III~Korku

1631 Kelimeler
"Andaç ?" dedim son birkaç dakikadır aldığım ilk huzurlu nefesi alırken. Bileğimi aşağı doğru çekti "Gerçekten eve hırsız girmiş olsa ona bu şekilde mi saldıracaksın ?" diye sordu düz bir sessle. Ona bakmaya devam ederken eli hala bileğimdeydi. Yavaşça aşağı çekince gülümsedim ve bıçağı komidinin üzerine bırakıp ona sıkıca sarıldım. Büyük bedenini kavrarken bana karşılık vermediğini fark ettiğim için geri çekildim "Burda ne işin var ? Yani gördüğüme sevindim fakat...ayrıca altı aydır nerdesin sen ?" ardı ardına birkaç soru sormama rağmen sadece yüz hatlarında bir tane mimik kıpırdamadan yüzümü inceliyordu. Bende ona baktım. En son gördüğümden beri vücudunda ki kas kütlesi çoğalmışa beziyordu ve keskin yüz hatları eskisine göre daha gergindi. Sorularımı es geçmiş olacak ki "Bu gece burda kalsam olur mu ? Hatta birkaç gece." dediğinde kafamı olumlu bir biçimde salladım. Bakışlarıyla teşekkür edip koltuğa oturduğunda ondaki durgunluk dikkatimden kaçmamıştı. Tamam kabul o günden sonra hepimiz değişmiştik ama Andaçtaki daha farklıydı. Bunu anlatamazdım belki ama bir şeyler seziyordum. Yanına ilerledim ve dümdüz önüne bakan Andaça bakmak için yan oturdum. Kirli sakalarından olsa gerek yaşı sanki on sekizden daha büyük gibiydi. Her gördüğümde yeniden büyüyordu ve bu içimde bir şeylerin uzaklaştığına dair alarm çalmasına neden oluyordu. "Beni hep dikkatli mi incelerdin sen ?" sorusuyla bakışlarımı ondan çektim fakat sonra tekrar ona baktım. "Hayır, sadece çok uzun zamandır yoksun Andaç." Dudaklarını yalayıp kafasını aşağı yukarı salladı "Evet. " "Asıl soru nerdeydin ?" Bana bakmadan konuşmaya başladı "Şehir dışındaydım. Biraz kafa dağıtmam lazımdı. " "Altı ay boyunca mı Andaç ?" Sabır dilercesine nefes aldıktan sonra gözlerini bana çevirdi "Yaşanılanlar kolay değildi." "Evet altımızda bu durumu yaşadık ama sen gittin Andaç, bizi arayıp sormadın bile !" diye sitem ettim. Ona kızgın değildim aslında ama bilinç altım bunun aksini inkar etmişti. Yada az önce yaşadığım korkuyu şu an başka bir şeyle çıkarıyordum. "Kafamı sikeceksen giderim." dedi bana bakmadan. Bende bakışlarımı ondan çektim. Şu an son isteyeceğim şeylerden biri onun gitmesi olurdu. "Mesajı aldın mı ?" "Evet." diyip kestirip attı sadece. Ondaki bu soğuk hallere anlam verememiştim. Geçici olmasını istiyordum çünkü çocukluğuma dair hatırladığım kişiler yavaş yavaş kaybolmuştu. En son Andaç kalmıştı onun da hayatımdan uzaklaşması demek çocukluğumun intihar etmesiyle eş değerdi. Cebindeki paketi sehpaya attı "Burda sigara içebilir miyim ?" Gözlerimi kıstım "Hiç yapmadığın şey sanki." ortamı rahatlatmayı ve aramızdaki buzlarla örülmüş duvarların erimesini istiyordum. Sigara markalarını pek bilmezdim ama önceden içtiği sigardan farklı olduğunu görmüştüm. Beyaz filtreli sigarasını iki dudağın arasına yerleştirip içine uzun bir nefes çekerken onu izlemekten kendimi alıkoyamıyordum. Onu çok özelmiştim ve tek istediğim ona sarılmaktı. Ama bir zamanlar en yakınım olan çocuğun ona sarsılırsam ne tepki vereceğini bilmiyordum. Az önce tepkisiz kalmıştı mesela belki yine sarılsam yine aynısı olacaktı. "Enesle konuştun mu ?" İçine çektiği dumanı dışarı vermeden "Evet, yarın okul çıkışı bulşmak istediğini de söyledi. " sonrasında usulca dumanı dışarı verdi. Tek kaşım havaya kalktı "O zaman okula geleceksin ?" "Uğrarım. " dedikten sonra sigarası süngerine gelince söndürmek için etrafa bakındı. Ayağa kalkmadan sehpanın altındaki dolap bölmelerinden küllüğü çıkartıp ona uzattım. Söndürüp kafasını geriye yatırdı. Onun bu düşünceli hallerine sessim engel oldu "Sana yastık ve yorgan getirmemi ister misin ? Yorgun gözüküyorsun." O an bana bu gece boyuncu en uzun olan şekilde baktı ve başı ile onayladı. Ayağa kalkarken de bakışlarının üzerinde hissediyordum. - Soluklarım boğazımda düğüm düğüm olurken, hep nefret eder dercesinde sevmediğim alaram ilk defa kurtarıcım olmuş uykum ise gün doğmadan son bulmuştu. Birbirine yapışmış gözlerim aralanırken yüzümü buruşturup esnedim. Uykudan uyanmış gibi değilde savaştan çıkmış gibi bedenimde ağrı vardı. Ağır bir bicimde bacaklarımı yataktan sarkıtıp gerindim ve ayaklandım. Banyoya gidip soğuk suyu defalarca yüzüme çarptıktan sonra havluyla yüzümü kurulayıp odama geri döndüm. Beyaz dolabımın üstünde asılı olan okul formamı da üstümdeki eşofmanı cıkardıktan sonra giyip aşağı indim. Andaç koltukta yoktu. Bu yüzden adımlarım mutfağa yöneldi. Yarı çıplak bedeniyle bana arkası dönükken kahvesini karıştırıyordu. Son altı ayda kas kütlesi artmış gibiydi. "Günaydın. " dedim ona doğru yaklaşırken. Bana dönmeden karşılık verince "Seni uyanmış görmek şaşırtıcı. " dedim ve parmak ucunda yükselip bardak almaya çalıştım. Bana kolaylık sağlayıp bardağı alıp bana uzattıktan sonra "Uyku tutmadı." dedi yorgun bir sessle. "Bende kabus gördüm. " Tezgaha yaslandı "Evet sessini duydum." Ona döndüm "O yüzden mi uyuyamadın ?" Kahvesinden bir yudum aldırken bana bakmadan "Hayır," diye cevapladı. Başka hiçbir şey konuşmadan tezgahtaki ilaç poşedinden ilaçlarımı aldıktan sonra doldurduğum suyu tek nefeste içtim. "Ne ilacı onlar ?" Dünden beri ilk defa benimle ilgilendiğini hissetiğim için şaşırsamda bu konu üzerinde durmak yerine sorusuna cevap verdim "Antideperasan ve fosfatidilserin içeren birtakım ilaçlar." Üzerine hiçbir şey söylemedi. Mutfaktan çıkıp üzerine tişörtünü giydikten sonra birlikte evden çıktık. Siyah bir Jipe ilerlediğini görünce kaşlarım havaya doğru kalktı "Araba mı aldın?" "Evet." ellerini kaldırdı "Artık on sekizim." Acıyla gülümsedim. Artık on sekizdi. O dokuz yaşındaki çocuk yoktu. Diğer dört çocuk gibi. Geçmişi özleyen tek bendim sanırım. Çünkü benim dışımdaki herkes hayatına iyi kötü devam ediyordu. Bir geçmişe sabit kalan ve olduğu yerde sayan bendim. Arabaya ondan sonra bindim ve yanında ki koltuğa yerleşince dejavu yaşar gibi oldum. O gecede, Andaç şoför koltuğuna ben yanındaki koltuğa oturmuştum. O geceyi tekrar hatırlamak içime ürperti verirken Andaça bir şey belli etmek istemedim. Kötü bir dönemden geçtiği aşikardı. Hoş o kaçarak kendine bir çözüm bulmuştu benim ve diğerlerinin aksine. Bende çok istedim uzaklaşmak ama gidecek bir yer asla bulamazdım. Kimsem yoktu. Ailem iki kişiden oluşuyordu. Babam kendi ailesiyle hiç görüşmüyordu, Annem ise şuana kadar kendi ailesinden hiç bahsetmemişti. Çocukken çok sormuştum ancak hep ters cevaplar aldığım için bir süre sonra bundan vazgeçtim. babası vardı. Annesi o küçük yaştayken ölmüştü. Diğer aile fertlerinden ise hiç bahsettiğini duymamıştım. "Babanla görüştün mü ? Yani döndükten sonra ?" diye soru sorduktan sonra hatlarının gerilişini izledim. "Hayır. " Babasıyla olan ilişkisinden pek bahsetmezdi ama bir sorun olmadığını biliyordum. En azından şuana dek hiç belli etmemişti. Sessizliği bozmak her ne kadar benim elimde olsada sussup yolu izledim. Okula gelene kadarda bu sesizlik izini sürdürdü. Okula geldiğimizde araba camından okula baktı "Liseyi özlememişim." "Benimde bayıldığım bir yer değil. Kendimi bitmesine sekiz ay kaldı diyerek avutuyorum. " dedim arabadan inerken. O da inip kapıyı kitledikten sonra ikimizde eşit hızla okul bahçesine girdik. Andaçı gören herkesin arasında yaygara koparken Andaç bunu önemsemeden dümdüz yürüyordu . Okul binasına girmeden önce Enes önümüzü kesip ikimizinde durmasını sağladı. "Kardeşim, hoşgeldin. " son dönmede ilk defa Enesin yüzünde mutlu bir ifade görmüştüm. Kafasını salladı ve mesafeli bir tavırla "Hoşbulduk ." dedi ve hemen ardından "Bana Oğuzu bulsana." diyip omuzuna vurdu ve Enesi pas geçip içeri girdi. Enesle birbirimize baktığımızda kaşlarının çatılmış olduğunu gördüm "Neyi var bunun ?" "Sence ?" dedikten sonra kendi kafasında cevap bulmasına izin verip bende Andaçın arkasından içeri girdim. 6 Ay Önce Şule tuvaletten çıktıktan ve Enes, Dicle ve Baranı buraya getirdikten sonra hepimiz küçük oturma odasına nazili bardağı gibi dizilmiştik. Baran koltuğa iyice yayılırken "Bu yaptığımız çok yanlış. " diye belirtti tekrardan. "Koltuğa gömülü bir şekilde otururken seni ciddiye alamıyorum Baran. " diyen Andaç üzerine bir de sigara yaktı. Şule yüzünü buruşturdu. Kendi de arada sigara içtiği için bunu garipsemiştim. "Oğlum yorucu bir gece geçirdim. " muzhip bir biçimde sırıtan Barana tekrardan döndü bakışlarım. Enes tek kaşını kaldırdı "Yankı mı ?" Kafasıyla onaylayınca Dicle "Kıza ilişki vaadetmeyeceksen yatıp durma." diye homurdandı uykulu haliyle. "Kız aşırı seksi ve yatakta harika ama ilişki düşünmem. " Yankı, okulumuzun gözde kızlarındandı ve şahsi görüşümde güzel bir kız olduğundan yanaydı. Baranı seviyordu ve bunu herkes biliyordu. Ama Baran ona o gözle bir türlü bakamıyordu. Bazen güzel olmanın bir erkek için yetmediğinin en büyük kanıtıydı. Şule yüzünü bir kez daha buruşturdu "Yankıyla aynı sınıftayım, şimdi her gördüğümde aklıma sizin görüntüleriniz gelecek." Enes Şulenin saçlarının arasını öperken "Kafanda başka görüntüler oluşturabilirim." diye fısıldadı, yanlarında oturduğum için gayet net duymuştum. Şulenin Enese verdiği cevabı duyamamıştım çünkü Andaç sigarasını içerken bana döndü "Sen Atakanı ne zamandır seviyorsun ?" Gözlerimi kocam açıp "Andaç !" diyerek ona kızdım. Tamam kabul Dicle ve Şule zaten biliyor, Baran ve Enesten de bir şey saklayacak değildim ama yinede utanıyordum. Enes, Şuleden dolayı görmediği için öne eğilip bana baktı "Sen Atakanı mı seviyorsun ?" dedi sanki iğrenç bir durumuş gibi. Yada bana öyle gelmişti, emin değildim. "Sevmiyorum sadece hoşlanıyorum." dedim bakışlarımı kaçırarak. Baran "Onun ne kadar pislik biri olduğundan bahsetmemize gerek var mı ?" diye sorunca ona döndüm. "Evet her kızı terk ediyor falan filan..." diye homurdandım. Atakanla ilgili okulda çok fazla dedikodu dönerdi. Hepsini duymuştum. Ama yinede engel olamadığım hisslerim vardı. Andaç kafasıyla onayladı "O pırasa kafalı sevgili olunacak bir tip değil. " dediğinde bu sefer ona dönmüştüm. "Sizde aynısını kızlara yapıyorsunuz. " dedim. Benim varlığımdan bile haberi olmayan birini en yakın arkadaşlarıma savunduğuma inanamıyordum. "Bu odadaki tüm erkekler zaten sevgili olunacak tipler değil, yanlış kişileri örnek veriyorsun." Şule Enesin yanağından öpüp "Kendi adınıza konuşun. " dedi sesindeki övgüyle. Baran Şuleyi es geçip "Andaç haklı ve bizim görevimiz seni korumak. " Göz devirdim "Korunmaya ihtiyacım yok benim ." ayağa kalkıp Şuleye baktım "Lavabo nerdeydi ?" Parmağıyla koridorun sonunu gösterdiğinde oraya ilerledim. Belkide nankörlük yapıyordum bilmiyordum ama Atakanı seviyordum. En azından öyle düşünüyordum. Daha önce kimseye bir şey hissetmemiştim. Öyle çok teklif alan bir tipte degildim. Lise bir de bir iki defa almış hepsini reddetmiştim. Geçen sene ise Atakan basketbol oynarken kafama yanlışlıkla top attıp burnumu kanattığı için beni revire götürünce ona karşı bir şeyler hissetmeye başlamıştım ve hala hissediyordum. Lavabo kapısını açıp hızla ışığı bulduktan sonra içeri girip uyuşuk bir biçimde işlerimi hallettim. Ne kadar geç gidersm o kadar konunun dağılmış olma ihtimali yükselirdi. Kapıyı tekrar açmamla dudaklarımda hissetiğim baskı boğuk bir inleme sessi çıkarmama sebep oldu. Gözlerim fal taşı gibi açılımıştı ve bakışlarım elin sahibine çıktı. Yüzü buruş buruş olmasına rağmen yaşının çok olmadığı belli olan adam dehşet saçan gözeleriyle bana bakarken "Sakın ters bir hareket yapma bebek suratlı yoksa derini düzerim. " dedikten sonra çakısını yüzümde gezdirdi. Çok önceden içimde bir yerlere yerleşmiş korku; ruhumu, bedenimi ve düşüncelerimi ele geçirirken nefesimi tutup bir yerlerde var olduğuna inandığım tanrıdan afdileyip bana yardım etmesini istedim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE