5.BÖLÜM

2068 Kelimeler
Günlerdir olduğu gibi yataktan kalkmış, duşunu almış, midesini kandıracak kadar yemiş ve bahçeye çıkıp puflardan birine oturmuştu. Tam 10 gündür bu şekildeydi. Alaz'la olan o geceden sonra kendisini her şeye kapatmıştı. Bu ayrılığın ona iyi geleceğini düşünüyordu fakat öyle olmamıştı. Tam bir harabeye dönmüştü. Sadece dedesiyle görüntülü konuşurken kendisine çeki düzen veriyor onun dışında tam olarak yaşayan ölüyü andırıyordu. Böyle olmasında ki en önemli etkende hiç arkadaşının olmaması da olabilirdi. Tamamen yalnızdı. Tek arkadaşı kilometrelerce uzaktaydı. O olduğunda en azından dertleşecek biri oluyordu fakat şimdi hem saat farkından hemde onun okulu olmasından dolayı sık sık arayıp rahatsız edemiyordu. Dua okulu bittiği için ailesinin yanına gitmek isterdi fakat bir kaç güne bir şirkette staja başlayacaktı. 3 aylık stajından sonra okulla olan ilişiği tamamen kesilecek daha sonra ise kalıcı iş hayatına geçiş yapacaktı. Eğer staj yaptığı şirketle anlaşabilirse staj bitiminden sonra orada kalabilirdi. Telefonundan gelen sesle heyecanla yerinden doğrulup eline aldı. Gördüğü operatör mesajıyla heyecanı balon misali sönmüş yerini kocaman hayal kırıklığına bırakmıştı. Günlerdir Alaz'dan mesaj bekliyordu fakat bunun aptallıktan başka bir şey olmadığının da farkındaydı. Bile isteye onu reddetmişti. İkisinide ne kadar büyük haksızlık yaptığının farkına varmıştı fakat geri dönmeye yüzü yoktu. Ne diyeceğini bilmiyordu. Alaz belkide bu zamana kadar hayal ettiği adamdı fakat o bunu elinin tersiyle itmişti. Ne kadar aptallık ettiğini zaman geçtikçe daha iyi anlamış fakat elinden gelen bir şey olmayınca kendisine kızarak yaşamaya devam etmişti. Ailesini bu zamana kadar hiç üzmediği için bundan sonrada üzmek istemiyordu. Alaz'ı kabul etmemeleri için tek neden belkide sadece yaşıydı. Kendisin de neden engel olduğunu bilmiyordu. Alaz'ı gördüğü andan beri ona çekildiğinin farkındaydı. Ama bir şeylerin yanlış olduğu düşüncesi aklını kurcalıyordu. Başından beri bu düşünceyi ailesine bağlamıştı ve öyle olduğuna da emindi. Fakat başka emin olduğu bir şey var ise eğer oda Alaz'a çekilmeyi geçmiş, aşık olmuştu. İlk aşkını bu şekilde yaşayacağını tahmin etmezdi. Hep her şeyin güzel başlayıp hep öyle devam edeceğimin hayalini kurmuştu fakat hayatın kendisi için başka planları olduğu belliydi. Elinde tuttuğu telefon çaldığında staj yerinden aradıklarını görünce, sanki göreceklermiş gibi ayağa kalkmış ve üstünü,başını düzeltmişti "Alo Dua Hanım ben Soykan Reklam Ajansından Yaz Soykan. Nasılsınız.?" Dua, Yaz Hanımın mesafeli ama aynı zamanda samimi gelen sesiyle gülümsedi. Staj yapacağı yerin ne kadar nezih bir yer olduğunu kadının bu tavrıyla bile anlayabilirdi. "İyiyim, teşekkür ederim Yaz Hanım. Sizi nasılsınız.?" "Bende iyiyim Dua Hanım. Sizden ufak bir iyilik istemek için aramıştım. Müsait misiniz.?" "Tabi müsaitim. Konu nedir.?" Dua daha fazla ayakta durmadan pufa tekrardan oturup dizlerini kendine çekti. Ne tür bir iyilik isteyeceklerini merak ediyordu doğrusu. "Şuan stajda olan arkadaşımız bazı sebeplerden dolayı stajını erken bitirmek zorunda kaldı. Ve sizin başlamanıza daha 2 hafta var fakat biz bu süreçte grafik tasarım bölümünde destek olmadan çok zorlanacağız. Eğer sizde isterseniz stajınızı erken başlatmak istiyoruz. Asıl başlama tarihine kadar olan süreç için ek maaşınız ödenecektir." Dua heyecanla dudağını dişleyip kafasını salladı. Br kaç saniye sonra ne yaptığını fark etmiş kendi haline gülmüştü. "Çok isterim maaş konusuda sorun değil siz nasıl uygun görürseniz öyle olsun. Ne zaman başlamamı istersiniz.?" Yaz duyduklarıyla derin bir nefes alıp takvimden tarihi kontrol etti. "Yarın sabah 9'da gelebilirsiniz Dua Hanım." "Tamamdır. Tam 9'da orada olacağım. İyi günler." Dua telefonu kapattıktan sonra aklında ki kötü düşünceleri unutmuş koşarak odasına çıkmıştı. Dolabının kapaklarını aralayıp kıyafetlerine göz atmaya başladı. Yarın ki kombinini oluşturduktan sonra yatağına gelişi güzel uzanıp gözlerini kapadı. Alaz'ı düşünmemek için bu iş iyi olacaktı. Her dakikasında yapacak bir şey bulur ve onu unutmaya çalışırdı. Ne kadar başarılı tartışılırdı tabi. Her an aklını kurcalıyor, sanki ondan başka işi yokmuş gibi sürekli onu düşünüyordu. ******* Sabah alarmın sesiyle uyanmış, kısaca duşunu almış ve dün oluşturduğu kombinini giyip,son dokunuşlarını yaptıktan sonra evden çıkıp arabasına binmişti. Navigasyon yardımıyla şirketin önüne geldiğinde arabayı şirket otoparkına park edip, asansöre bindi. 1. Katın tuşuna bastıktan sonra aynada son kez üstünü kontrol etti. İş için uygun giyindiğini düşünüyordu. Asansör durduğunda açılan kapıdan dışarı çıkarıp karşıda ki danışmanlığa ilerledi. "Hoşgeldiniz.?" Kadının soru sorar sesiyle gülümsedi Dua. "Merhaba, Dua Zırhlıoğlu ben yeni stajyer." Sekreter kadın hatırladığı bilgiyle gülümseyip ayağa kalktı. "Hoşgeldiniz Dua Hanım. Yaz Hanım bilgilendirmişti, bu üst katta ki giriş için olan kartınız. Yaz Hanım sizi bekliyor 11. Kat." Dua teşekkür ettikten sonra az önce indiği asansöre tekrardan binip çıkacağı katı tuşladı. Aynada kendisine baktığında sabah ki halinden bir farkı olmadığını görmüştü. Hafif makyajı yerli yerinde duruyor, ensede salaş bir şekilde topladığı topuzu da aynıydı. Asansör durduğunda açılan kapıdan çıktı. Karşısında cam, sağında ve solunda ise koridor vardı. Sol tarafta ki koridora girdiğinde karşıda ki masaya ilerledi. Sekreter kadın ayak sesleriyle, bilgisayarda olan bakışlarını gelen kişiye çevirmişti. Dua masanın yanına geldiğinde kendisine bakan kadına gülümsedi. "Merhaba, Yaz Hanım ile görüşmem vardı.?" Sekreter önünde ki defterden Yaz Hanım'ın görüşmelerini kontrol edip gördüğü isimle gülümsedi. "Dua Zırhlıoğlu değil mi.?" Dua başını salladı. "Bu taraftan." Yaka kartından okuduğuna göre sekreterin adı Yaren'di. Yaren'i takip edip sol tarafta ki büyük kapının önünde durdu. Yaren kapıyı çalıp içeri girmiş ve Yaz hanım'a Dua'nın geldiği haberini vermişti. "Sizi bekliyor." Dua Yaren'e onay verdikten sonra içeri girip kapıyı kapattıp. Kendisini kocaman ferah oda ve odanın ortasında çok güzel bir kadın karşılamıştı. "Hoşgeldiniz Dua Hanım." Dua, Yaz'ın uzattığı elini sıkıp gülümsedi. Karşısında ki kadın gerçekten çok güzeldi. "Hoşbulduk Yaz Hanım." İki genç kadında karşılıklı koltuklara oturduktan sonra, Yaren'in getirdiği türk kahvesinden içtiler. Bu arada Yaz işi anlatıyor ve kimlerle çalışacağına dair bilgi veriyordu. Dua, Yaz'ın anlattığı her detayda birazda heyecanlanmıştı. Stajyer olsa bile kendisine ait bir odası olacaktı fakar grup çalışmaları olduğu zaman ayrı bir odada onlarla beraber iş birliği yapacaktı. Bu onun için sorun değildi. Ki seve seve de yapardı. Hayallerinin gerçek olması için Soykan şirketi çok büyük bir adımdı. Reklam Ajansları arasında ki en iyi ve donanımlı bir şirketti. Stajını burda başarıyla tamamlarsa eğer, buradan sonra diğer bütün reklam şirketlerinin kapısı aralanmış olacaktı. Öz geçmişi için çok önemli bir isimde staja başlamış olmak ona gurur veriyordu. "Aklına takılan bir şey var mı.?" Yaz'ın sorusuyla daldığı düşüncelerinden kurtulup başını olumsuz anlamda salladı. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatmıştı. "Hayır, her şeyi çok net anladım. Hemen başlayabilir miyim peki.?" Yaz, Dua'nın heyecanlı haline gülümsedi. Mesleğini sevdiği belli oluyordu ve bu onun hoşuna gitmişti. Alacağı bütün görevleri başarıyla yapacağının sinyalini gayet net bir şekilde veriyordu. "Tabi ki. Çıkan stajyerimiz yapması gereken işler vardı fakat çıktığı için yarım kaldı. Onlara devam etmeni ve 1 hafta içinde bitirmeni istesem çok olmaz değil mi.?" Dua olumsuzca başını sallayıp sorun olmayacağını söyledi. Onun için kaçırılmaz bir fırsattı. Hiçbir anının boş geçmesini istemiyordu. Boş kaldığı an Alaz'ı düşünüyor ve yaptığı hata için kendisinden bir kez daha nefret ediyordu. Yoğun programda çalışmak onun işine gelecekti. Odasına girdiklerinde gördüğü manzarayla kocaman gülümsedi. Odası beklediğinden çok daha güzeldi. Cam masası, masanın önünde ki tüylü koltuğu, dinlenmek ve misafirleri ağırlaması için olan koltuk, manzarası...her şeyi hayallerinin ötesindeydi. "Beğendin mi.? Bütün ofislerimizi bu şekilde ferah tasarlıyoruz ki çalışma arkadaşlarımız kutu gibi odalarda sıkışıp, işlerinden bunalmasın." Dua duyduklarıyla kocaman gülümsedi. Böylesine çalışanlarını düşünen bir şirkette çalışmak onun için harika bir şeydi. Stajını bitirdikten sonra burada kalmak için elinden gelen her şeyi yapacaktı. "Beğenmek ne demek bayıldım." "Beğenmene sevindim. Sen düzenini kurmaya başla ben Yaren'le yarım kalan işleri gönderirim." Dua, Yaz'a onay verdikten sonra onun odadan çıkmasıyla çantasını kapının arkasında ki dolaba asıp, laptop çantasını masanın üzerine koyduktan sonra siyah deri sandalyesine oturdu. Odayı incelerken yüzünde ki gülümseme her detayda daha çok büyüyordu. Kapının çalmasıyla odayı incelemeyi kesip girmesini söyledi. Yaren elinde ki 3 dosyayı ve laptobu masanın üzerine bırakıp soluklandı. "Keşke beni çağırsaydın beraber getirirdik." Yaren duyduklarıyla şaşkınca gülümsedi. Bu şirkette ki herkesi tanırdı ve severdi fakat son stajyer kızı hiç ama hiç sevmemişti. Kendi beğenmiş biriydi ve Yaren'e hizmetçi gibi davranmaya çalıştığı için anlaşamamışlardı fakat Dua'nın öyle olmadığını anlamıştı. "Olur mu öyle şey Dua hanım. Hallettim zaten." "Hanım deme zorunluluğu falan yoksa bana hanım demesen sadece Dua yeterli benim için. Ama eğer rahat edemezsen Yaz hanım ve diğerlerinin yanında de ama tekken deme lütfen." Yaren şaşkınlığı biraz daha artmıştı. Dua'nın bu kadar cana yakın biri olmasını beklememişti. "Siz nasıl isterseniz." Dua'nın kaş altından bakmasıyla gülümsedi. "Sen nasıl istersen." Dua duyduklarıya memnun olmuş gibi gülümseyip ayağa kalktı. Dosyaların hepsini açık bir şekilde masaya dizdikten sonra incelemeye başladı. Yaren'de bu arada getirdiği bilgisayarın ayarlamasını yapıyordu. "Kendi laptopum da burada onu da kullansam sıkıntı olur mu. Bütün programlar mevcut." Yaren olumsuz anlamda başını sallayıp problem olmayacağını belirttikten sonra Dua'ya kahve getirmek üzere odadan çıktı. Dua yalnız kalmasıyla sandalyesine bağdaş kurarak oturup dosyaları incelemeye devam etti. Hepsini geçene sene ki 1 aylık stajında görmüştü ve bildiği şeylerdi. O yüzden Yaz hanımın dediği tarihe kadar rahatlıkla yetiştirebilirdi. 2 tane şirkee logosu, 1 tane ise büyük boy sokak afişi hazırlayacaktı. Diğer stajyer başlamış olduğu için işi daha kolaydı fakat o en başından başlamak istiyordu. Yaren'in getirdiği bilgisayardan yarım kalanları açıp, kendi bilgisayarını kurdu. Şirketinde kullandığı aynı programları açıp aklında tasarladığı logoyu oluşturmaya başladı. 4 Saat Sonra Nihayet ilk şirketin logosunun taslağı oluşmuş, yapmak istediği logo biraz daha anlaşılır hale gelmişti. Eski stajyerin hazırladığı logoyla, kendisinin hazırladığı logo arasında dağlar kadar fark vardı. Eskisi logoyu cırt renklerle hazırlarken Dua daha çok soft renklere yönelmişti. Ve kendisine göre onun logosundan çok daha iyiydi. İnşaat şirketine fosforlu yeşil renk ne alakaydı.? Logoyu ilk gördüğü andan beri aklına takılan soruydu, neyse ki kendisi olaya el atmış ve daha güzel şeyler çıkarmıştı. İki logoyu da Yaz Hanım'a mail atıp sandalyesinden kalktı. 4 saattir aralıksız çalışmıştı ve öğle arasını çoktan geçirmişti. Karnının gurultusuyla telefonu eline alıp en sevdiği yemekten sipariş verdi. Tabi ki hamburger. Kim sevmezdi ki.? * Danışmadan aldığı bilgiye göre yemeği gelmiş, asansörde kendisine doğru ilerliyordu. Koltukların orda ki sehpanın üstünü boşaltıp kendine alan oluşturdu. Kapısının çalmasıyla içeri girmesini söyledi. Kendiside bu arada sehpayı koltuğa yakınlaştırmaya çalışıyordu. Gelen kişiyi görmediği için rahatlıkla hareket ediyordu. "Yemeğiniz geldi." Birinin konuşmasıyla yaptığı işi bırakıp hızla arkasını döndü. Uzun boylu, jilet gibi takım elbiseli ve fazlasıyla yakışıklı bir adamdı. İstediği hamburgerin orda ki çocuklara hiç benzemiyordu. En azından son gördüğünde onlar kırmızı tişörtle geliyorlardı. "Te..teşekkür ederim." Koşar adım tanımadığı adamın elinde ki yemeğini alıp sorgu dolu bakışlarla bakmaya başladı. Gece ise karşısında ki güzel kadını izliyordu. "Ee param.?" Gece'nin konuşmasıyla Dua kaşlarını çatıp sertçe baktı. Bu adamın orda çalışmadığına artık emindi fakat kim olduğunu asla çıkaramıyordu. "Ben ödememi kart yoluyla yapmışsın zaten. Siz kimsiniz.?" Gece zor tuttuğu kahkahasını salıp tamamen odaya girdi ve kanepelerden birine oturdu. Kendi içinde yemek siparişi vermişti ve onu almaya gittiğinde Dua'nın yemeğinin geldiğini görmüş ve tanışma amaçlı onunkini de almıştı. Odaya girdiğinde ise şaşkın halinden yararlanmak istemişti. Yüz ifadesi Gece'yi eğlendirmişti fakat aynı şey Dua için geçerli değildi. "Gece Soykan senin patronunum küçük." Dua cümlenin içinde sadece en sonuncusuna takılmıştı. Bütün enerjisi çekilmiş, yüzü tamamen solmuştu. "Lütfen öyle seslenmeyin Gece Bey.” Sesi isteğinin dışında titrek ve kısık çıkmıştı . Gece onun bu haline anlam veremese bile sevmediğini düşünüp bir şey demedi. Kendisini tanımadığı için başlarda bu hallerini doğal karşılayabilirdi. Yaz'ın anlattığına göre iyi biriydi ve onunda etkisi vardı. "Yemeğin soğuyor. Patatesler soğuduğunda güzel olmazlar." Dua düşünceleri eşliğinde tekli koltuğa oturup bağdaş kurdu. Karşısında oturan insanın patron olduğunu tamamen unutmuş sadece yemeğine ve Alaz'a odaklanmıştı. Gece ise karşısında ki kadının üzgün ama aynı zamanda aç haline odaklanmıştı. Hem yemeğini yiyor hemde onu izliyordu. Dalgın bir şekilde yemeğini yemiş içeceğini içiyordu. Yüzünde ki ifade düşünceli ve üzgün olduğunu fazlasıyla belli ediyordu. Bal gözleri dolu dolu olmuştu ve dokunsa ağlayacak gibi duruyordu. "Ne derdin var stajyer.?" Dua düşüncelerinden arınıp Gece'ye döndü. Onun yanında olduğunu hatırlamış ve oturuşunu hızla düzeltip, içeceğini sehpaya bırakmıştı. "Kusura bakmayın dalgındım. O söylediğinizin bende pek iyi bir anısı yok. Sizin içinde bir sorun olmayacaksa Bir daha söylemezseniz çok sevinirim." "Sorun değil stajyer ve seni rahatsız ettiyse bidaha da söylemem." Dua sadece gülümseyip dolan gözlerini kırpıştırdı. Gece onun bu halini gördüğünde ise kaşlarını çatmış anlamak istercesine yüzünü süzmeye başlamıştı. Fakat Dua hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığı için neler olduğunu da anlaması imkansızdı. Tek anladığı konunun bir erkek meselesi olduğu idi. Böyle duru güzellikte ki bir kadını üzen adama en içten küfürlerini yolladı ***** Dua işlerini halledip şirketten çıkmış ve hiç oyalanmadan eve gelip üstünü değiştirmişti. Şimdi en sevdiği pijamalarını giymiş yatağına uzanıyordu. Aklında tek bir şey vardı oda tabiki Alaz'dı. İşte yoğun olduğu zamanlarda düşünmemeye çalışmıştı fakat işi olmadığı anların hepsinde aklını dolduruyordu. Düşünmemeye çalıştıkça daha çok düşünmüştü. Onunla ayları yıllar geçirmemişti fakat zaman geçirmeyi özlemişti. Özlemek değildi bu aslında, daha çok istekti. Onunla eğlenceli, huzurlu vakit geçirmek istiyor ve her haliyle tanımak istiyordu. Fakat artık imkansız olmuştu. Onu bile isteye itmişti ve şimdi pişmanlığını bütün hücrelerinde hissediyordu. Daha fazla düşünmeden gözlerini kapadı. Uyumak ve her şeyden birazda olsa kaçmak istiyordu. *****
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE