Kararlarımızı verirken dikkate aldığımız en yegane şey neydi diye düşünmeye başlamıştım. Beni ben yapan kararlarım mıydı? Yoksa bir anda kalkıştığım tavırlarım mıydı? Karar ve tavır aynı şeyin çizgi doğrultusunda yer almıyor muydu? Her şeye rağmen.. her şeye rağmen tek bir umut parçası beni niye geçmişe sürüklüyordu? "Dalgınsın," diye söylendi Buse. Bütün kargaşada herkesin yüzü gülerken düşüncelerle boğuşan bir ben vardım aslında. Ömer'in benden gizlediği her neyse, Mirza'nın kendini affettirme çabaları derken nefes alamadığımı hissediyordum. Karşımda ise Buse. Evleniyordu abimle. Herkes mutluydu. Benim dışımda belkide. "Kafam biraz dolu, ondan. Keyfine bak," dedim sessizce, gözlerimin içine bakan Buse, "İstersen konuşabiliriz, biraz kafan karışık sanırım," dedi ciddiyetle. Bizden uza

