19.Bölüm

910 Kelimeler

Zaman geçiyor. Ama nasıl geçtiğini ben anlamıyorum. Bir gün mü olmuş, üç gün mü, bir hafta mı… bilmiyorum. Sadece rüzgarın uğultusu var kulaklarımda. Ve her sabah boş bir uyanış. İlk günlerde Ayşegül hep yanımdaydı. Hiç sormadı, “Nasılsın?” falan demedi. Çünkü cevabı yoktu. Sadece yanımda oturdu. Bazen kahve yaptı, bazen bir şeyler atıştırmam için ısrar etti ama ben hiçbir şeyin tadını alamadım. Hiçbir şey Atlas’ın sesi kadar doyurmuyordu beni. Tim arada uğruyor revirin kapısına. Bir sabah Serhat geldi mesela, elinde çay. “Yine gideceğiz de bir selam vermeye geldim,” dedi. İçeri girdi, sustu. Gözleri cam gibiydi. Sonra birden utanır gibi başını eğdi. “Elif… sen iyi ol… biz… halledicez,” dedi sadece. Ne demekse o. Mert bazen kafasını içeri uzatıyor. Kısa, sessiz selamlar

Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE