Artık bu gizli numara canımı sıkmaya başlamıştı. Bir yandan Bay 'M' ile uğraşırken, diğer yandan böyle bir gizem daha çıkması fazlaca bunaltıcıydı. Ben kim için ne gibi bir bedel ödemek zorundaydım?
En sonunda telefonumu denize atacaktım o olacaktı yani. Kimse de ulaşamazdı bana. Aslında kulağa cazip geliyordu. Sanki biraz buralardan uzaklaşsam fena olmazdı.
Kesinlikle harika bir fikirdi!
Miray: Sayın Bay 'M', size sesleniyorum.
Miray: Bir süre bana yazmasanız iyi olur. İsteseniz de yazamazsınız zaten. Sanırım kafamı toplamaya ihtiyacım var.
Miray: Bir yandan sen, diğer yandan gizli numara.
Miray: Bir kaç sebep daha var tabii ki.
Miray: Yalnız kalmaya ihtiyacım var. Beni rahatsız etmezseniz sevinirim.
Miray: Kendine iyi bak:)
Bay 'M' yi halletmiştim. Geriye sadece bizimkiler kalmıştı. Annem ve babam zaten burada olmadıkları için bir sıkıntı yoktu. Ama Berkay ve bizim çeteye ne diyeceğimi bilmiyordum. İlk yapmam gereken şey, Bay 'M' yi engellemekti. Daha sonra bizimkilerle konuşurdum. Telefonumu da kapatırdım. Kimse beni rahatsız edemezdi.
Yarın Mehmet abinin kafesine gittikten sonra akşam yola çıkabilirdim. Tek başıma küçük bir tatil yapsam ne zararı olurdu ki?
Bay 'M' yi engelleyip telefonumu kenara bıraktım. Saçımdaki havludan kurtulduktan sonra kurutup topuz yaptım. Yatağıma girdiğimde odamın kapısı da açılmıştı. Leyla ve İpek koşa koşa yanıma gelip yatağa atladılar. Gülerek onlara sarıldım ve gözlerimi kapattım. Zar zor sığdığımız yatakta sabah neler olacağı belli değildi. Bir kaç hafta önce yine beraber uyuduğumuzda Leyla'nın ayağını ağzımda bulmuştum çünkü. Tekrar aynılarını yaşamazdık umarım.
***
Sabah uyandığımda pekte yabancısı olmadığım bir tabloyla karşılaşmıştım. Ben yatağın sağ tarafında yerde yatıyordum, İpek sol tarafta yerde yatıyordu, Leyla hanım da yatakta boylu boyunca, salyasını akıtarak horul horul uyuyordu.
Üstümü giyinip bavulumu hazırladım. Bavulu dolabın kenarına saklayıp kızları uyandırdıktan sonra da aşağıya indim. Kahvaltı hazırlamaya başladığımda herkes tek tek inmeye başlamıştı. Kızların da yardımıyla sofrayı kurup güzel bir kahvaltı yaptık. Hararetli bir sohbetin ardından kahvaltımız da bitmişti.
Berkay spor salonuna gitmek için ayaklandığında biz de peşinden çıktık. Mehmet abinin kefesine gitmek için iki taksi çağırdık ve yola koyulduk. Yol boyunca düşündüğüm tek şey Bay 'M' idi. Ona attığım mesajları çoktan okumuş olmalıydı. Ve o bir hamle yapmadan buradan gitmek istiyordum. Herkesten biraz uzaklaşmak ve sessizlik.
Kafeye gelir gelmez Metin'ler Mehmet abiyle hasret giderip iki masayı birleştirdiler. Hep beraber koyu bir sohbet eşliğinde bir kaç şey atıştırıp bir şeyler içmiştik.
"Valla ne yalan söyleyeyim, senin şu meşhur köpüklü kahveni özledik be Mehmet abi."
Metin'in kurduğu cümleyle ayaklanan Mehmet abi gülümseyip;
"O zaman özleminizi giderin çocuklar." dedi. "Hemen yapıp getiriyorum."
O yanımızdan ayrıldığında gülerek bizimkilere döndüm. Kısa süre sonra kahveler de gelmişti zaten. Konu konuyu açarken Murat giriş yapmıştı kafeye. Ve yüzünde fazlasıyla garip bir ifade vardı. Yanımıza geldiğinde tuhaf bakışlarını üzerimde hissettiğim için ona bakamadım.
Bizimkiler ayaklandığında bende ayaklandım.
"Oo Murat, biz de seni bekliyorduk." dedi Metin.
Murat bizimkilerle tokalaşıp karşımdaki yerini aldığında yanımdaki meraklı Melahat abla hemen bana çimdik atmıştı. Öfkeli bakışlarımı ona çevirirdim.
"Sana bakıyor bu sürekli."
"Sessiz ol Leyla!" diye fısıldayıp elini ittirdim. "Saçmalıyorsun çünkü."
Bana 'tabi tabi' bakışı atıp önüne döndü. Bende derin bir nefes alıp kahvemden bir yudum aldım.
"Ee Murat, hangi üniversite?"
Serkan'ın yönelttiği soruyla Murat ile kısa süreliğine gözlerimiz kesişti. Bakışlarını ilk çeken ben olmuştum.
"Maalesef." dedi Murat. "Babamın koltuğunu devraldım."
Bakışlarımı ona çevirdim. Benden bir yaş büyüktü Murat. Metin'in anlattığına göre bir sene geç başlamıştı.
"Yazık olmuş." dedi Serkan. Ardından Bora konuştu.
"Sen şimdi erken de yaşlanırsın."
Murat gülerek kafasını iki yana salladığında bakışlarımı telefonuma indirdim.
Bay 'M' nin engelini hâlâ kaldırmamıştım. Buradan gittiğimde de telefonu tepten kapatacaktım zaten.
"Size bir şey söylemem gerek." dedim bizimkilere bakarak.
Hepsinin bakışları tek tek bana dönerken göz ucuyla Murat'a baktım. Nedende sinirliydi.
"Sorun ne?" dedi Metin.
Derin bir nefes alıp tek tek yüzlerinde gezdirdim bakışlarımı. "Ben çok yoruldum ya." diye sızlandım. "Ne bileyim, sınav stresi falan filan."
Leyla kaşlarını çattı. "Ee?"
"Eesi," dedim. "Ben biraz inzivaya çekilmek istiyorum. Tek başıma. Kafa dinlemem lazım."
Bora öne eğilip "Başka sorunlarda mı var?" dedi. Güldüm ve;
"Bu kadar ciddi olma Bora!" dedim. "Seni ciddiye alamıyorum."
Serkan'da hafiften güler gibi olup hemen kendisini toparlamıştı. Bora yüzünü asarak arkasına yaslandığında iç çektim.
"Yani, başka bir sorun yo-"
Cam kırılma sesi gelince şaşkına dönerek Murat'a baktım. Çenesi kasılmış bir şekilde dümdüz masaya bakıyordu. Elindeki cam bardak paramparça olmuştu ve eli kanıyordu.
Hepimiz bir anda ayaklanırken Metin "Ne yaptın oğlum sen?" dedi.
Kekeleyerek "E-eli kanıyor." dedim.
Murat ile göz göze geldiğimizde ona anlam veremeyerek baktım.
Neye bu kadar sinirlenmişti?
"Murat kendine gel!" diye bağırdı Metin.
Murat transtan çıkmış gibi kendine gelerek ayağa kalktı. "Dalmışım." dedi. "Bardağı sıktığımın farkında değildim."
Mehmet abi yanımıza gelip ne olduğunu sormuştu. Kafedeki bir kaç gözün üzerimizde olmasını umursamadık. İpek Mehmet abinin getirdiği ilk yardım çantasıyla Murat'ın elini sarmaya başlayınca yerlerimize oturduk.
"Abi sen kendinde değilsin galiba. Elde bardak kırmak nedir?" diye sordu Serkan.
"Hastaneye mi gitsek?" dedi Leyla.
Bora Leyla'ya göz devirip "Adam öküz gibi anasını satayım. Görmüyor musunuz? Beni tek parmağıyla döver lan."
Bora'ya öyle bir bakış attık ki, ağzına hayâli bir fermuar çekip arkasına yaslandı.
İpek hâlâ Murat'ın elini sararken "Bavulumu da hazırladım zaten." dedim. "Bugün gidiyorum."
"Sen ciddi misin kızım?" dedi Serkan.
"Oha bavulu ne ara hazırladın? Sabah beraberdik." dedi Leyla.
"Şunu doğru düzgün anlatsana Miray." dedi Metin.
"Az susun bi ya." dedim. "Yoruldum gidiyorum bu kadar."
"Nereye?" dedi İpek. Hâlâ Murat'ın elini sarıyordu. Murat hiç eline bakmadan gözlerini sürekli biz de gezdiriyordu.
"Kalırım ben bir yerde. Siz bunu boş verin." dedim. "Tek istediğim bunu anlayışla karşılamanız. Telefonumu da kapatacağım haberiniz olsun. Annemler dönmeden dönerim ben."
Metin kaşlarını çatıp "Ne zaman aldın bu kararı?" diye sordu. "Şimdi söylüyorsun bize."
Göz devirip "Bu sabah aldım kararı." dedim.
"Biz de gelelim." dedi Bora.
"Bora anlamıyor musun kanka?" dedim. "Yalnız kalmak istiyorum, bir süre."
Murat pansumanı biten elini kendine çekip dirseklerini masaya dayadı.
"Saat kaçta gidiyorsun peki?" diye sorduğunda kaşlarımı çatarak ona baktım.
"Buradan çıkınca eve gideceğim. Bavulumu da aldığım gibi yola çıkarım."
'Anladım' dercesine kafasını sallayıp arkasına yaslandı.
***
Kafeden çıktığımızda bizimkilere sarılıp tek tek öpmüştüm hepsini. Taksi çağırıp beklerken bir yandan da bizimkilerin azarlarını işitiyordum. Murat yarım saat önce ayrılmıştı yanımızdan.
"Abi şaka gibi ya." dedi Leyla. "Bir anda nerden geldi kızım bu aklına?"
Göz devirmekle yetindim.
"Aynen ya." dedi Serkan. "Ne bu acele? Sanarsın atlı kovalıyor."
Yine göz devirmekle yetindim.
Uzaktan gelen taksiyle bir adım öne çıkarak "Taksi geldi." dedim ve elimi kaldırdım. Taksi önümde durunca son kez bizimkilere dönüp gülümsedim.
"Kendinize iyi bakın lan şapşikler!"
Bu sefer göz deviren onlar oldu.
"Kendine dikkat et." dedi Metin. Gülümseyerek başımı salladım.
Taksiye binerek bizim evin adresini verdim. Arkama yaslandığımda geçen süre bana uzun gelmişti. Eve geldiğimde anahtarları kapının deliğine soktum. Son anda aklıma gelen şeyle arkamı dönüp taksiye baktım. Çoktan gitmişti. Hay Allah'ım ya!
Şimdi bavulu aşağıya indirip başka bir taksi çağırmak zorundaydım. İlk önce salona girip çantamı koltuğa atarak telefonumu elime aldım. Bir taksi isteyip kapattığımda acıktığımı fark etmiştim. Gittiğimde yerim diye düşünüp odama çıktım ve bavulu aşağıya indirdim. Çantamı da alıp dışarı çıktım ve kapıyı çektim. Telefonumu arka cebime sıkıştırmıştım. Geriye sadece taksiyi beklemek kalmıştı. Derin bir nefes aldım.
Küçük bir kaçamak bana gerçekten de iyi gelecekti..
***
S.D.