5. Sapıkk

1003 Kelimeler
Hayranlıkla başlayıp korku ve tiksinmeyle devam eden Oktay beyi tanıma çalışmalarım ne yazık ki beni tam bir hüsrana uğratmıştı. Bende onu bir bok sanmıştım. Diploması olan sapık zihniyetli bir adamdı işte. Benden 22 yaş büyüktü nasıl beni görüp sevebilir evlenmek isteyebilirdi? Bu nasıl bir terbiyesizlikti? Her şey uygun şekilde olmalıydı. Tamam erkeğin yaşı sorulmaz önemli değil derlerdi de bu kadarda olmazdı. En azından ben istemezdim. Evlenmek gibi bir düşüncem yoktu ama olsa bile aynı kuşaktan aynı heyecanları hissedip yaşayabileceğim biriyle olmayı yeğlerdim. Oktay bey hayatta her şeyi görmüş geçirmiş yaşamış biri olarak benim içimde uhte kalmış heyecanlarımı bilemezdi. Beni anlayamaz yanımda yer alamazdı. Zamanında kendinin yaptığı çılgınlıkları yapmak istediğimde ona şuan anlamsız ve saçma gelecek beni de engelleyecekti. Böyle bir şeyi ne kendim nede bir başkası için istemezdim. Bugün Kamil hocayla konuşup bu işi nihayete erdirecektim. Derse girmeyi bile bir kenara atıp hemen Kamil hocanın odasının bulunduğu bloğa yöneldim. Kapıyı çalmamla gir sesini duymam ve kapı kolunu indirmem bir oldu. Bu kez kimse yoktu ve hemen içeri girip kapıyı kapadım. "Gel bakalım Asya bende seni arayacaktım. Henüz müsait olabildim kendime kahve alıyordum sende ister misin?" Kamil hoca 4 yıl boyunca babacan tavırlarıyla her zaman benim manevi babam olmuştu. "Zahmet olmazsa çok sevinirim." diyerek masanın önündeki koltuklara oturdum. Elindeki kağıt bardağı bana uzatıp "Seni dinliyorum" dedi. Yüzüne dikkatlice bakıp söylesem mi? Söylemesem mi? diye düşünüp konuşmaya başladım. "Kamil hocam bunca yıl beni tanıdınız biliyorsunuz." dedim. "Elbette sorun nedir?" "Oktay bey hocam." "Nasıl yani?" "Bayağı hocam Oktay bey bana çok tuhaf davranıyor tuhaf şeyler söylüyor beni şaşırtıyor ve utandırıyor." dedim. "Daha açık olabilir misin?" İlk günden beri aramızda geçen her konuşmayı detayına inmeden kısaca anlattım. Beni zaman zaman kaşları çatık dinleyen Kamil hocam "Merak etme Asya bu işi ben halledeceğim. Staj için istediğin bir yer kişi varmı ben bizzat görüşeceğim" dedi. Bende Evesin babasının şirketini söyledim. Durmaz hukuk Bürosu. "Ben yarın bir görüşme ayarlayıp sana dönerim bu arada sen Oktay ile konuşmaya görüşmeye çalışma ve telefonla da arasa sakın cevap verme " dedi. "Ama hocam yurtta odama kadar girmiş birde ben herkes değilim diyor. Ben ne yapacağım?" dediğimde "Merak etme şimdi Oktay ile görüşmeye gidiyorum bu işi bugün nihayete erdireceğim. Senin onun yanında staj yapmanı ben istedim ve bilgin dışında görüşüp kabul alan da bendim. Dolayısıyla sorun yaşadığında bunu halletmesi gerekende benim. Sen şimdi yurduna git ve sakın ola derslerini aksatma. Son dönemde yine bir derece bekliyorum senden beni yanıltmayacağını düşünüyorum" diyerek beni şaşırtmadı. Kamil hoca benim lokomotifimdi. Ne zaman güçten düşsem yorulsam vaz geçecek gibi hissetsem hemen bana kol olur omuz olur beni dimdik ayağa kaldırır yola geri sokardı. Hayatınızda size lokomotif olan insan varsa siz çok şanslı biriydiniz. İçimde inşallah dualarıyla hocamın yanından ayrılıp derslerime girmek için diğer boğa yürüdüm. Karşıdan gelen Enes ile selamlaşıp olanları kısaca konuştuk ve babasının şirketinde staj yapmak istediğimi söylediğimde bana gülen gözlerle baktı. "Çok sevindim seninle yan yana çalışma fikri beni ateşliyor." dedi. Enesin yaşına rağmen ölçülü oluşu ve sınırlarını her zaman bilişi Oktay beyin böylesine pervasız oluşuyla karşılaştığında daha iyi hissettirmişti.Erkeklerle babam ve ablamın eski eşinden sonra iyice açılan aram onlardan uzak durmama sebep olmuştu. Hocalarımla bile hep bir mesafeli duru yerimi hep bilirdim. Enes hiç bir zaman o sınırı geçmedi. Belki de ona güvenmemin sebeplerinden biride buydu. Oktay bey ise kendine olan güveni ve kocaman egosuyla sınırımı görmezden gelmiş üstelik benimsin evleneceğim falanda filan demişti. Sanki bana sormuş ve onay almış gibi. Yurttaki odama girdiğimde karşımda bacak bacak üstüne atmış bir Oktay bey beklemiyordum. Tüylerim diken diken olup tüm vücudumu bir korku kaplamıştı. Bu adamın yine benim odamda yatağımda ne işi vardı? "Siz gene odamda ne arıyorsunuz?" "Asyam Asyam Kamil ile konuşup senden vaz geçeceğimi mi sandın?" "....................." "Kamil bana söylediklerini ve istediğini söyledi. Durmaz Hukuk bürosunu istiyormuşsun öyle mi?" ".........." dikkatle mimiklerini vücut dilini çözmeye çalışıyordum. Mesleğim gereği bir kaç ders almıştım. Sanırım kıskanıyor ve sinirleniyordu. Her ne kadar sakinliğini korumaya çabalasa da bu halinin geçmesi an meselesiydi. "Oktay bey lütfen odamdan çıkar mısınız?" "Bana bunları açıklamadan hiç bir yere gitmiyorum." "Size açıklama yapmak zorunda değilim." "Zorundasın kedicik." "Bana tuhaf isimler takmayın hoşlanmıyorum." "Ben seviyorum." "Ben sevmiyorum." "Hasan Durmazla çalışma aizin vermiyorum." "Sizden izin aldığımı sanmıyorum." "Asyaaa!!" "Oktay beyyyy!!!" "Oktay daha iyi olurdu sanki?" "Yaşınıza saygısızlık etmek istemem. Netice de babam yaşındasınız." beni vurmasa iyi ama bu adam çıldırmış olmalı kahkaha atıyor. "Belki de sahip olamadığın baban olmak istiyorumdur." bir anda zaman durdu . Bunu nasıl bilebilirdi? Bu nasıl olabilirdi? Bu mümkün müydü? Gerçi adamın işi buydu eminim benim hakkımda benim bile bilmediğim bir sürü bilgiye sahipti. "Siz özel hayatın gizliliği ilkesini ihlal ettiğinizin farkında mısınız? Ve bu bir suç" "Biliyorum ama yanımda çalışacak ve evlenmeyi düşündüğüm kadınımın hayatını araştırmamı kimse yadırgamayacaktır." "Yeter artık evleneceğim deyip durmayın. Öyle bir şey olmayacak." "Emin ol kedicik olacak." "Allahım sen sabır ver." "Şimdi yarın sabah 9 da ofisimde oluyorsun sigorta girişini halledip maaşını konuşuyoruz ve sen stajına başlıyorsun. Sana Azrail sözü veriyorum stajın boyunca aşırı hiç bir davranış söz ve ima da bulunmayacağım" dediğinde inanamadım. Nasıl bir çark etmekti bu böyle. "Üzgünüm Oktay bey ama Durmaz Hukuk bürosuyla telefonda konuştum. Yarın bizzat gidip yüz yüze görüşeceğim. "Siktirme bana Durmazını da Hukuk bürosunda ." dediğinde bayrakları açma vaktinin geldiğini anlayıp sabrım kaynayan süt gibi taştı. "Bana bak sabrımı zorlama şimdi odamdan defolup gidiyorsun ve daha da gelmiyorsun ne aptal adamsın ya nasıl avukatsın sen. Cümle arasındaki mesajları alamıyor musun? SENİ İSTEMİYORUM ÇALIŞMAYACAĞIM SENİ GÖRMEYE DAYANAMIYORUM. HATTA DOĞRUSU BANA İZİNSİZ DOKUNUP ŞUAN YAPTIĞIN GİBİ ODAMA İZİNSİZ GİRDİĞİN İÇİN SENDEN NEFRET EDİYORUMMMMMMMM!!!!!" Yüzüme uzun uzun baktı ve yamuk ağız gülüp kapıdan çıkıp gitti. İllaki hakaret mi etmek gerekti. Odamın kapısını çıkarken ve girerken kapatacak hatta kilitleyecektim. İkinci bir Oktay vakası ile yaşayamazdım. Kaç yaşında adam ergen çocuklar gibi beni istiyor olmaz deyince de çıldırıyordu. Artık Oktay beyden kelimenin tam anlamıyla korkmaya başlamıştım. Sürpriz yumurta gibi nereden çıkacağı belli olmayan biriydi. Sabah alarmımın sesiyle hemen yataktan fırladım ve okula gitmek için hazırlanmaya başladım. Telefonuma gelen mesajla yerimde durdum. "Azrail: Aşağıda seni bekliyorum 2 saat sonra duruşmamız var ona göre giyin 😘" yazan bir mesaj göndermiş sonuna da öpücük atan emoji eklemişti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE