18.Bölüm

1152 Kelimeler

Ayşegül sabah erkenden geldi yine. Hiç konuşmadan yanımda oturdu. Sanki konuşsa elimden kayıp gidecekmişim gibi… Sonra usulca sordu: “Hazır mısın?” Ne demekti hazır olmak? Yok oluşa mı, onsuzluğa mı? Kalkmadım. Duvardaki saate bakıyordum sadece. Tik tak sesini bile duyuyordum. Dünya duruyordu ama o saat hâlâ ilerliyordu ya… ona bile sinir oluyordum. Ayşegül iç geçirdi, sonra yavaşça battaniyeyi üzerimden çekti. “Elif kalk, hadi. Sadece biraz hava alacağız. Bak kimseyle konuşmak zorunda değilsin, sadece biraz yürüyeceğiz.” Sesinde yalvaran bir ton vardı. İçim istemese de kalktım. Sürüne sürüne giyindim. Saçımı bile toplamadan, suratımda tek bir ifade olmadan çıktım peşinden. Revir bomboştu. Ayşegül bana çay koydu, masanın köşesine iliştim. Sessizliğin içinden bana bakıyordu.

Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE