Bölüm -7-

1122 Kelimeler
Karakoldan döndüğümüzde Berkay evde yoktu. Bu beni ne kadar endişelendirse de telefonuma attığı mesajı görünce rahatlamıştım. Bu gece arkadaşında kalacaktı. Yani bu gece evde yalnızdım. Aslında bu durumdan normalde korkmam ve tadını çıkarırım, ama şu bay 'M' ortaya çıktığından beri korkuyordum. Sonuçta beni izliyordu ve ne yapacağı belli değildi. Her ne kadar beni sevdiğini söylese de güvenemiyordum işte. Yüzünü görmediğim, sesini duymadığım, adını bile bilmediğim birine ne kadar güvenebilirdim ki hem? "Düşünme bunları Miray.." Kendi kendime mırıldanıp odama çıktım. Güzel bir duşun ardından pembe bornozumu giyip pembe havlumu da saçlarıma doladım. Mutfağa inip kendime bir kahve yaptım ve sandalyeyi çekip oturdum. Bora'ların aileleri çoktan durumu öğrenmişlerdir bile. İşitecekleri azarları düşündükçe yüzüm düşüyordu. Saçma bir kavga yüzünden karakolluk olmuşlardı. Derin bir nefes alıp kahvemin son yudumunu içtim. Ayağa kalkıp kupayı tezgâha bıraktığım an salondan küçük bir ses duydum. Sanki bir şey yere düşmüş gibi bir sesti. Sakin adımlarla mutfaktan çıktım. Hava kararmak üzereydi. Bu daha çok korkmama neden olurken telefonumun bildirim sesini işittim. Tekrar mutfağa dönüp masanın üzerindeki telefonumu elime alıp gelen mesaja baktım. M: Korkmanı istemiyorum. O yüzden sakin ol. Bu gece yalnız kalmanı istemedim. Şuan evinizin içindeyim. Senden tek bir isteğim var. Boşuna telaşa kapılma. Bu gece seninleyim.. Mesajı okudukça gözlerim daha da çok açılıyordu ve ellerim titremeye başlamıştı. Her ne kadar bana şu zamana dek bir zarar vermiş olmasa da, korkmamak elimde değildi. Hemen mutfağın kapısını kilitleyip tezgâha yaslandım. Bu gece yalnız kalmanı istemedim. Ne yani? Ben önceden de evde yalnızken bizim eve mi giriyordu bu? Miray: Sen ne dediğinin farkında mısın? Çabuk git buradan! M: Sana zarar verecek son kişi bile değilim ben. İnandırmam için daha ne yapmam gerek? Oflayarak elimdeki telefonu sıktım. Kafamı eğip baktığımda hâlâ bornozla olduğumu gördüm. Göz devirip mesaj bölümüne girdim. Miray: Neredesin şu an? M: Salondayım. Kapının kilidini açıp yavaşça çıktım mutfaktan. Salona baktığımda arkası dönük birinin camdan bahçeye baktığını gördüm. Siyah pantolon ve siyah bir tişört giymişti. Ellerini arkadan birleştirmiş, kafasına da yine maske geçirmişti. Gözlerimi kısarak ona baktım. "Def ol git buradan!" diye tısladığımda hiç bir hareket sergilememişti. Halâ bana sırtı dönüktü. "Odana çıkıp üzerini giyin güzelim, hasta olmanı istemiyorum." Gözlerimi belerttim. İn misin cin misin kardeş? Gözlerim cama kaydığında kendi yansımamı ve onun yansımasını gördüm. Gözlerimiz kesiştiğinde bakışları yine değişikti. Parktayken baktığı gibi bakıyordu. "Geldiğimde buradan gitmiş ol." Hızlı adımlarla odama çıkıp üstüme pijamalarımı giyindim. Derin bir nefes alıp tekrar salona indiğimde hâlâ aynı pozisyonda olduğunu gördüm. Kaşlarımı çatarak bir kaç adım yaklaştım ona. Aniden bana dönünce yerimden sıçradım. Gözleri kısa süreliğine saçlarıma takıldı ama sonra tekrar gözlerime baktı. Yanımdan geçip gittiğinde tek kaşımı kaldırdım. Amacı neydi bunun? Biraz sonra tekrar salona geldiğinde elinde benim tarağım vardı. Şaşkınca ona bakıp; "Niye aldın onu?" diye sordum. Hiç bir şey demeden yanıma geldi. Ben bir adım daha gerilediğimde kolumdan tutup beni koltuğa yan bir şekilde oturttu. Tam kalkacaktım ki; "Sakin ol." dedi. "Saçlarını tarayacağım." Ben söylediği şeyleri idrak etmeye çalışırken o da yan bir şekilde yanıma oturup saçlarımı taramaya başladı. Her bir tarak darbesinde nedensizce kalbimin kasıldığını hissediyordum. Dokunuşu çok yavaştı. Ortam çok sessizdi ve ben nefes almayı bile unutmuştum. Bedenim buradaydı, peki ya ruhum? "Sen, nasıl bir şeysin böyle?.." diye mırıldandım. Ben bile zor duymuştum sesimi. Elimi kolumu nereye koyacağımı şaşırtmıştı bana. "Ömrüm boyunca, saçlarını taramak istediğim iki kişiden birincisisin" dedi. Tarağı tekrar başımın üstüne koyup uçlarına kadar yavaşça çekti. "İkincisi, kızımız..." *** Gözlerimi zorlukla açıp kısık gözlerle etrafı süzdüm. Esneyip koltukta gerindiğimde üzerimdeki battaniye yere düşmüştü. Aklıma dün akşam gelince ellerim havada ağzım ve gözlerim açık kaldı. Görüntüler bir bir zihnime dökülürken hızla ayağa kalktım. Etrafa bakındığımda salonda yalnız olduğumu gördüm. Dün akşam saçlarımı taradıktan sonra ondan uzak en uç noktaya oturup sessiz kalmıştım. Saatlerce sessiz kalıp, öylece oturmuştuk. Gerisi yoktu. Sanırım uyuya kalmıştım. Ellerimi saçlarımdan geçirip banyoya girdim. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra temkinli adımlarımı mutfağa yönlendirip içeriye baktım. Yoktu. Gitmişti sanırım. Derin bir nefes alıp kendime acı bir kahve yaptım. Bu garip halimden kurtulmam gerekiyordu. Tezgâha yaslanıp kahveden bir yudum almamla püskürtmem bir oldu. İğrenç! Bir daha böyle bir şeye kalkışacağımı hiç sanmıyordum. Böyle acı bir kahveyi içebilen bir insandan her türlü potansiyeli beklerim açıkçası. "Iy!" Kahveyi döküp salona girdiğimde eş zamanlı olarak kapı da çalmıştı. Paytak paytak kapıya gidip delikten bakmaya çalıştığımda bakamamıştım. Çünkü Leyla da kendi gözlerini deliğe yaklaştırmış bakmaya çalışıyordu. Salak ya. Kapıyı bir anda çekip açtığımda Leyla ayaklarımın üzerine düşmüştü. "Ay!" Ben kahkahalara boğulurken İpek Leyla'ya göz devirip içeri girdi. Leyla yerden doğrulup "Vicdansız!" diye sızlandı. "Kapı bir anda açılır mı hiç?" "Dışarıdan kapı deliğine göz sokulur mu hiç?" Dudak büzüp içeri geçti. Hep beraber salona girdiğimizde Leyla kendini koltuğa atıp "Bizimkiler çıkmış karakoldan." dedi. "Akşama buradalar." Elimi anlıma vurup "Ben onları tamamen unuttum ya!" dedim. Leyla ve İpek arasında kısa bir bakışma olduktan sonra ikisi de aynı anda bana bakıp "Hayırdır?" dediler. Leyla öne doğru eğilip "Ne oldu da soyutlaştın dünyadan? Hayır yani, sendeki akıl Zeus'ta yok da o yüzden söyledim. Yoksa sen kim unutmak kim ayol." Onlar gülünce bende gülüp "Dün erken yattım ya!" dedim. "Fazla uyudum ya kafam olmuş bir milyon." "Neyse," dedi İpek. "Hazırlan canım çıkıyoruz." Kaşlarımı çatıp İpek'in yanına oturdum. "Nereye?" Leyla söze atılıp "Mehmet abinin kafesine gidiyoruz." dedi. "Ne zamandır gitmiyoruz. Gidip bir bakalım ne olmuş ne olmamış, değil mi ama?" "Çok güzel fikir!" deyip ayağa kalktım. "O zaman ben hazırlanıyorum?" İkisi de kafalarını salladıklarında hızlı adımlarla merdivenleri çıkıp odama girdim. Kot şortumu ve beyaz tişörtümü üzerime geçirip saçlarımı sıkı bir at kuyruğu yaptım. Tişörtün önünü şortun içine sıkıştırıp beyaz sırt çantamı ve beyaz sporlarımı aldım. Mavi güneş gözlüğümü de takınca artık hazırdım. Aşağı indiğimde kızları hâlâ aynı pozisyonda buldum. "Ben hazırım!" Ayaklanıp çantalarını kaptıkları gibi kapıya gittiler. Koltuğun üzerindeki telefonumu alıp bende peşlerine takıldım. Kapıyı kapatıp bahçe kapısında Leyla'nın çağırdığı taksiyi beklerken bir yandan da telefonumu yokluyordum. İki tane mesaj vardı. Biri annemin her zaman ki uyarıları tavsiyeleri, diğeri de Bay 'M' nin mesajıydı. M: Seni uyurken izlemek...Bir hayâlimi daha gerçekleştirdiğiniz için müteşekkirim Miray Hanım. "Ne sırıtıyorsun sen öyle?" Kafamı kaldırıp Leyla'ya baktım. "Ne sırıtması ya?" dedim. Telefonumu kapatıp aceleyle cebime attıktan sonra gözümün önüne düşen bir tutam perçemi geriye savurdum. "Size öyle gelmiştir." "Neyse. Kokusu çıkar yakında ne de olsa." Leyla'ya göz devirip kollarımı göğsümde birleştirdim. "Sahi ya," dedi İpek. "Sana mesaj atıp duran o numaraya ne oldu? Hiç konuşmuyoruz bu konuyu. Hâlâ mesaj atıyor mu?" Leyla kafasını sallayıp "Aynen ya tamamen unutmuşuz biz onu." dedi. "Hâlâ rahatsız ediyor mu seni?" Bakışlarımı çimenlere çevirip ayağımla eşeledim biraz. "Yok ya." dedim. "Artık mesaj falan atmıyor. Kısa süreliğine bir dalga oyuncağı yaptılar işte beni." Leyla tam bir şey diyecekken İpek "Taksi geliyor!" dediğinde bütün atmosfer dağılmıştı. Taksiciye içimden binlerce kez teşekkür edip kafamın üzerindeki gözlüğü taktım. Tam taksiye binecekken telefonumun titremesiyle cebimden çıkarıp ekranı açtım. Gizli numara: Fazla hayâllere dalma derim. Kısa süre sonra onun bedelini sana ödeteceğim! *** S.D.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE