Derya gelmişti. Kendinden emin adımlarla salona girdiğinde adım sesleri bütün salona yayıldı. Üzerinde siyah bir elbise vardı. Açık kahve saçlarını yukarıda sıkıca bağlamış, dolgun dudaklarına kan kırmızısı ruj sürmüştü. İri renkli gözleri oldukça dikkat çeken cinstendi. Sanki yıllar önce Alparslan'ı nikah masasında terk etmemiş gibi omuzları dikti. İnsanların fısıltıları etrafı sardı. Alparslan'a kısa bir bakış attım. Bakışları tehlikeli bir hal almıştı. O kadar umursamaz duruyordu ki, sanki karşısındaki kadını ilk kez görüyormuş gibiydi. Lakin elimi sıkan parmakları öfkeden delirdiğinin kanıtıydı. Derya'nın adımları hemen karşımızda durduğunda gülümseyerek bana baktı. Küçümseyici bakışlarını hızla üzerimde gezdirip Alparslan'a döndü. "Tebrik ederim," diyerek elini uzattı. Alparslan ön

