Murat'ı ilk o gün görmüştüm. Ama sıradan biri gibi. Köydeki yaşam gibi değildi şehir ortamı. Ne istersen ayağına geliyordu. Bizim çeşmelere gidip içmek için bidonlara doldurduğumuz sular bile koca bidonları omuzlarına yükleyen birileri tarafından kapına kadar getiriliyordu. Haliyle köyden ilk kez çıkan benim için başlarda tuhafıma gitse de zamanla alışmıştım. Bu yüzden de Murat’ı o gün gördüğümde pek üstünden durmadım. Sıradan taşıyıcı biri gelip gitmişti. İşin aslı amcamlarla kaldığım o süreçte, kiminle karşılaşsam kiminle tanışsam herkes gözümde renksizdi. Özüm olanların dışında kimseyi merak etmiyor, irdelemiyordum. Erkek yahut kadın, bu da kimmiş diye sormazdım. Bazen yengem laf olsun diye anlatırdı. Onun dışında gelen gelir, gözlerim görür, zihnim gördüğünü hemen unuturdu. Hatta yen

