Tokadın etkisiyle mi bilinmez suratında tuhaf bir gülümsemeyle ellerimi sırtında birleştirip tutmuş bana iyice yaklaşıp gözleri kapalı beni koklamıştı. Bu adam manyaktı ve ben korkmaya başlamıştım.. Burnunu boynuma sokup koklayınca neye uğradığımı şaşırdım. Aklıma gelenle dizimi kaldırıp kasıklarına doğru bastırdım.
"AHHHHH" diyerek ellerimi bırakıp kasıklarını ovalamaya başlayınca hemen kucağından indim ve kapıyı açıp arabadan dışarı çıktım. Kasıklarını ovalıyor ve inliyordu.
"Seni yaramaz fare bunu ödeyeceksin. Bebeklerimizden ne istedin ? " dediğinde gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Bu adamın hayal dünyası akıl alır gibi değildi. Hala bebek diyordu. Hadım edecektim o olacaktı. Pis sapık babam yaşında benden bebek yapacak öyle mi ben sana sorarım deyip kapıyı çarptım ve ardıma bile bakmadan yürüdüm. Arabanın kapısı açık olduğundan arkamdan söylenmesini duymuştum.
"Seni hafife almışım ama bu hallerini ayrı sevdim.Bana bak küçük fare senden hoşlandım ve seni benden daha iyi bir avukat yapacağım. Üstelik sonrasında karım olacaksın. O yüzden bugünü ve yaptığını heyecanına veriyorum. Şimdi git bakalım ama yakında ofisimde görüşürüz" dedi ve ben adımlarımı hızlandırdım.
Bu adam kafayı yemişti manyaktı sapıktı herşeydi. İşinde iyi olabilirdi duayen olabilirdi ama insan değildi bir kere. Sırf güçlü ve statü olarak benden üstte diye bana tüm yaptıklarını yapamazdı.Bunu nasıl yapacağımı bilmiyordum ama düşünmeli ve bu işten daha fazla zarar görmeden bir an evvel kurtulmalıydım. ayarda gelmiş hemen yukarı çıkmıştım. Odamın kapısını kilitleyip hemen telefonuma sarıldım. Kamil hocamı aradım ama şu saatte adamı panikletmemek için hemen kapadım. Çaldığı için
"Yanlışlıkla aradım hocam özür dilerim" diye bir mesaj atıp Enesi aradım. Bir kaç kez çalan telefon açılmayınca vazgeçip kulağıma kulaklığımı takıp yeniden müzik dinlemeye ve derslerime odaklanmaya çalıştım. Yaptığım en iyi şey ne olursa olsun derslerimi aksatmamamdı. Ben buydum. Yan tarafımdaki telefonun titreyişiyle Enesin aradığını görüp hemen açtım.
"Alo Asya beni aramışsın yemekteydim telefonum odamda kalmıştı şarjda üzgünüm ." diye kendini açıkladı.
"Sorun değil."
" Beni bu saatte neden aradın?"
"Enes seninle konuşmam gerekiyor."
"Şimdi mi?"
"Yooo hayır yarın okulda."
"Sorun nedir? Yada kim mi demeliyim?"
"Lütfen Enes yeterince şaşkın ve üzgünüm."
"Konu o orospu çocuğu değil mi? Sana demiştim Asya o bir pislik demiştim."
"Biliyorum demiştin haklısın ama şimdi telefonda bu konuyu konuşmak istemiyorum."
"Tamam sabah seni yurttan gelip alırım kaç gibi çıkıyorsun?"
"Sabah ilk dersim boş 10 gibi beni almaya gelebilirsen ama dersin varsa sorun değil."
"Önemi yok Asya yarın sabah görüşürüz." diyerek telefonları kapadık. Kalbim korku ve endişeyle çırpınıyordu. Elimde bir kitap uyku öncemi değerlendiriyordum.Gözlerim ağırlaşınca hemen yatağa uzandım ve üzerimi örtümü çekip uykuya daldım. Oktay beyin yaptığı kabul edilebilir bir şey değildi. Bana samimice hislerinden bahsetse ve öyle yaklaşsa etkilenebilirdim oda belki ama bu şekilde yanımda ölse dermanı bende olsa vermezdim. Yaptığı düpedüz saygısızlık beni hiçe saymaktı. Onunla çalışmak güzel ve ulaşılmaz bir hayal gibiydi ama şimdi düşününce kimse kusursuz değildi ve Oktay bey belki de en kusurlumuzdu. Sabah uyanıp hemen üzerimi giyinip hazırlandım ve kafeteryaya inip sert bir kahve aldım. Saat 9:30 olduğunda kafeteryadan çıkıp dış kapıya doğru yürüyordum ki Oktay beyin arabasını yine otoparkta görünce kan beynime sıçradı. Bu adam akşam evine gitmemiş miydi? Yada sabahın köründe mi buraya gelmişti? Delirmiş olmalıydı? Kaçan kovalanırı ciddiye alıp kapris yaptığımı mı sanıyordu acaba? Arabaya dikkat ederek çıkışa yöneldim ve karşıdan gelen Enesin arabasıyla biraz rahatladım. Elimi kaldırıp yerimi belli etmemle ardımdaki hareketlilikle döndüm ve hoppp Oktay bey gözleri fıldır fıldır bana bakıyor .
"Ne yaptığını sanıyorsun sen?" derken çok ciddiydi.
"Arkadaşımla okula gideceğim ne oldu?"
"Ben varken seni başkası bırakamaz."
"Ya sen başıma bela mısın be adam?"
"Vay canına tam bir kedicik." ağzının ortasına bir çarpacaksın görecek kediyi fareyi.
"Size iyi günler" deyip ardımı dönmemle Enesin arabasından inip yanımıza adımlaması bir oldu ki Oktay bey belimden sıkıca kavrayıp beni kendine yapıştırdı.
"OOOO kimler varmış burada?"
"Çek o ellerini Asya'nın üzerinden."
"Müstakbel nişanlıma dokunurken senden izin almayacağım delikanlı." ne ne ne neeeeeeeeeeeeeeeeeeee?
"Oktay bey demin ne dediniz?" güldü ama bu kes sesini gülüşüydü .
"Sevgili nişanlım neden sordun?"
"Pardon da biz ne ara nişanlandık? Hayır benim haberim yokta bana haber vermeyi mi unuttunuz acaba?" bakışlarıyla beni resmen yedi adam.
"Kızı rahat bırak senin nasıl bir pislik olduğunu bu camiadaki herkes bilir."
"Tıpkı baban gibi ." kışkırtıyor.
"Enes istediğini ona verme sakin ol" dedim elimle ona dokunmaya çalışıyordum ama lanet olasıca sanki son anımız gibi sımsıkı tutuyor nefesimi bile zor almamı sağlıyordu.
"Sevgili nişanlımı dinle ve bas git delikanlı yoksa canını yakarım hemde çok fazla babana dek gider bu durum bilgin olsun" dediğinde bir nebze korktum.
"Enes tamam sen git ben Oktay beyle geçerim okula" dedim kaş göz ederken. Enes anlamıştı ama sanırım beni bu pislikle baş başa bırakmak istemiyordu. Söylemlerim hoşuna gitmiş olacak ki tutuşu biraz gevşedi. Hemen elleri arasından kurtulup yanına geçip Enes'i göndermeye çabaladım. Benim yüzümden sorun yaşasın istemiyordum. Tek suçu 3 yıldır beni sevip hayatına başkasını almaması olan Enes'e yaptığım haksızlığa da ayrı üzüldüm. En azından onu daha önce fark edip dikkat etseydim.Ben hayatıma o kadar odaklanmıştım ki etrafımdaki herkese ve her şeye kör ve sağırdım.
"Tamam Asya sen nasıl istersen . Sen iyi olacak mısın?" dediğinde
"Evet beni merak etme" dedim. Enes istemeyerek te olsa yanımızdan ayrıldı. Oktay kazanmış olmanın verdiği gururla kapımı açıp binmemi bekledi. Bende sinirle içeri girip oturdum ve kemerimi taktım. Kendisi de yerine oturunca hareket ettik.
"Biliyor musunuz? Şu yaptıklarınızı çirkinleşmeden yapmış olsanız belki kollarınıza koşabilirdim ama demedi demeyin şu saatten sonra beni assanız da sizinle olmam" dedim dürüstce. Bana dikkatle bakıp yola döndü.
"Merak etme seni ikna edene dek durmayacağım."
"Hadi bakalım hodri meydan." diye karşılıklı restleştik. Bu işin kazananı kim olurdu belli değildi ama şimdiden canım sıkılmıştı. Enes ile bir an evvel konuşmalıydım.Araba fakülte binamın önünde durduğunda kemeri açmak için uzattığım elime dokunan elle durdum.
"Senin çalışkanlığın dobralığın ve asiliğin beni etkileyen özelliklerinden bazıları. Seni yakından tanımak istemem normal ama yaşım ve senin de asiliğin neticesinde bulunduğumuz yerdeyiz. Şimdi seni rahat bırakacağım ama sanma ki senden vazgeçeceğim. Sadece normal stajını yapacak ve gerçek beni tanıyacaksın. İşte o zaman elimde yüzüğümle sadece senin önünde diz çöküp bana evet demeni bekleyeceğim. Şimdilik hayatını inşa etmeye çabalamanı izleyeceğim. Her ne kadar hislerime yenilsem de senden çok hoşlanıyorum küçük kızım" diyerek elini elimden çekti ve geri çekildi. Hissetiklerini bütün çıplaklığıyla önüme seren adamla ne yapacağımı ne diyeceğimi şaşırmış halde bakakalmıştım. Halim hoşuna gitmiş olmalı ki gülümseyerek
"Geç kalacaksın bence artık inmelisin" dediğinde kendime gelip hızla arabadan çıktım. Daha doğrusu kaçtım. Ardıma bile bakmadan koşarak oradan uzaklaştım. Neler demişti öyle inanamıyorum. Hayatımda ilk gördüğüm biri ne saçmaydı. Hoşlanmak evlenmek manyaktı bu adam sapıktı bir kere .Bana iznim dışında dokunmuştu...