Uykunun beni yakalaması, düşünce bahçemde koşan zihnim yüzünden oldukça zor oluyordu. Bahçe dediğime bakmayın. O bahçede güller değil dikenli otlar yetişiyor. Her attığım adımımda çıplak ayaklarıma yeni bir yara açan zehirli dikenli otlar. Ne ara uykuya daldığımı hatırlamıyordum ama gözlerimi araladığımda hala karanlık olan odadan, kısa bir süre uyuduğumu anlamıştım. Zaten çok da uyku denemezdi ona. Daha çok uyku ve uyanıklık arasında geçen rahatsız birkaç saatti. Beni neyin bu kadar rahatsız ettiğini anlamak için vücudumdaki seslere kulak astım. Ah, midem! Açtım, o yüzdendi bu aptal rahatsız his. Gözlerim mışıl mışıl uyuyan O'na dokununca neden hiçbir şey yapmadan bu adamın sözlerini dinlediğimi anlamaya çalışıyordum. Elbette birkaç saniye almıştı cevabını bulmam. Hiçbir şey umuru

