Valeri ve Elysia, sarayın içinde birbirlerine karşı yürüttükleri bu gizli ilişkiyi daha da derinleştirmeye karar vermişti. Gündüzleri, prens ve hizmetkâr rolleri içinde geçirdikleri zaman, akşamları ise birbirlerine olan aşklarını açıkça ifade etmek için gizli buluşmalar ayarlamaya başladılar. Her geçen gün, duyguları daha da güçleniyor ve sınırları zorlamaya başlıyordu.
Bir gece, sarayda büyük bir eğlence düzenlendi. Müzikler çalıyor, danslar ediliyordu; ancak Valeri, fazlasıyla alkol alarak kendini kaybetmişti. Eğlence sona erip misafirler dağılmaya başladığında, Valeri’nin sarhoş hali nedeniyle odasına taşınması gerekti. Muhafızlar, onu yatağına yatırdıktan sonra odadan çıktılar.
Elysia, Valeri'nin durumunu öğrenince hemen odasına doğru koştu. Kalbi hızla atıyordu; içinde hem endişe hem de merak vardı. Odaya girdiğinde, Valeri’nin derin uykuda olduğunu gördü. Yavaşça yanına yaklaştı ve onu kontrol etmek için başını eğdi. Valeri’nin yüzü, alkolün etkisiyle yorgun görünüyordu.
Elysia, Valeri’nin üzerini örtmek için eğildiğinde, beklenmedik bir şey oldu. Valeri, uykusunun derinliklerinden çıkıp aniden ona döndü ve gözleri parlayarak Elysia’yı öptü. O an, zaman durdu. Elysia, kendini Valeri'nin kollarında buldu. İlk başta şaşırdı ama sonra bu anın tadını çıkarmaya karar verdi. Valeri, onu sarıp yanına çekerken, aşklarını mühürlemek istiyordu.
“Elysia,” dedi Valeri, sesi derin ve tutkulu bir şekilde. “Bu gece seni kaybetmek
istemiyorum. Her şeyden daha çok seni seviyorum.”
Elysia, kalbinde bir ateşin yandığını hissederek, Valeri’nin gözlerine bakarak cevap verdi. “Ben de seni seviyorum, ama bu bizim için tehlikeli olabilir. Sarayın kuralları ve herkesin gözleri üzerimizde…”
“Bunu düşünmeyi bırak,” dedi Valeri, onu daha sıkı sararak. “Birlikte olmanın tehlikesine katlanmaya değer. Sensiz yaşamayı düşünemiyorum.”
İkisi de birbirlerinin gözlerinde kaybolmuştu. Aşkları, bir gizlilik içinde filizlenmişti, fakat artık bu gizlilik onları daha çok bağlıyordu. Elysia, Valeri’nin sıcaklığını hissederek, “O zaman bir şey yapmalıyız. Bu ilişkiyi daha açık bir hale getireceğiz,” dedi.
Valeri, başını sallayarak, “Evet, birlikte bu duyguları yaşamalıyız. Artık saklanmaya son vermeliyiz,” dedi.
Birbirlerine daha yakınlaşarak, o anın kıymetini bilmeye çalıştılar. Valeri, Elysia'nın dudaklarına yeniden dönerken, bu kez daha derin bir tutku ve özlemle öptü. Gece boyunca birbirlerine sevgilerini dile getirdiler, içlerindeki ateşin büyüdüğünü hissederek. Sarayın karanlıkları içinde, birbirlerine en gizli sırlarını fısıldayarak aşklarını tazelediler.
Ancak sabah olunca, bu ilişkinin getireceği tehlikeler hakkında düşünmeye başladılar. Valeri, “Elysia, bunun üstesinden gelebileceğimizi umuyorum. Her şey çok karmaşık, ama seni asla bırakmam,” dedi. Elysia, gözlerinde beliren endişeyle, “Seninle birlikte olmak istiyorum, ama sarayın kuralları ve gözetim altında
olmanın zorluğu beni korkutuyor,” diye yanıtladı.
Duygularının derinliği, zamanla başlarına daha fazla dert açacak gibi görünüyordu. Ama bu anın tadını çıkarmaktan başka çareleri yoktu. İkisi de bu aşkın kendilerine sunduğu mutluluğun kıymetini biliyorlardı, ve bu yüzden geleceği düşünmeden, o anın tadını çıkarmaya karar verdiler.
Valeri, Elysia’nın sözlerini dikkatle dinlemişti, ama içindeki karmaşık duygular onun için büyük bir yük haline gelmişti. “Ne yazık ki, bağlılık yemini etmeden seninle birlikte olamam,” dedi Elysia, sesinde hafif bir titreme vardı.
Valeri, bu sözleri duyduğunda yüzü asıldı. O, bir prensdi ve bir hizmetkârla evlenmesi
asla kabul edilemezdi. İçinde bir acı belirdi, “Öyleyse, o zaman hiç gelmeyecek,” dedi, sesi hüzün dolu bir tonda.
Elysia, duyduklarının acısıyla birlikte, “O zaman bence her şey bitsin,” dedi. İçindeki umut bir anda söndü.
Valeri, gözlerinde hüzünle Elysia’ya baktı. “Arzuladığın buysa…” diye mırıldandı, ama cümlesini tamamlayamadan Elysia, ona gözleriyle “evet” der gibi bakarak odadan çıktı. Kalbi parçalanmıştı; o an, aralarındaki her şeyin sona erdiğini hissetti.
Koridorda yürürken, kahya Tey karşısına çıktı. “Elysia, hazırlıkları yap. Yarın İris soylularından büyükler prenses adaylarını tanıtmaya gelecek,” dedi.
Elysia, kahyanın söylediklerine tepki vermeden yürümeye devam etti. “Ne için gelecekler?” diye sordu.
Kahya, “Prens Valeri için gelin adayları seçilecek,” diye yanıtladı. Bu haber, Elysia'nın kalbinde bir bıçak gibi saplandı.
Bir yandan Valeri ile yaşadığı aşkın anıları, diğer yandan onun bir prensesle evlenme zorunluluğu arasında sıkışıp kalmıştı. İçindeki çaresizlik ve kıskançlık, ona ağır bir yük olarak geri dönmüştü.
Düşünceler içinde kaybolmuş bir şekilde odasına döndü. Aşkı ve mutluluğu birlikte yaşadığı o anlar, şimdi hüzün ve özlemle doluydu. Prens Valeri, İris soylularından biriyle evlenmeyi düşünüyordu ve Elysia’nın kalbi, bu gerçeği kabul etmekte zorlanıyordu.
Yarın, sarayın kapılarında yeni bir dönem başlayacak ve Elysia, bu sürecin içinde kaybolacak gibiydi. Valeri’nin gözlerindeki
derin aşk, onun için bir anı olarak kalacaktı. Ama bu ilişkiyi sonlandırmıştı ve geri dönüş yoktu. Elysia, gelecekte ne olacağını düşünmeden, içindeki acıyla baş başa kaldı.
Valeri, üzgün bir halde hemen kuzeninin yanına gitti. Kederini başka biriyle paylaşamazdı; onun için Kanita her zaman en güvenilir dostuydu.
“Kıymetli kuzenim, lütfen bana yardım et,” dedi Valeri, sesi titrek ve çaresizdi.
Kanita, telaşla kalkarak Valeri’nin yanına gitti. “Neler oluyor?” diye sordu, endişeyle.
“Biz Elysia’yla bitirdik,” dedi Valeri, gözleri dolmuş bir şekilde. “Ah kıymetlim, sen
söyle, bu kadar aşıkken nasıl ondan vazgeçerim?”
Kanita, kuzeninin kederine tanık olduğunda gözleri yaşla doldu. “Yarın prenses adayları gelecek, ben hiç birini istemiyorum ama babam bir hizmetkârla evlenmeme asla müsade etmez,” diye ekledi Valeri, çaresizliği her kelimesinde hissediliyordu.
Kanita, onun umutsuzluğuna karşılık vermek istedi. “Umutsuz olma. Sonuçta benim de durumum aynıydı, ama sen beni kurtardın. Şimdi istediğimle evlenebilirim,” dedi.
Valeri, kuzeninin ona verdiği umut ışığını görünce biraz rahatladı. Ancak Kanita’nın durumu ile kendi durumu arasında büyük bir fark olduğunu biliyordu. “Evet ama,” diye yanıtladı, “Andres, kanatsız soyundan olsada, ona bahşedilen büyücü yetenekleri
ve kanatları, sizi denk yapıyor.”
Kanita, başını sallayarak Valeri’yi desteklemeye çalıştı. “Biliyorum, ama her şeyin bir çözümü vardır. Belki de Elysia’yı ikna edebilirsin. Belki de onun kalbini kazanmak için mücadele etmelisin.”
Valeri, kuzeninin sözleri üzerinde düşünmeye başladı. Elysia için bir şeyler yapmanın yollarını aramak zorundaydı. İçindeki bu aşkın değerini bilmesi gerekiyordu, belki de bu savaşı vermek zorundaydı.
“Elysia’yı bırakmak istemiyorum. Onu kazanmak için ne gerekiyorsa yapacağım,” dedi Valeri kararlı bir şekilde. “Yarın prenses adayları gelse de, ben Elysia’yı unutmayacağım.”
Kanita, Valeri’nin kararlılığını görünce ona
gülümsedi. “İşte bu! Umut her zaman vardır, kuzenim. İkimiz de aşkla bağlı olduğumuz insanları bulmak için savaşmalıyız.”
Valeri, kanat çırpacak kadar umut dolmuştu. Elysia için savaşmak, ona olan aşkını kanıtlamak için bir yol bulmalıydı. Kalbinde büyüyen sevgi, onu bekleyen tüm engelleri aşmak için yeterliydi.