Işık: Şu an bir kitabın içindeyiz ve sen bu kitabın tek güzel şeyisin
Işık: Oh söyledim sonunda
Çağrı: Ne?
Çağrı: WPMCOEMCOSNCOENXOWDÖ
♧♧♧
Gözlerimi kocaman pörtletip derin nefes aldım. "Salak Işık çocuk nasıl inansın sana? Hem daha sen bile buna inanamıyorsun!"
Kendi kendime söylenirken derin nefes alıp hızla açıklama yapmaya koyuldum.
Işık: Yaa ilahi ben çok komiğim oemckdnxksmd
Işık: Komedyen falan mı olsam yaa osmcdkncos
Çağrı: Valla beklemediğim anda geldi
Çağrı: Ama iltifatın güzeldi ;)
Ani bir ne yazdığımı unutma vakası yaşasam da hemen birazcık geriye gidip okudum. Ve evet, bir kitap karakterine rezil olmadığım kalmıştı. Artık ona da rezil olduğuma göre hiç normal olmayan yeni hayatıma devam edebilirim.
Çağrı yanaklarımın kızardığını bilmese de hissetmiş gibi mesaj yazmaya koyulmuştu. Hemen onunla olan konuşmalarımızdan çıkıp sanki görecekmiş gibi Kuzey'e mesaj yazmaya koyuldum.
Işık: Kuzey lütfen yanıma gel sana çok ihtiyacım var
Işık: Yemin ederim bir daha senin tişörtlerini çalmayacağım canım abim ❤
Işık: Bundan sonra annemin en sevdiği çocuğu sensin söz
Işık: TeamKuzey
Mesajlar tek tik olurken beynim zonkluyordu. Olayların saçmalığına mı şaşırsam yoksa Kuzey'i özlediğime mi üzülsem karar veremiyordum ama birkaç saniyeye ağlama krizine gireceğim kesindi.
On dakika önce hayal bile edemeyeceğim bir şey olmuştu ve kendisini kitap perisi olarak tanıtan bir kadınla konuşmuştum. Bir de kitabın içine girmişti!
Ve şu an kitap karakteriyle konuşuyordum. Onların haberi yoktu tabii ki kitap karakteri olduklarından. Keşke olsaydı. Belki çıkmama yardım ederlerdi.
Bildirim sesi odada yankılandığından artık mesaja bakmam gerektiğini hissediyordum. Bir nevi kendimi kandırmaya çalışıyordum 'o sadece bir kitap karakteri' diye ama pek işe yaradığı söylenemezdi.
Çağrı: Şaka yaptım utanmana gerek yok
Çağrı: Bu arada tanışamadık. Ben Çağrı
Işık: Bir an saçmaladım, kusura bakma...
Çağrı: Sorun değil ...?
Işık: ...?
Çağrı: O üç noktaya adını koy diye şey etmiştim
Işık: Hee
Işık: Adım Işık
Çağrı: Memnun oldum Işık
Işık: Ben de memnun oldum Çağrı
Çağrı: Derse gelmiyor musun? İlk derste yoktun sanırım
Işık: Kendimi kötü hissettim ve evime döndüm
Çağrı: Korkuyor musun?
Işık: Neden bunu sordun?
Çağrı: İnsan yeni bir ortama girince ister istemez korkuyor. Korkup kaçtığını düşündüm de
Işık: Çok düşüncelisin ama konu bu değil
Işık: Sadece... hasta hissettim o kadar
Çağrı: O zaman dinlenmen en iyisi olur
Işık: Evet, senin de derse girmen en iyisi olur
Çağrı: Tanıştığıma cidden memnun oldum Işık. Umarım okula geldiğinde de konuşabiliriz
Işık: Benim ne kadar memnun olduğumu bile bilemezsin yiğidim
●iletilemedi
Işık: Umarım :)
Işık: İyi dersler
Çağrı: Teşekkürler :)
Telefonumun ekranını kapattım ve tavana baktım. Kendimi kocaman bir boşlukta hissediyordum. Bu yaşanılanlara alışmam imkansızdı. Az önce resmen Çağrı ile mesajlaşmıştım ve o kitap karakteriydi.
Delirmiş gibi hep aynı şeyi düşünüp duruyordum ama yapacak bir şeyim yoktu. Zaten çok zeki bir kız da sayılmazdım. Kendimi bir odaya kapatmış öylece düşünürdüm. Hiç yararlı şeyler düşünmezdim. Kim gerçekten dünya için yararlı şeyler düşünüyordu ki?
Çatlayan başımı ovuşturup yorganımı iyice üzerime çektim. Çağrı'yı görmek istemiştim ve Tanrı beni kırmayıp dileğimi yerine getirmişti. Görmüştüm, konuşmuştum. Şimdi uyuyup tekrar evime dönecektim. Annemi, babamı ve en çokta Kuzey'i özlemiştim. En son ateşi vardı, acaba şu an iyi miydi?
Yorganıma sarıldım. Zaten tek sarılabildiğim şeydi yorganım. Kuzey'le yediğimiz içtiğimiz bir olsa da ona da dokunamıyordum. O da anlayışla karşılayıp bana dokunmuyordu.
Gözlerimin dolduğunu hissettim. Aklımda canlanan o kesitler yüzünden yatağımda iyice küçülmüştüm.
"Kuzey lütfen yanıma gel," dedim sanki beni duyabilirmiş gibi.
Burnumu çekip yüzümü yorganla kapamaya çalıştım. Kuzey'le olan bağım küçüklüğümden gelse de asıl bağımızın en üst seviyeye çıktığı an benim kaçırıldığım yıldı. Normalde birbirimizle biraz konuşup odamıza çekilir ve birbirimizi sinir ederdik. İkimizin de ayrı arkadaşları, ayrı zevkleri vardı.
Ama iki yıl önce yaşadığım o korkunç anlar bizi birbirimize daha da yaklaştırmıştı. Aramızdaki o şeffaf duvarı yıkıp beni kurtarmıştı Kuzey. İşte o an kardeşim değil de her şeyim olmuştu. Şu an onun yokluğunu derinden hissediyordum. Belki de en çok buna üzülüyordum.
Uyumanın en mantıklı karar olduğunu düşünüp kendimi uyumaya zorladım. Belki uyanır da Kuzey'i görürdüm.
Düşüncelerim yavaş yavaş silinirken kendimi uykunun kollarına bıraktım.
♧♧♧
Evin içinden gelen tıkırtılarla gözlerimi tekrar araladım. Odanın içi hafiften kararmıştı. Zorlukla açılan gözlerimi ovuşturarak üzerimdeki yorganı ittirdim ve boru gibi çıkan sesimle konuştum.
"Anne sen misin?"
Tıkırtılar daha da arttı ama cevap gelmedi. Başımın dönmesini umursamayarak koşar adım odamdan çıktım ve salona ilerledim.
Kapıdan geçtiğim an her şey aklıma dank etmişti. Doğru ya, ben bi kitabın içindeydim şu an.
Kitabın kapağı açılmaya çalışıyordu. Bir anda uykum açılmış ve aklıma peri gelmişti. Koşturarak kitabın kapağını kaldırdım ve perinin çıkmasını bekledim.
Karşımda, peri ablayı görünce artık rüyada olmadığıma emindim. En azından bu kadın sayesinde nasıl geri döneceğimi öğrenebilecektim.
"Sonunda açtın yani!" Eliyle yüzünü serinletmeye çalışırken bana çemkirdi. Sanki evin kapısını açmamıştım anasını satayım ya.
"Ne bileyim ben. Kendin çıkabilirsin diye düşündüm. Neyse, nasıl döneceğim evime?"
Kadın, siyah saçlarını yüzünden ittirdi ve kendini koltuğa bırakıp soluklandı. Halini şaşkınca izliyordum. Küçücük kitabın kapağını mı kaldıramamıştı bu peri? Aman ne güzel. Kendine bile hayrı yok.
"Diğer perilere sordum ama onlar da bilmiyor. Bir toplantı ayarladım bir hafta sonraya."
Gözlerim kocaman açıldı. "Bir hafta sonraya mı? Ne halt yiyeceğim ben? Ailem kim bilir nasıl şu an?"
Peri ablanın aklına bir şey gelmiş gibi bir anda kitaba eğildi ve boş sayfalardan birini açıp elini bastırdı. Merakla onun yüzünü inceliyordum. Çok dikkatli görünüyordu ve bu bana gülme isteği getirmişti. Bugün yaşananlar bana gülme isteği getirmişti.
Bir anda televizyon açıldığında korku ile bakışlarımı televizyona çevirdim. Ekranda Kuzey'in yüzü belirince kalbim heyecanla çırpmaya, gözlerim de dolmaya başlamıştı.
Kuzey, okuldan dönmüştü ve yanakları hafif pembeydi. Sarıya kaçan kaşları hafif çatılmış, salonumuzda televizyona bakıyordu boş gözlerle. Annemin de mutfakta olduğunu biliyordum.
Birkaç adımda televizyona yaklaşıp tam karşısında durdum Kuzey'in. Aynı evdeydik ama değildik de.
"Benim yokluğumu fark ettiklerinde çok üzüldüler mi?" Diye sordum gözlerimi Kuzey'den çekmeden. Şu an çok normal gözüküyordu. Yok olduğumu bilmiyorlar mıydı acaba?
"Tatlım, yanıma otur." Kadının sesi kulağıma dolarken Kuzey'in yanına annem geldi ve birlikte televizyona bakmaya başladılar.
Annem Kuzey'in saçlarını okşarken, Kuzey'in çatık kaşları da rahatlamış yüzüne minik bir gülümseme gelmişti. Peki ben neredeydim? Peki benim gittiğimi hiç mi fark etmemişlerdi? Ekrana girip onlara bunu sormak istiyordum.
"Işık." Diye seslendi kadın. Adımı nereden biliyordu hiç bilmiyordum ama onu umursamayıp annemle Kuzey'i izlemeye devam ettim. Şu an izlediğim şey bir filmden bile heyecanlı gelmişti gözüme.
Kuzey kahkaha atacağı an televizyon kapandığında arkamda duran kadına çevirdim bakışlarımı.
"Neden kapattın? Onlar beni unuttu değil mi?"
Kadın yanaklarını şişirdi ve konuştu. "Kitaba girdiğin an dünyadan silindin." Diye mırıldandı. İşte bu, bugünkü en büyük şokumdu.
"Onlar artık seni hatırlamıyor. Dünyada seni tanıyan kimse seni tanımıyor. Sanki hiç olmamışsın gibi yok oldun." Diye devam etti kalbimi kırmaya. Yani artık ben onlar için yoktum. O zaman ben kimdim?
Kadın, içimi okumuş gibi yanıma geldi ve yanağıma elini koyup mırıldandı.
"Artık sen de bir kitap karakterisin."