Bölüm 9

570 Kelimeler
"Günaydın." "Of. Ama cidden bak. Of ya." dediğimde, benim aksime, gülümsemeye devam etti Levent. Zaten her şeyi benim aksimdi genelde. Ve bu da, onu daha çok sinir bozucu yapıyordu. "Geleceğim demiştim." "Iyi ya. Ben de gelme demiştim." İçeriye girip, bir adım atarak kapıyı kapattı ve "Neden istemiyorsun beni?" diye sordu, ilk defa ciddiyet kokan sözleri eşliğinde. Sinirle başımı iki yana sallayıp, başka yöne çevirdiğimde iki parmağı ile çenemden tuttu ve tekrar ona bakmam sağladı. "Cevap bekliyorum." "Ben cevabımı verdim sana. Hem de defalarca." "Evet. Ama bir neden söylemedin." "Açıklama yapmak zorunda mıyım yahu ben sana? Sen kimsin ki? Neyimsin sen benim? Gel arkadaş olalım, çok severim seni deyip birden bire red mi ettim? Seni asla bırakmam deyip sözümden mi döndüm? AA evet çok seviyorum ben seni dedikten sonra tokat mı attım? Neyin nedeninden bahsediyorsun sen? Sarhoştum. Tanıştık. Uyanınca unuttum seni. Bitti gitti." "Ben seninle tanıştığımda sarhoş falan değildim ama. Bırak uyanınca unutmayı, uykumda bile unutmadım." Yapma.. "Bana ne!" dedim, hâlâ çenemde olan elini itip. "Bana ne lan bundan. Umurumda mı abi? Sordum mu? Git diyorum, siktir olup git işte." Kaşlarını çatıp "Başka biri mi var?" diye sordu. Dik dik ona bakmaya devam ettiğimde "Ya da bu kadar kibar olmamı mı sevmedin?" dedi bu kez. "O hanzo gibi mi davranalım istiyorsun? O mu istediğin?" Sesini yükselttiğinin farkına vardı mı bilmiyordum, lakin bu hali dahi o hanzo dediği adamın yanında oldukça kibardı. "Ha senin niyetin başka." dediğinde kaşlarımı çattım. "Seninle yatmayıp tüm gece başında beklemem rahatsız etti seni. O muydu istediğin cidden?" dediğinde şok geçirmiştim. Ne demek yatmayıp? Ne diye başımda beklemişti tüm gece o zaman? Tanışmıyorduk bile. Orada çalışan, zengin adamları ağına düşürmek için uğraşan bir kadın bile olabilirdim. Neden yapmıştı ki bunu? " Öyle demek istemedim ben." dediğinde, sesi tekrar eski volumüne dönmüştü. Tek kaşımı kaldırıp, sessizce yutkundum ve ona yaklaşmamaya çaba göstererek kapıyı açıp "Çık." dedim, oldukça sakın çıkan sesimle. "Duru. Bak." "Git. Bir daha da sakın geleyim deme." Bana laf anlatmaya devam ederken, hafifçe itekleyip çıkmasını sağlandıktan sonda kapattım kapıyı. Kapıya yaslanıp, oturduğum sırada, beynimde hep aynı sözcük tekrar ediyordu takılmış bir plak gibi. Aşık. Bana aşıktı. Takıntı, tutku, ya da heves falan değildi ondaki, benim bu güne kadar sandığım gibi. Düpedüz aşktı. Ve bu, bana çok fazlaydı. Oldukça, fazla. Başımı iki yana sallayıp, derin bir nefes aldım ve oturduğum yerden kalkıp koltuğa geçerek gözlerimi kapattım. Al işte. Uyandırıyordu beni sabah sabah kaç gündür, erken uyanmaya da alışmıştım. Ne yapacaktım ben şimdi akşama kadar bu evde? Ha! Pis dengesiz. Megoloman. Dün yarım bırakıp, masanın üzerine ters çevirdiğim kitabı elime alıp, okumaya devam ettim. Daha sonra, bir ara yerdim bir şeyler. Kahvaltıdan nefret ederdim zaten. Sabah sabah uyandığın yetmesin, bir de yiyecek hazırla, ye, sonra onları topla. O ne öyle ya? Resmen işkence gibi.. Kitapta yazan kelimeleri bir kez de sesli okuyup, kapattım ve sehpanın üzerine fırlattım sinirle. Ne demekti, kolsy unutulmaz alışkanlıklar. Unutulur. Bal gibi hem de. İşine gelmiyor insanların unutmak, o ayrı. Ama mecbur kalınca nasıl unutulur, en iyi ben bilirdim bir kere. Levent de unutacaktı elbet. Öyle bir unuturdu ki hem de, adımı bile hatırlamazdı yakında. Hiçbir şey yaşamamıştık bir kere. Beni ona hatırlatacak tek bir söz, tek bir anı bile yoktu. Ne uykum, ne de kitap okuma isteğim kalmadığından olsa gerek, buz dolabının önünde buldum kendimi. Az önceki düşüncelerime inat, tam göz hizamda olan zeytin ile bakışıp kahkaha atarken fark ettim ki, sözlere ya da anılara gerek yoru hatırlamak için. Bazen tek bir zeytin yeterdi..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE