6 Ay Sonra
(Günümüz)
Gergin olmam bir yana Enesinde en az benim kadar stresli olması içimde oluşan korkuyu tetikliyordu.
Enesten hala cevap beklerken saçını kaşıdı ve sonunda konuşmaya başladı
"O sana gelen mesajın aynısından bana da geldi."
Derin bir nefes aldım "Ve ?" dedim açıklama yapması için.
"Kimseye söyleme diyordu, size bile."
"Bende öyle bir şey yazmıyordu. Canselinin katilini bulmam gerektiğini yoksa bizim sırımızı..." yutkundum ve sanki biri bizi dinliyormuş gibi daha kısık bir ses ile "Söyleyeceği yazıyordu."
Enes omzuma dokundu "Tamam sakin olmalıyız. Bizim dışımızda o gece kimse yoktu belki birimizden biri şaka yapıyordur."
Sabahki telaşlı hali gitmiş onun yerine oldukça sakindi. Belkide beni daha da korkutmamak için yapıyordu bilmiyordum. Enes her zaman karşı tarafın hissettiklerini, kendi hissetiklerinden daha çok önemseyen biri olmuştu
"Böyle bir şakayı kim yapabilir ?"
"Bilmiyorum Esmira." bilinmezlikte de olsa sakinliğini korumaya devam ediyordu.
Yinede herkesi teker teker düşündüm hızlıca ve yeniden kimsenin böyle bir şey yapmayacağına emin oldum.
Yanımıza gelen Şuleye baktım, Enesi gördüğünden olsa gerek biraz gerilmişti.
Şule hiçbir şekilde Enesle göz teması kurmadan bana baktı ve "Sen iyi misin Esmira ?" diye sordu.
Enese baktığımda söyleme dermiş gibi mimiklerini oynatığından en yakın arkadaşlarımdan birine yalan söylemek zorunda kaldım "Bir yanlış anlaşılma olmuş kusura bakma."
Şule ikimizede şüpheyle baktı ama bu bakışında bile gözlerini Enesten hızlıca çekmişti "Ne hakkında ?"
Ben onun en yakın arkadaşıydım Enes ise eski sevgilisi. Yalan söylemeyi geç aklımızdan bu fikri geçirsek bile onu yalanımıza ikna edemezdik.
Yine de yalanı sürdürmeyi seçtim ve ağzımı oynatacağım sırada Dicle acele bir biçimden yanımıza gelince beni yalan söylemekten kurtardı "Çok kötü bir şey oldu."
Kafamızı kaldırıp baktığımızda Enes ayağa kalkıp elleri kolları birbirine girmiş Dicleyi kendi kalktığı banka oturttu ve derin bir nefes alıp Şuleye döndü "Şule istersen derse git ben ve Esmira durumu hallederiz."
Şule kaşlarını çattı "Kusura bakma ama en yakın arkadaşım bana acil durum mesajı atıyor ardından diğer en yakın arkadaşım çok kötu bir sey olduğunu söylüyor bu yüzdem ögrenmeden hiçbir yere gitmeyeceğim." dedi ve kollarını bibirine dolayıp Enese meydan okudu.
Hala en yakın arkadaş olduğumuzu söylemesi beni şaşırtmıştı. Çünkü son altı ayımız geçirdiğimiz dokuz seneyi ezip geçmişti.
Enes sadece iç çektiğinde-muhtemelen Şule'nin inadı ile şu an uğraşmak istemiyordu-Dicle konuştu "Bana bir mesaj geldi..."
Enes araya girdi ve "Seni bir sırınla tehdit ediyor ve Canselin'in katilini bulmanı istiyor." cümlesini hızlıca tamamladı.
"Evet." dedi gözlerini kırpıştırarak.
Şule olaylardan uzak olduğu için "Ne sırrı ? Canselinin katili derken ? Burda ne dönüyor ?" diye sordu, şimdi o da telaşlanmıştı.
Dicleden bakışlarımı çekip Şuleye baktım "Bana sabah bir mesaj geldi Canselinin katilini bulun yoksa sırrınızı söylerim diye, büyük ihtimal o gece..."
Enes beni susturdu "Sessli söyleme !"
hepimiz gergindik ama Enesin gerginliği şu an bir misli fazlaydı. Normalda sakin bir yapsı olduğu içinde olabilirdi birde onu biraz tanıyorsam şu an Şule'nin de olaya karışması onun az önceki sakinliğini almıştı. Ona asla bir şey olsun istemezdi. Enes her zaman fedakar biri olmuştu arkadaşları için kendini feda ederdi, Şule içinse biz dahil herkesi.
"O gece mi ?"
O gece yine aklıma gelince anlık ordan uzaklaştım. Sonra yeniden konuşmalarına geri döndüm. Düşünmek istemiyordum düşündükçe kafam patlayacak gibi oluyordu. Altı aydır içime atıklarım da patlama aşamasına gelmişti şuan.
"Bana o geceden bahsetmedi..." diyen Dicleye döndü bakışlarım.
"Nasıl ?"
Dicle kendi mesajıni açıp okudu "Babanın nasıl biri olduğunu biliyorsun ve artık bende biliyorum. Oyunu benim kuralarıma göre oynayacağız. Polise gitmek yok. Yoksa tüm sırların ortalığa yayılır üç numara. Canselinin katilini bulun."
Babası iğrenç bir herifti ve Dicle oldu olası onun varlığından utanmıştı. Üç yıl önce ise evden kaçıp sosyal hizmetlere başvurmuştu. O günden sonra yaşlı bir kadının evinde kalmaya başlamıştı.
Şule şaşkınlığını gizleyemedi "Niye sedece üçünüze geldi ?"
Enes sorusunu cevapladı "Sanırım sırayla, bana sabah geldi ve bir numara olduğum yazıyordu. Sanırsam Esmiraya benden sonra geldi ve iki numara olduğu yazıyordu şimdide Dicle'ye geldi ve o da üç numara."
"Peki sıralama neye göre ?"
Alt dudağımı dişledim "Bunu sonra düşünebiliriz önce Andaçı bulalım ve hep birlikte ne yapacağımızı konuşalım. "
Enes olumsuz bir biçimde kafasını salladı "Onu zaten haftalardır arıyordum ama sabah bu mesaj gelince babasını aradım. Babası bile nerde olduğunu bilmiyor."
"İlla ki bu mesaj ona da gelecektir belki geri döner. " dediğimde Şule kaşlarını çatmıştı.
"Ya bu onun bir oyunuysa ?"
"Saçmalama. " diye mırıldandım.
"Çocukken bize hep eşek şakaları yapardı."
"Artık çocuk değiliz ama. Andaç böyle bir şey yapmaz." diyerek bana hak verdi Enes ve hemen ardından "Yarın okul çıkışı Kozmikte buluşalım. Barana ben haber veririm, sizde Andaçtan her hangi bir haber alırsanız mutlaka bana haber verin."
Enesi herkes onayladıktan sonra parktan ayrılıp okula ilerledik. Herkes okulun içine girdikten sonra ayaklarım bir anda olduğu yere sabitlendi ve giriş kapısında durdum.
Beni fark eden Dicle de durmuştu ve "Gelmiyor musun?" diye sordu.
Topuz yaptığı kıvırcık saçlarından düşen tek tutamı kulağının arkasına yerleştiren Dicleye döndüm "Siz girin benim pek keyfim yok."
Başıyla onayladıktan sonra onları orda bırakıp eve geçtim.
Eve geldiğim ilk yarım saatlik süre içinde üstümü değiştirip kendimi uykuya teslim etmiştim. Nerdeyse aksama kadar uyuduktan sonra ılık bir duş alıp karnımı doyurmak için mutfağa ilerledim.
Dolaptaki dünden kalan yiyeceği mikrodalgaya koyup yeniden telefonuma baktım.
Sabah yaşadıklarımız rüya gibi gelsede hepsi sonuna kadar gerçekti.
Mikrodalgadan gelen ses ile düşüncelerimden ayrılıp kendime bir tabak hazırladım ve ada tezgahın üzerine koyup ıstığım tavuktan büyük bir ısırık aldıktan sonra iç çekip mermer tezgahta duran ve defalarca kez okuduğum mesaja tekrar baktım.
İçimdeki endişe boy verirken ekrarnda 'Annem' yazısı belirince irkildim.
Birkaç saniye çaldıktan sonra yağlı olmayan elimle açtım.
"Alo ?"
"Esmira, nasılsın?"
Berbat şu an belkide en doğru cevap olurdu ama zaten uzakta olduğu için aklının bende kalmasını istemiyordum. Aslında kalsada işlerini bırakıp gelmezdi. Yinede her zamanki gibi anneme hissetiklerimle ilgili yalan söylemeyi seçtim.
"Iyiyim. " diye cevapladım "Siz nasılsınız ?"
İç çekişini duymuştum "Her zamanki gibi yoğun. Özelikle baban bir saniye bile durmuyor. "
Bunlar sadece teseli cümlesiydi. Gereçeğin altında yalnız kalan bir çocuk vardı. Kırılıyordum. Ama kızamıyordum. Tepkilerimi sessiz kalarak veriyordum.
"Anladım. Ne zaman dönersiniz peki ?" dedim sadece sonra annemden cevap bekledim.
"Keşke bilsem güzel kızım." dedikten sonra "Ama sen evde sıkılmıyorsun değil mi ? Arkadaşların geliyor mu ?"
"Evet nerdeyse her gün biri gelip bizde kalıyor." diyerek yeniden yalan söyledim.
"Ah çok sevindim."
Bakışlarım zemine düşerken sessiz kalmıştım. Annem sessizliğimi bozdu "O zaman görüşürüz bir tanem, babanla seni çok sevdiğimizi asla unutma."
"Unutmam." diyip telefonu kapattım başka hiçbir şey demeden çünkü konuşmak acı veriyordu. Birde sürekli yalan söylemek zorunda kalıyordum. Bu durumdan hoşlanmasamda bir kere yalan söyleyince ardı arkası kesilmiyordu.
Telefonu tezgaha geri bıraktıktan sonra ayağa kalkıp tabağımı makinaya yerleştirdim ve hemen ardından peçeteyle ellerimi silip boş duvara baktım.
"Çok yalnızız değil mi ?"
Evet konuştuğum bir duvardı ama duvar diyip geçmemek gerekiyordu. En zor zamanlarımda yanımda olan tek şey bu evin sessiz duvarlarıydı.
Telefonum tekrardan çalmaya başlayınca duvara bakan bakışlarım yeniden telefonu buldu.
'Gizli Numara'
İnce kaşlarım şaşkınlıkla çatılırken kaydırıp açtım "Alo ?"
"Kiminle görüşüyorum ?" olgun birine ait olduğu kesin olan tanıdık gelen bir sessti ama kim olduğunu çıkaramamıştım.
"Siz beni aradınız bayım, bunu benim sormam gerek."
"Ah kusura bakma yanlış aramış olmalıyım. " dedi mahçup bir şekilde .
"Sorun değil, iyi akşamalar ." telefonu kulağımdan çektiğimde tekrar konuşmaya başlayınca kulağıma geri koydum.
"Sakın kapatayım deme seni küçük kaltak." adamın ses tonu değişmişti ve bu sessi tanımadığıma yemin edebilirdim.
"Kimsin sen ?" dedi korkunun bedenimi ele geçirmesine bir kere izin vermiştim.
"Canselinin katilini aramadığınız her dakika sizin alehinize işliyor. Zaman kısıtlı Esmira...tik tak." telefon kapandığında göğüs kafesimde inip kalkmaya başlamıştı.
Zaman şu an ayaklarımın altından çekilen eski bir kilim gibiydi.
6 Ay Önce
Andaç ve Enes arabanın dışında arabanın motorunu tamir etmeye çalışırken, Baran sadece sigara içiyordu, Dicle ise arabanın içinde kafasını Şuleye yaslamış huzur içinde uyukluyordu. Böyle bir anda bu kadar rahat olduğu için onu kıskanmıştım.
Şu an ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Burada yapamazdım biliyordum ama eve gittip yalnızlık kutumun kapıları kapandığı anda tüm gece ağlayacaktım.
Şule Dicleyi uyandırmamaya dikkat ederek kafasını camdan çıkardı "Tamirci falan mı çağırsanız ?"
Enes sevgilisine dönüp "Saatin gece üç olduğunun farkındasın değil mi bebeğim ?" diye sorduğunda Şule göz devirip "Açıkçası gitmezsek abinin arbası benim idralimle dolacak." dedi açık bir biçimde.
Enes ise karşılık olrak "Git ormana yap." dedi rahat bir sesle.
Şule yüzünü buruşturdu ve "Oraya yapamam ben." diye cırladı. Sessiyle Dicle kıpraşmıştı ama uyanmamıştı.
Enes iki avcunu birleştirip gösterdi "Buraya yap o halde. "
"Hijyensiz ortamlara da yapmam ben."
Diclenin kafasını omuzundan çekip koltuğa yatırdıktan sonra arbadan indi.
"Enes ben ciddiyim."
Enes nefesini dışarı verdi "Şehrin dışındayız. Elimden tek gelen şurdaki çalılıklara yapman." bir yandan da yolun kenarında ki alanı göstererek.
Şule kendi kendine homurdanıp bana döndü "Esmira benimle gelsene."
Kafamla onayladım ve bende arabadan inip Şuleyi takip ettim.
Uzun çimler bacağımda rahatsızlık uyandırırken Şulede aynı dertle muzdarip gibiydi. "Öküzün biriyle sevgili olmak zor."
"Öküz mü ? Enes senin için ölmeyi bile göze alabilir."
Aklımdan anlık çıkan Canselin zihnimin bir köşesine yeniden yerleştti. Bugün hatta uzun bir süre ölümden bahsetmek istemiyordum.
Şule bana dönünce yürümem kesilmişti "Ondan çok önemli bir şey saklasam bile mi ?" diye sordu sessinde anlam veremediğim bir çaresizlik vardı .
Gözlerimi kıstım "Bugün söylemediğin şeyle mi alakalı ?" dedim şüpheyle.
Cesaretini toplamak istermişcesine derin bir nefes aldı "Esmira ben..." diye başladığı cümlesi kendi çığlığıyla sonlanırken bana yapışmıştı.
"Noldu ?" diye sordum endişeyle.
"Sanırım yılan !" diye çığırdı tüm sessiyle.
Onu biraz geri çektim ve onun aksine sakin bir biçimde "Çok normal değil mi, ormanlık bir alandayız ?" dedim onunda sakin olması için.
"Şule !"
Enes bize koşarak yaklaşırken Andaçta arkasından geliyordu. Tek hamlede Şuleyi kendine çekti "İyi misin meleğim ?"
Şule kafasıyla onaylarken soluk soluğa kalmıştı.
"Noldu ?"
"Sanırım yılan ayağımın altından geçti."
Enes gülüp göz devirdi "Yılandan mı korkuyorsun ?"
"Beni sokabilirdi." dedi tıpkı bir çocukmuş gibi.
Enes muzip bir biçimde sırıtıp "Benim rolümü üstlenmesin." dediğinde Şule utanmış mıydı bilmiyordum ama ben burda kıpkırmızı olmuştum.
"Cilveleşmeniz bitiyse gidelim." diyen Andaça döndük üçümüzde.
Şule "Ben hala işimi görmedim." dediğinde tekrardan gökyüzünden akmaya başlayan su damlaları ile Enes etrafa bakındı "Şurda bir kulübe var oraya gidelim belki seni içeri alırlar." dediğinde kafasıyla onayladı.
Şule düşmemek için Enesin elinden tutarken biz Andaçla arkadan ilerliyorduk. Kulübenin önüne geldigimizde ışıklar yanmasada Enes kapıyı çaldı. Şulede bir yandan kıvranıyordu.
Kapının açılmayacağı belli olduğu için "Gitsek mi ? Belli ki kimse yok." dedim, yağmur git gide hızlandığı için sırılsıklam olmaya başlamıştık.
Andaç kulübenin etrafında biraz gezinip yerdeki sert kayayı alıp camı kırdığında üçümüzde bunu beklemiyorduk.
"Andaç tırlattın mı ? Elalemin evine izinsiz mi gireceğiz?"
Omuz silkip camdan içeri girerken Enesin dediğini pek takmışa benzemiyordu. Kapı açıldığında Andaça baktık.
Sırıttı "Hoşgeldiniz."
Şule hiçbir sey demeden koşar adımlarla içeri girince Enes ile birbirimize bakı bende girdik.