
İki ayrı kişilik, iki ayrı devlet ......
Yıl 4550...... teknoloji o kadar gelişmiştir ki artik derinin altına geçirilen çipler sayesinde silahlarını kendileri oluşturabiliyorlardi. Bu en çok silah tüccarlarının işine yaramıştı.
Bu yüzden zora düşen iki ayrı devletin askerleri birlikte çalışmak zorundaydı.
Peki bu birlikte çalışmanın getirileri ne olacaktı.
Bunun için özel olarak seçilen imparatorluktan Karen, krallıktan da Zen bu göreve atanmıştı.
Çünkü ikiside bu görev için biçilmiş kaftandı.
İkisininde üstün zekaları ve yetenekleri sayesinde , düşman inine sızacak ve iz bırakmadan görevi yerine getiricekelerdi. Bu ikisi tek başlarına bir ordu gibilerdi. İkisi beraber hareket ettiğinde karşılarında kim durabilirdi ki..
Peki ateşle barut yan yana ne kadar dayanabilirdi temas etmeden.
Aşka ne kadar direnebilirlerdi. Nihayetinde işlerinde ne kadar profesyonel olurlarsa olsunlar, onlarda insandı. Etten ve kemiktendiler.
Kalplerine ne kadar daha yenilmeyeceklerdiki?
Derler ki, bir ölümden birde aşktan kaçamazmışsın!
Peki onlar ne yapacaktı.
Birbirlerine canları dahil her şeyleriyle emanetken, kalplerinide emanet edebilirler miydi?
Aşkın gözü kördür derler ama
Bu onlar için geçerli değildi. Çünkü ikiside işinde ustaydı. Görevde duygulara yer yoktu.
Görev dönüşü belki bir olurları olur muydu bakarlardı.
Ama ya sabırlarının sonlarına gelirlerse ne olacaktı.
Ten tene temas etmeden dayanmak mümkün müydü?
Helede aşkları karşılıklıyken.
Bunu zaman gösterecekti..ama ne zaman işte onu bekleyip görecektik..

