3. Bölüm

1114 Kelimeler
Birebir evime benzeyen bu eve girdim ve kendimi kitabın başında uyanmayı dilerken buldum. "Ak sakallı dede gelip beni buraya mı attı?" Kitaptan cevap gelmezken tekrardan sayfalarını kurcaladım. Yarım saat kadar önce, aşık olduğum kitap karakterine söylediğim yalan aklıma geldi. Resmen defter olduğunu söylemiştim. Acaba bu kitapta olduğunu bilseydi ne olurdu? "Işık kafayı yedin. Hayır, kitabın içinde değilsin." Kendi kendimi bunların bir hayal olduğuna inandırmak için bütün gücümü kullanıyordum. Yarım saat önce yaşananlar kesinlikle bir hayaldi. Annemi dinleyip hemen uyusaydım rüyama bunlar girmezdi. "Rüya, değil mi?" Elimi kapağına bastırdığım kitabın bir cevap vermesini bekledim birkaç saniye ama hiçbir tepki vermedi. "O zaman gerçek?" Kitapla konuştuğumun farkına geç varsam da bugün tamamen mantıksız geliyordu. Koskoca İstanbul'da insan yoktu ve en önemlisi aileme asla ulaşamıyordum. Kesinlikle düşünülmemiş bir rüyanın içindeydim. Kitabın kapağına yerleştirdiğim elime bir sıcaklık yayıldığında korkuyla elimi çekip çığlığı bastım. Çok fazla masal mı okumuştum da bunlar başıma geliyordu? Yanan avucumu ovuşturup kitap kapağına baktım. İlk aldığım günki gibi duruyordu. Acaba neden bir anda elime bir sıcaklık gelmişti? Dikkatle kapağını araladığımda kalbim çok hızlı attığı için bir elimi göğsüme bastırmak zorunda kaldım. Gördüğüm şey, kitabın ilk sayfasındaki kocaman yazıydı. Daha önce orada olmayan bir yazı. Göğsümün üzerindeki elimi çekip kitaba biraz daha yaklaştım ve yeni beliren yazıyı içimden okudum. 'Güneş uyumaya gittiğinde, ay belirir gökyüzünde. Ay tutulması, Işık'ı hapseder.' Kaşlarım çatıldı ve gözlerimi kırpıştırdım. Kafayı yediğime emindim. Hatta dur, annemin bunu yaptığına emindim. Mantıklı tek açıklamam buydu. "Anne sana söz veriyorum bir daha okumayacağım bu kitabı." Diye bağırdım evin herhangi bir yerinden çıksın diye ama çıkmadı. "Baba? Bari sen anneme yardım etme." Boğazım düğümlenirken uyanmak için uğraşıyordum ama uyanamıyordum da. Elimi boynumdaki Kuzey Işıklarını temsil eden kolyeye götürdüm. Annem, Kuzey Işıklarını çok sevdiği için isimlerimizi Kuzey ve Işık koymuşlardı. Kuzey benden bir yaş büyük olsa da abi gibi değil de sırdaşım gibi davranmıştı bana. Evin boşluğunu çok hissediyordum. Kuzey'i görmek istiyordum. "Kuzey... lütfen." Evden hiçbir ses gelmezken kolyemi tutmayı bırakıp kitaba döndüm. Sihirli bir şeyi olmalıydı. Beni tekrar evime götürecek bir şeyi olmalıydı. "Evime gitmek istiyorum." "Gidemezsin." Korkuyla arkamdan gelen sese çevirdim bakışlarımı. Hayatımda ilk defa gördüğüm bir kadın bana gülümseyerek bakıyordu ama bu beni sevindirmek yerine korkutmuştu. "Evime nasıl girdin?" Kadın koltuğa otururken, oturduğum halının üzerinden kalktım ve yavaş adımlarla kapıya ilerledim. Rüyam giderek saçmalıyordu sanki. "Aslında ben kitabın içindeydim. Asıl sen buraya nasıl girdin?" Kitap hakkında bir şey dediğini duyduğum an içimdeki o korku yerini meraka bıraktı. Bir kitabın içinde olduğumuzu mu söylüyordu cidden? "Bilmiyorum ama burada olmamam gerekiyor. Nasıl çıkabileceğimi biliyor musun?" Kadın gülümsedi. "Burada olmak istemiyor muydun? Her gece sesini duyuyordum ve dileğini dinliyordum." "Bu nasıl olur?" Kadın oturmamı işaret ettiğinde tam karşısındaki tekli koltuğa oturup gözlerimi onun kahverengi gözlerine diktim. "Her kitabın perisi olur. Ben bu kitabın perisiyim. Sanırım dileğini istemeden kabul ettim." Hiçbir şey anlamayarak ona bakıyordum. Şimdi bu kadın da delirmiş miydi yoksa rüyamdaki saçma karakterlerden biri miydi? Çok saçma rüyalar gördüğüm oluyordu ama hiç bu kadar detaylı değillerdi. Hatta uzun süredir rüya bile görmüyordum. Kadın, anlamadığımı fark edip konuşmaya başladı. "Nasıl buraya geldiğini ben de bilmiyorum. Buradan nasıl çıkabilirsin bunu da bilmiyorum. Sadece dileğin bir nevi gerçek oldu. Sen yan karaktere aşık değil miydin? Hani Pamir'in arkadaşı olan o çocuk?" Kadın ismini hatırlamak için düşünürken yanaklarımı şişirdim. O kadar silik bir karakterdi ki kitabın perisi olduğunu iddia eden bu kadın bile adını bilmiyordu. "Çağrı." Dedim baygın bakışlarımla. "Ah, evet Çağrı. Cidden onu görmeyi istemiyor muydun sen? Bak, bu dünyada her şeyi istediğin gibi yapabilirsin." "Tamam bu çok güzel bir şey ama benim ailem var. Tek değerlilerim ailem ve şu an onlar benim kaybolduğumu düşünüyorlardır." Peri ablaya ciddi ciddi açıklama yapıyordum. Sanırım cidden bir psikiyatriste görünmem gerekiyordu. Sonunda kafayı tümden yemiştim. "Bak, periler kurulundan bilgi alıp sana döneceğim. Kitapta bir hareketlilik hissedersen kapağını kaldırman yeterli." Kadın bir anda ayaklanıp kitaba doğru giderken ona seslendim. "Peki ben ne yapacağım?" "Kafana göre takıl. Çağlar ile falan konuş. Burada her istediğini yapabilirsin." Yüzümü buruşturdum ve onu düzelttim. "Adı Çağrı." "Her neyse. Sana iyi şanslar güzel kız. Kitabın kapağını kapalı tut." Kadın bana gülümseyip bir anda kitaba doğru çekildiğinde yatmam gerektiğini kendime söylüyordum. Sihir diye bir şey yoktur. Az önce de bir peri görmedin Işık. Bu senin aşırı gelişmiş hayal gücünün bir oyunu sadece. Odama doğru giderken kitabı bilerek yanıma almamıştım. Her saniye yanımda olan bu kitabı şu an istemiyordum. Aşırı sıradan olan bu kitabın içine nasıl girebilmiştim? Okul formamla beraber yatağıma girdim ve cebimdeki telefonu çıkarıp tekrardan annemi aradım. Çalıyordu ama açmıyordu. Acaba yokluğumu fark ettiklerinde ne tepki vermişlerdi? Çok korkmuşlar mıydı? "Sadece rüya." Diye kendimi kandırmaya çalıştım. Böylelikle annemleri düşünmeyecektim. Peki neyi düşünecektim? İçimden bir his mesajlara girmemi söylediğinde o sesi inceleyip boş boş mesajlara baktım. Hiç arkadaşım olmadığı için sadece Kuzey'le ve annemle birkaç defa mesajlaşmıştık. Üstte beliren bir bildirimle kaşlarım çatıldı. Biri beni sınıd grubuna eklemişti. Peki okula bile gitmeden nasıl numaramı bulmuştu bunlar? '12/A' Grubuna Eklendiniz. +...56: Hoş geldin yeni kız ;) Işık: Hoş bulduk da numaramı nereden buldunuz? +...56: Pamir Kıraç'ın bulamayacağı numara yoktur ;) +...48: Pamir yine saçmalıyorsun bakıyorum. Aaa pardon sen hep saçmalarsın :p +...56: Ne o kıskandın mı :D Ekrana mal mal bakıyordum. Pamir geri zekalısı, kitaptaki halinden bile daha betermiş. Ona sataşan kişinin de Güneş olduğuna emindim. Sanırım daha kitabın en başındaydık çünkü Güneş, gıcık davranıyordu Pamir'e. Keşke hep öyle davransaydı. Sınıf grubunun açıklamasına girdim. Onların didişmesini izlemek istemiyordum. Neler konuşabileceklerini biliyordum ne yazık ki. Gruptaki numaralara tek tek baktım. Hepsi silik karakterler olduğu için kimseyi tanımıyordum ama bir anda Çağrı karşıma çıktığında yutkundum. Her şey o kadar saçmalıktı ki daha da saçmalarsam pek bir sorun olmazdı diye düşünüyordum. Nasıl olsa peri abla istediğimi yapabileceğimi söylemişti. Rüya olsa da Çağrı'nın numarasına tıkladım ve onu kaydedip direkt özel mesaja geçtim. Bildirimlerden Pamir ve Güneş'in kavgasını görebiliyordum ama pek umurumda değildi. Sonunda sevgili olacaklarını biliyordum. Işık: Merhaba Işık: Biliyorum beni tanımıyorsun. Ben Işık, bu sabah bir kitap hakkında biraz konuşmuştuk. Çağrı: Defter* Işık: Ne? Çağrı: Defter olduğunu söylemiştin :) Işık: Ah, evet doğru Işık: O defter hakkında bir şey söylemem gerekiyor sana Çağrı: Şu an meraklanmış olabilirim ama birazcık minicik İstemsizce gülümsedim. Duruşu genelde ciddiydi. Yani hayalimde hep ciddiydi ama içinin güzel olduğunu o bir bölümde bütün hücrelerimle hissetmiştim. İşte şu an da hissediyordum. Her şey aşırı saçmayken ben daha da saçmalıyordum ama pek umursamıyordum. Nasıl olsa uyanacaktım. Yani umarım. Işık: O aslında defter değil Çağrı: Bunu biliyordum işte ;) Işık: O bir roman ve genel olarak hiç güzel değil Çağrı: Adı güzeldi aslında Işık: Adı güzel ama içinde sadece bir şey güzel... Çağrı: Neymiş o? Işık: Sana saçma gelecek ama bir şey itiraf etmem lazım Çağrı: Et bakalım Işık: Şu an bir kitabın içindeyiz ve sen bu kitabın tek güzel şeyisin Işık: Oh söyledim sonunda Çağrı: Ne? Çağrı: WPMCOEMCOSNCOENXOWDÖ
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE