O sandıktan çıkmak ve yeryüzündeki insan ırkını yok etmek için çabalayıp durdu. Kendisine yardım etmeleri için cinleri ve iblisleri emri altına aldı. Kassandra'nın en yakın iki iblisi vardı; "Seberum ve Ahamel..."
"Seberum: Dünyadaki bütün cinlerin ve iblislerin efendisidir."
"Ahamel: Ölüler diyarındaki cinlerin ve iblislerin efendisidir."
Kassandra'nın o sandıktan çıkması için gerekli olan tek şey bir iki damla melez kanıydı. Bu kanı bulabilmek için Tanrı Hermes ( Alphonzo) ve bir Havva kızından ( Bayan Jimmy) olma kızları Kaily'e bulaştı. Kassandra emri altındaki iki büyük güçlü iblisleri olan Seberum ve Ahamel'i Kaily'e musallat etti... Kaily gün geçtikçe bu duruma karşı olmaya başladı. En yakın arkadaşı Sandra 'ya yaşadıklarını anlattı. Böyle yaparak rahatlamak istemişti fakat cinler Sandra'ya da musallat olmuştu.
Kaily henüz on dokuz yaşında ve hedefine ulaşmak için sınavlara çalışıp, hazırlanan bir kız çocuğuydu. Seberum ve Ahamel , Kaily'e bir türlü huzur vermiyordu. Sürekli olarak ona kötü kabuslar ve kötü günler yaşatıyorlardı. Bunu yapmalarındaki amaç, onu lanete bulaştırmak ve Kassandra'yı gün yüzüne çıkarmaktı...
Olayların ilerleyip son noktaya geldiği vakit, Kaily ve beraberindeki üç arkadaşı aynı günde aynı rüyayı görmüşlerdi. Hepsi birbirinden habersiz rüyalarının peşine düşmüş ve gitmeleri gereken geçide doğru yola çıkmışlardı. Geçide geldiklerinde hepsi birbirini gördü. Bu konu üzerinde durup, rüyanın gerçek anlamda peşine düştüler. Geldikleri geçit de Kaily ona seslenen sese doğru yürüdü. Ses, ince ve tiz bir kadın sesiydi; fısıldıyordu. Sesi sadece o duyuyordu. Bir kaç adım attıktan sonra büyük bir altın kapının önüne geldi.Kapının üzerinde bilmediği ama okuyabildiği bir yazı vardı. Aradan çok geçmeden kapının önünde bir bıçak ve ateş belirdi. Ses ona sağ elinin işaret parmağını kesmesini ve iki damla kanı ateşe damlatmasını söylüyordu. Kaily bunu yaparak lanetin ruhunun ona geçmesini kabul etmişti...
Lanet gün yüzüne çıktığında, dünya artık üzerinde yaşanılamaz bir hale gelmişti. Bütün insanlık neler olduğunu bilmeden, devletlerin hazırladığı sığınaklara yerleştirildi. Bütün tanrılar, bütün dünya kahramanları bu lanete karşı gelerek savaştı ama hiçbiri başaramadı...
Yaklaşık üç yıl boyunca lanet yok edilemedi. İnsan ırkı tehlikede ve yok olma aşamasındaydı. Bütün büyük devletler gücünü birleştirdi ve yer altında gizlice bir uzay gemisi ürettiler. Geminin adını Diriliş Kolonisi koydular. Gemi yaklaşık olarak sadece 500.000 insan alabilirdi. Hayatta kalan insan sayısının sadece yarısı...
Bütün Tanrılar ne yapacağını bilmez olmuştu. Umut tükendi derken bir yol gözüktü. Lanetin yok olması için bir tanrının kanı akıtılması gerekiyordu ve bu tanrı Hermes ( Alphonzo) olmuştu...
Kassandra, Kaily ve beraberindeki üç arkadaşını etkisi altına almıştı. Zaman onlar için kısıtlıydı. Eğer tanrılar ve diğer bütün kahramanlar onları kurtaramazsa yalnızca Kaily ve arkadaşları değil bütün insanlık yok olacaktı...
Atmosfer çok fazla zehirli gazın açığa çıkması sonucu gücünü kaybediyordu. Değil insanlık için, yaratılan bütün canlılar nefes almakta zorluk çekiyordu ve belki ilerleyen zamanda hiç nefes bile alamayacaklardı...
Tanrı Zeus ve Kassandra arasında bir savaş yaşandı. Kassandra o savaşı büyük bir galibiyet ile kazanmıştı. O savaş esnasında dünyanın en büyük nükleer enerji santrali patlamış ve etrafa çok yüksek oranlarda radyasyon yayılmıştı...
Çok fazla radyasyona maruz kalan o civardaki insanlar, insan dışı varlıklara dönüşmüş ve o bölge Tanrı Zeus tarafından tamamen yok edilmişti ama unutulan bir şey vardı; salgın çoktan yayılmıştı...