“Yaralı var! Koruma ateşi!” Efken’in gür sesi ormanın içinde yankılandı. Selim de aynı anda bağırarak koşmaya başladı. Ağaçların arasındaki gölgeler yeniden mermi yağmuruyla titreşiyor, barut kokusu havayı kesif bir sis gibi sarıyordu. Mert Ali, Arda’yı belinden kavrayıp sürükleyerek en yakın güvenli noktaya çekti. Nefesi hızlanmıştı, kalbi göğsüne sığmıyordu. Dizlerinin üzerine çöktüğünde Arda’nın sol omzundan kanın sıcak sıcak aktığını gördü. Kurşun kalbine tehlikeli derecede yakındı. “İyi olacaksın… İyi olacaksın dostum.” Sesindeki kararlılık, içindeki korkunun gölgesini gizlemeye yetmedi. Arda gözlerini yarı kapalı halde güçlükle açtı. Nefesi zayıf, sözleri titrek ve kesikti. “Mert Ali…” “Konuşma, sakın konuşma. Enerjini harcama.” Mert Ali, diğer eliyle yaraya bastırırken bir yan

