Zeliha'yı ambulansa bindirmeden hemen önce, Buse ile birlikte minik bebeği iyice temizleyip yumuşak kıyafetlerini giydirmiş, sıcacık kundaklamıştık. Annesinin kucağına verirken, o küçücük yüzdeki huzur, tüm yorgunluğumuzu unutturuyordu. Babası Mustafa, ambulansın ön koltuğuna binecekti. Buse, annenin yanında, arka tarafta olmayı rica etti. Halinden, Fırat'la aynı araçta olmak istemediği belliydi; ona saygı duydum. "Annenin nabzını ve tansiyonunu sık sık kontrol et, unutma. Damar yolu açıp serum takviyesi yapmak iyi olur," diye tembihledim Buse'yi. "Merak etmeyin hocam,her şeyi kontrol edeceğim," dedi güven verici bir tonla. "Tamam o zaman.Hastanede görüşürüz." Ambulansın kapısı kapanırken, biraz ileride beni bekleyen Yusuf ve Fırat'a doğru yürüdüm. "Gidebiliriz." Yusuf eliyle arabayı

