Arkadaşlar

1010 Kelimeler
Selamun aleyküm 🍂🍂 Keyifli okumalar...🍭🍭 Otobüsten indiğim gibi bir taksi çevirdim. Hem bavullarım hem de kolilerim vardı. Bunlarla minibüse binemezdim. Etimesgut da bulunan evime gelmiştim. Eve geldiğim gibi annemi arayıp eve vardığımı haber verip hemen kapattım. Üç aydır evime gitmediğim için ev felaket kötü kokuyordu. Bavul ve kolilerimi girişe bırakıp bütün camları hızlıca üstüme rahat bir şeyler geçirip evi temizlemeye koyuldum. Akşama doğru evi temizlemem bitmiş ben de bitmiş halde koltuğa yığılmıştım. Ev beklediğimden de çok kirlenmişti. Dip köşe temizlik yapmasaydım bu evde durulmazdı. Güç bela ayaklanıp mutfağa geçerek makarna suyu koydum. Su kaynaya kadar kısa bir duş almayı planlıyordum. Kısa bir duş alıp gelmiş hızlıca salçalı makarna yapıp yemiştim. Sallama çay yaparak oyalanmadan hemen yatağıma geçmiştim. Sınıftan kızlar yarın yarın buluşalım diye mesaj atmışlardı. Buluşma saatine kadar güzelce dinlenip bu yorgunluğumu atmak istiyordum. Sabah dokuz gibi uyanıp hemen hazırlanıp abartmadan makyaj yaparak evden çıkarak kızlarla buluşacağımız kafeye gitmek için evden çıktım. Kafe çok uzak olmadığı için kısa sürede varmıştım. Menekşe ve Ezgi benden önce gelmişlerdi. Kızlar kahvaltı yaparken sohbet ediyorlar. Kafeye girer girmez, tanıdık yüzleri gördüm. Menekşe, her zamanki gibi enerjik haliyle el sallıyordu, Ezgi ise kahve fincanını tutmuş, pencereden dışarı bakıyordu. Masaya yaklaşıp sandalyemi çektim. -Nihayet geldin Eylem! Diye heyecanla sarıldı Menekşe. -Tatil nasıl geçti? İstanbul'un havasını mı soludun yoksa ailen seni yine erzaklarla mı doldurdu? Gülerek oturdum, garsona bir kahve söyledim. Kahvaltı tabağımı önüme çektim – peynir, zeytin, domates, ekmek... Klasik üniversite sabahı. -Tatil mi? Dedim gülerek. -Daha çok annemle pazarlık yapmayla geçti. Nesrin Sultan yine evimi stokladı, Kayseri'den abim Ufuk gibi geliyor her seferinde eli dolu. Ama bu sefer direndim, fazla almadım. Siz nasılsınız kızlar? Üç ayda neler yaptınız? Menekşe bir lokma peynir aldı, gözleri parlayarak anlattı. -Ben mi? Yazın staj yaptım ya, o otelde. Hatırlıyor musun, Bodrum'daki beş yıldızlı yer? Allah'ım, neydi o günler! Sabahın köründe resepsiyonda duruyorsun, turistler geliyor – Almanlar, Fransızlar... İyi ki senin gibi dilleri biliyorum diye dua ettim. Senin Almanca derslerin sayesinde bir Alman çiftiyle sohbet ettim, bahşiş bile verdiler! Ezgi kahvesinden bir yudum aldı, hafifçe güldü. -Menekşe abartma, sen zaten dil manyağısın. Benim stajım daha sakin geçti. Ankara'da bir turizm acentesinde, ofis işi. Dosya düzenle, rezervasyon yap... Ama öğrendim bir şeyler. Müşterilerle konuşmak eğlenceliydi. Bir İtalyan grubu geldi, Eylem senin İtalyancan olsa kesin kapardın o işi. Senin abin sayesinde öğrendiğin diller altın değerinde ya. Ufuk abiydi değil mi? O teğmen olan? Başımı salladım, zeytinimi ısırdım. -Evet, Ufuk. Kayseri'de görev yapıyor ama sık sık Ankara'ya geliyor. O olmasa ben bu bölümü seçmezdim herhalde. Askerlik öncesi Avrupa'da görev yapmış, ordan dönünce bana dil kurslarına gitmem için ısrar etti. Fransızca, İtalyanca, Almanca... Hepsi onun teşvikiyle. Turizmde iş bulmak kolaylaşıyor diye. Siz stajlarda ne yaşadınız detaylı anlatın, merak ettim. Menekşe kahkahayı bastı, ekmek dilimini tereyağına bandırdı. -Ah Eylem, stajda bir facia yaşadım! Bir gün resepsiyonda duruyorum, bir Fransız turist geldi, odasında sorun varmış. Ben de Fransızcamı konuşturayım dedim, "Bonjour, quel est le problème?" diye başladım. Adam anlattı anlattı, ben anlamadım yarısını. Meğer klozet tıkanmış! Ben de "Ah, oui, le jardin!" diye bahçe sandım, bahçıvana yönlendirdim. Sonra adam kızdı, meğer "jardin" değil "jambon" demiş – yok yok, şaka yapıyorum. Ama gerçekten zorlandım. Senin gibi akıcı konuşamıyorum. Senin abin Ufuk gibi Avrupa görmüş biri olsam belki. Ezgi araya girdi, gülerek. -Sen de abartıyorsun Menekşe. Benim stajda da komik şeyler oldu. Bir müşteri rezervasyon yaptırdı, "Almanya'dan geliyorum" dedi. Ben de Eylem'den öğrendiğim iki kelimeyle "Willkommen!" dedim. Adam sevindi, başladı Almanca konuşmaya. Panik oldum, İngilizce'ye döndüm. Ama staj sayesinde ofis hayatını gördüm. Sabah dokuz akşam beş, ama arada kahve molaları... Günlük hayatım değişti resmen. Yazın ailemle kaldım, annem "Kızım evde oturma, çık dolaş" diyordu ama staj yüzünden yorgun düşüyordum. Ben de katıldım sohbete, kahvemi yudumladım. -Benim yaz da benzer geçti. İstanbul'a döndüm, aileyle zaman geçirdim. Kardeşim Doğan liseye başladı, ona nasihat vermek bana kaldı. Abim Ufuk Kayseri'de olunca, "Bir sıkıntın olursa ara" dedim. Hatta arkadaşım Yasemin'i bile söyledim, "Ben yetişemezsem onu ara" diye. Günlük hayat? Temizlik, yemek, bavul hazırlama... Ama özlemişim Ankara'yı. Okul başlayınca staj düşüneceğim, belki bir otelde. Sizce hangisi iyi olur? Bodrum gibi mi yoksa şehir içi mi? Menekşe heyecanlandı, yumurtasını çatalıyla dürttü. -Kesinlikle Bodrum gibi! Deniz, kum, turistler... Ama yorucu. Benim stajda bir gün gece vardiyası yaptım, sabaha kadar uykusuz kaldım. Ertesi gün günlük hayatım mahvoldu, kahve içmeden duramıyordum. Ama öğrendim bir sürü şey: Müşteri ilişkileri, kriz yönetimi... Bir turist bavulunu kaybetmiş, ben hallettim. Ödül gibi hissettim. Ezgi, senin acentede kriz oldu mu? Ezgi başını salladı, domates dilimini aldı. -Oldu tabii. Bir grup rezervasyonu karışmış, otel dolu diye aradılar. Ben de panikle müdürü çağırdım. Ama staj sayesinde telefon korkumu yendim. Günlük hayatta bile faydalı, annemle konuşurken daha rahatım. Okula döneyim diyorum, bu sene dersler zor olacak mı sence? Turizm ekonomisi dersi var ya, geçen sene kaldım neredeyse. Güldüm. -Ben de o dersten korkuyorum. Ama diller sayesinde belki geçerim. Abim Ufuk 'Dil bilmek ekonomiyle birleşince turizmde kral olursun' derdi. Stajımda kullanırım belki. Siz yazın başka ne yaptınız? Tatil falan? Menekşe sırıtarak anlattı. -Tatil mi? Staj arası bir hafta kaçtım arkadaşlarla Kapadokya'ya. Balon turu yaptık, inanılmazdı! Günlük hayatım değişti resmen, her gün yürüyüşe çıkıyorum şimdi. Sen Eylem, abinle mi gittin bir yerlere? Kayseri'ye mi? -Yok, abim izin alamadı. Ama Ankara'ya geldiğinde öğrenci evimde kalıyor, sohbet ediyoruz. Temizlik yapmasam kokuyordu dün. Siz günlük hayatınızda ne yapıyorsunuz okul dışında? Spor falan? Kendim evden çıkamayınca onların neler yaptığını merak edip soruyordum. Ezgi kahkahayı bastı. -Spor mu? Ben yoga yapmaya başladım yazın. Stres atıyor. Okul başlayınca devam ederim belki. Menekşe sen dans ediyordun değil mi? Stajda dans mı ettin turistlerle? Menekşe güldü. -Evet ya! Bir akşam otelde parti vardı, turistlerle salsa yaptık. İtalyanca konuştum biraz, Eylem senin sayende. Senin abin Ufuk gibi teşvik eden biri olsa herhalde dört dil bilirdim. Günlük hayatım eğlenceli geçti ama yoruldum. Okula dönmek iyi gelecek. Sohbet uzadıkça uzadı, kahvaltılarımızı bitirdik, ikinci kahveleri söyledik. Okul anıları, staj fıkraları, günlük hayatın küçük detayları... Samimiydik, sanki aylardır görüşmemiş gibi anlatıyorduk. -Kızlar... Dedim sonunda. -Bu sene stajımı Avrupa'da mı yapsam? Abim Ufuk'un bağlantıları var belki. Menekşe göz kırptı. -Yap tabii! Ama önce okul. Bu arada, üniversite de bir parti olacakmış yakında. Biz de gidelim mi? 🎈🎈🎈 Günlük bir bölüm gelecek…
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE