--- Sabahın ilk ışıkları, lojmanın içini sarmaya başlamıştı. Pencerelerden sızan güneş ışığı, masaların ve duvarların üzerinde bir siluet oyununa dönüşüyordu. Alara, gece boyunca hissettiği karmaşayı ve bedensel yorgunluğu hâlâ taşırken, Hakan sessizce onun hareketlerini izliyordu. Gözleri, titreyen ellerine, sıkı bir nefes alışına, saçlarının omuzlarına düşen parlak damlalara takılıydı. Sessizlik, ikisi arasındaki en yoğun bağ olmuştu; kelimeler yerine bakışlar konuşuyordu. Alara, derin bir nefes aldı. Gecenin gölgesi hâlâ üzerindeydi; fiziksel yakınlık sona ermişti ama psikolojik gerilim devam ediyordu. Hakan’a döndü ve sessizce konuştu: “Bunu… yeniden yaşamak istemiyorum. Ama seni de kaybetmek istemiyorum.” Sesi sertti ama altında kırılgan bir gerçek vardı. Hakan başını eğdi; gözleriy

