Yurttan içeri girdiğimde kafeteryada durup bir şeyler yemiş ve odama öyle geçmiştim. Yapmam gerekenler olduğundan odada yemekle uğraşmak istememiştim. Hemen odama geçip üzerimi değiştirip saçımı tepeden topladım. Sütyenini çıkartıp rahat bir crop ve şort giyip yatağa kuruldum ve kulağımda kulaklıklarla biraz kendimi dinlendirmeye çalıştım. Sırt üstü yatağa uzandığımda bütün gün oradan oraya koşturmamın verdiği yorgunluğu tüm benliğimde hissettim. Kulağıma gelen şarkının ritmi ve sözleriyle mırıldanmaya başladığımda ellerimle sanki gitar çalar gibi yapıp kıpırdanmaya başlamıştım. Kendimi kocaman bir sahnede hayal edip sanki dinlediğim şarkıyı çalıyor ve söylüyor gibi hareketler yapıyordum. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama elime değen bir şeyle korkup gözlerimi açtığımda karşımda Oktay Tuna gözlerinde anlamını bilmediğim bir şekilde bana bakıyordu. Yatağımın yanında durmuş tepeden bana bakıyordu. Bu adamın benim odamda ne işi vardı? Yurttan içeri veliler bile giremezlerdi de bu adam buraya odama kadar nasıl girmişti? Neler oluyordu? Yataktan hızlı bir şekilde kalktım ve tam karşısına dikildim. Kulaklıklarımı boynuma indirip kaşlarım çatık yüzüne baktım. Oda beni süzüyordu hakkı var gibi .
"Buraya nasıl girdiniz?" eliyle kapıyı gösterdi ama konuşmadı.
"O kesin yurdun içine odaların olduğu bölüme dolayısıyla odama nasıl girebildiniz? Bu yasak veliler bile giremiyor?"Güldü gıcık şey.
"Beni herkesle karıştırmamanı tercih ederim zira hiç bir zaman herkes gibi olmadım." ukala pislik.
"Bakın burası benim odam ve ben sizi odama almadım dolayısıyla izinsiz burada bulunuyorsunuz dışarı çıkar mısınız?" Bana doğru bir adım attı ama koca adam olduğundan bir adımı benim 2 adımıma eşit ve ben dizlerim yatağa deyip yatağa oturdum.
"Kapıyı çaldım ama sen (kulaklığımı işaret edip) duymadın ve bende girmek zorunda kaldım. Dolayısıyla burada olmam senin de hatan." şimdi düşüp bayılacağım.
"Oktay bey sizin burada ne işiniz var? " söyle de git artık. Karşı savunmamı beklememiş gibi kaşları havalanıp bana doğru eğildi ve gözlerimi gözlerine esir edip konuştu.
"Bana bak ufaklık seni almaya geldiğimde arabama binmeyip bana tavır takınan seni cezalandırmaya geldim. Asıl senin derdin ne?"
"Benim sizinle bir derdim yok olamazda Oktay bey. Ben sadece bir stajyerim hakkım olmayan hiç bir şeyi sizden talep etmem. Siz sanki özel şoförüm gibi beni okula getirip götürüyorsunuz. Sizce bu ne kadar doğru?"
"Buna ben karar veririm işin o kısmı beni ilgilendiriyor."
"Hayır yanınızdaki ben olduğumdan asıl beni ilgilendirir.Benim sizden böyle bir talebim olmadı. Okulda herkes sizin arabanızdan inerken beni gördü ve bu yarın büyük bir dedikodu olacak. Ben şu zamana dek başarılarım dışında hiç bir şekilde gündemde olmadım. Lütfen çizgimden çıkmamı sağlamayın."
"Anladım daha dikkat edeceğim." adam şaka gibi ne dikkati be uzak dur benden. Eğer Kamil hoca arada olmasa stajı falan boş vereceğim nasıl bir narsistse beni daha şimdiden delirtiyor.
"Şimdi neden buradasınız?"
"Seninle konuşmam lazım. Telefonun ulaşılamıyordu mecburen geldim yani. Hadi üzerini değiştirde yemekte konuşalım." emretmesine ayrı gıcığım.
"Oktay bey buraya gelip emri vaki yaparak beni bir şeylere zorlayamazsınız. Ben sizinle staj yapacağım ama bu beni 24 saat göreceksiniz demek değil."
"Aslında çok mantıklı belki aynı evde kalsak daha hızlı öğrenirsin ve ikna olursun" kendi kendine konuşur gibiydi.
"Ne demek aynı ev?"
"Bana taşınman gerekiyor Asya." yüksek sesle kahkaha attım.
"Ya kusura bakmayın ama şaka gibi bile değilsiniz. Ne demek ya size taşınmak? Altı üstü 6 ay staj yapacağım bu kadar geriliyorsanız hemen başka bir avukatla görüşebilirim .Size sorun çıkartmak istemiyorum. " dediğimde yüzü karardı ve bacağımın arasına dizini koyup üzerime doğru iyice eğildi. Neredeyse tek vücut olacaktık. Ensemden yukarı doğru uyuşma hissi ve bedenimin yanışıyla yanaklarım kızardı ve sütyensiz meme uçlarım sızladı. Daha önce hiçbir erkekle bu kadar yakın olmamıştım. Enes bile yaklaşmak istediğinde köşe bucak kaçıyordum. Bu onu sevip sevmememle alakalı değildi. Sadece hedeflerime giden yolda hiç bir engel istemiyordum. Ve bir erkek arkadaş hatta kendini bilmeyen eğlence meraklısı kız arkadaşa bile tahammülüm yoktu.
"Şuan ne yapıyorsunuz?" Durumumuzu yeni fark etmiş gibi üzerimden gölgesini aldı ve bir adım geri gitti.
"Özür dilerim Asya bir an kendimi kaybettim."
"Lütfen gidin artık." yatakta yatan bana dikkatle bakıp hızla dışarı çıktı. Kapanan kapıyla nefesimi koyverdim. Az önce burada ne olmuştu? Adam izinsiz odama girmiş birde cezalandırma aynı evde yaşamak demiş üstelik birde kendi yatağımda beni taciz etmişti. Bu adamla yollarımı ayırmalıydım yarın Kamil hocayla konuşup stajımı başka yerde yapmak için görüşecektim. Bu böyle olmazdı ses çıkarmazsam ne olacağını kestiremiyordum ve bu bilinmezlik canımı sıkmıştı. Odamın kapısını kilitleyip bu kez pikeyi üzerime örtüp gözlerimi kapadım. Yapacaklarım bile umurumda değildi.
Sabah alarmın sesiyle yataktan fırlamıştım ve hızla yurttan çıktım. Otobüs durağında beklemeye başladığımda gelen otobüsle herkesle beraber binmiş ve kampüse doğru yola koyuldum. Bugün ki planlarım arasındaki Kamil hocayı ilk sıraya koyup boş dersim olmasına rağmen hemen odasına doğru yürüdüm. Kapıyı tıklattığımda "Gel" sesiyle kapıyı açıp içeri girdim. Başımı kaldırdığımda karşılıklı kahve içen Kamil hoca ve Oktay beyle afalladım.
"Gel Asya gel Oktay bey ile senin stajın hakkında konuşuyorduk. Senin ne kadar parlak bir avukat olacağını konuşuyorduk." dedi.
"Öyle mi? Ne güzel ama sizinle konuşmam gerekiyordu Hocam." dediğimde elindeki kahve fincanını haspaya koyup dikkatini bana verdi.
"Seni dinliyorum Asya?" ama benim Kamil hocayla yalnız konuşmam gerekiyordu.
"Sizinle özel olarak konuşabilir miyiz hocam?" dediğimde Oktay beyde yerinde kıpırdandı ve Kamil hoca da ona dönüp baktı ne var? der gibiydi bakışları.
"Özel demek. o halde şöyle yapalım şimdi gördüğün gibi misafirim var daha sonra ben seni arayıp haberleşelim" dediğinde başımla ok deyip dışarı çıktım. Kapıyı kapayıp nefesimi koyuverdim ve amfiye gidip derslerime girdim. Tüm gün o ders senin bu ders benim amfiler arası koşturmuş deli gibi aklımda dönen kanunlar maddelerle beynim peynirleşmişti. Biran evvel kahve içmeli ve kafamdaki sis bulutunu yok etmeliydim. Derslerimin bitişiyle hemen toparlanıp kendimi kafeteryaya attım ve espresso alıp durağa doğru yürümeye başladım. Kulaklığı kulağıma takıp müzik dinliyordum. Her gün muhakkak bir kaç kez son ses dinlediğim şarkı ve şarkıcıyla kendimi kaybetmiş gibi yürüyordum. Durakta durup kahvemin tadını çıkardım. Kulaklığıma basıp yine aynı şarkıyı söyleyip gelecekteki başarılarımı düşünüp şarkıyı içimden bağıra bağıra söylemeye başladım.Elim dizimde oturduğum t-yerde gözlerim kapalı şarkıya eşlik ediyordum. Durak epey kalabalıktı alışık olduğum şeyle sorun olmadan beklemeye devam ettim. Karşıdan gelen otobüsle yerimden kalkıp sıraya girdim ve otobüsün durmasıyla hareketlenen kalabalığa karışıp hemen otobüse bindim. Yurdun oradaki durakta durduğumuzda herkes gibi bende inip kendi bloğuma doğru yürümek için kapıya doğru adımlamıştım ki arabasına dayanmış Oktay bey ile yerimde çakılıp kaldım. Adam yememiş içmemiş ne işi varsa buraya kadar gelmişti. Görmezden gelip geçecekken kolumdan tutup beni kenara arabasına doğru çekti. Yanımızdan giden kızlar bize bakıyor mırıldanıyorlardı. Ne düşündüklerini anlamak için alim olmaya gerek yoktu.
"Durun ne yapıyorsunuz?"
"Hemen şu arabaya bin küçük fare."
"Ne faresi ya saçmalamayın."
"Arabaya bin Asya konuşacağız."
"Benim sizinle konuşacak bir şeyim olamaz."
"Ama benim var ." Beni dinlemeyerek arabasının kapısını açıp beni öne oturttu ve kendi de binip kontağı çevirdi. Yalan olmasın çok korktum. Aklım çıktı ben bir garip kızım ne anam var ne babam bir garibim yani bu adam beni kesse ne yaptın diyecek kimsem yok ardımda. Ablam var ama ablamda acaba dermiydi ki?
"Bu yaptığınızın ne olduğunu biliyorsunuz değil mi?"
"Bana mı diyorsun? Yıllarımı bu işlere harcadım."
"O halde derdiniz ne sizin?"
"Sensin Asya sadece sen." Manyaktı bu adam. düpedüz manyaktı.
"Bakın Oktay bey ne oldu ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama yaptığınız çok yanlış. Lütfen arabayı durdurup inmeme izin verin."
"Beni dinlemeden ve aklındaki o saçma fikirden kurtulmadan bunu yapamam."
"Ne fikri?"
"Benden gitme fikri tabii ki. Aklından geçenleri anlamadığımı mı sanıyorsun sen?" bu nasıl olabilirdi?
"Ne dediğinizi anlamıyorum."
"Sabah sabah ilk iş Kamilin yanına hocanı özlediğinden gelmiş olamazsın değil mi?" bildiği şeyleri sorması da ayrı bir saçmalık.
"Bakın benim hocamla konuşmam gereken konu neden size bağlanıyor? "
"Çünkü sen stajını bırakmak yada başka yerde yapmak için Kamilden onay almak için oradaydın."
"Pardon da yaptığınız şeyin sonuçlarını bilerek yapıyor sonrada neden niçin diye beni mi sorguluyorsunuz? Buna hakkınız yok."
"Biliyorum ama senin gitmene asla izin vermem."
"İzin almıyorum zaten"
"Stajını başkasının yanına alamazsın . Sen BENİMSİN." Şimdi kafasını patlatacağım görecek kimin mişim?
"Aaaaa yeter be evet sizinle staj yapmak istemiyorum haklısınız. Bana iznim dışında yakınlaşıp dokunan kararlarıma saygı duymayan sosyal statü yada konumunu üzerimde güç olarak kullanmaya çalışan birinin yanında durmam." ohh rahatladım.
"Dürüst olman hoşuma gitti ama vazgeçmeyeceğim."
"Bende sizinle staj yapmayacağım."
"Yapacaksın."
"Yapmayacağım."
"Yapacaksın."
"Yap ma ya ca ğımmmmm" dememle arabanın sertçe durması ve kemerin sesi ve birleşen dudaklarımızla ne oldu anlamaz halde Oktay beyin kucağındaydım. Beni sıkıca tutmuş deli gibi öpüyordu. Ben şaşırmış halde sadece ellerim omuzlarında durmuş beni öpmesini bekliyordum. Kafamın üzerindeki ampulle kendimi zorla geri çekip tokadı suratının ortasına çaktım....