Çiseleyen yağmura gülümseyecek kadar kör değildi gözlerim, yaş yerine kan atıyorlardı bu aralar zaten. Kendi satırlarımı veya bir başkasının içinde kaybolup, dudaklarım acıya ne kadar gülümse semde sahte ışıklarının gözlerimi almasını bir türlü müsaade edememiştim. Rasena Yinbi vücuduna açılan yeni bir yarayla inledi ve kurumuş dudaklarını kan dolu ağzının içine alıp ısırabildiği kadar sert ısırdı. Ses çıkarmamalıydı. İnlerse veya çığlık atarsa zehirle cezalandırılırdı yoksa. Hanımefendi sessizliği severdi. Böylece her kesikten çıkan o sesi, birbirinden ayrılan etinin ardından dökülen kanın akışıyla aynı anda duyabilirdi. "Bugün yine çok uzun çocuğum." Dedi Hanımefendi ve şişman parmaklarının arasındaki neşterle genç kızının yüzüne, gözünün hemen altında başlayan ve çenesine kadar uzana

