Selamun aleyküm 🍂🍂 Keyifli okumalar…🍭🍭 Günler geçti. Berna ve Kaan gittikten sonra o konu bir daha hiç açılmadı. Ne Alp dile getirdi, ne ben. Sanki evin içinde bir kapı kapanmış, anahtar da denize atılmıştı. O kapının arkasında kalanlar –babalarının inatçılığı, annenin sessizliği, ayların birikmiş kırgınlığı– orada kaldı. Biz dışarıda, kendi küçük dünyamızda devam ettik. Konuşmak yerine susmayı seçtik. Susmak bazen en iyi konuşmaydı. Yaz gelmişti. Haziran'ın sonu, Temmuz'un başı... Ankara'da hava ağırlaşmıştı. Güneş camlarda kırılıyor, sokaklar sıcaktan titriyordu. Üniversite bitmişti. Benim stajım da sona ermiş, acentede yarı zamanlı devam ediyordum. Ama asıl değişim Alp'teydi. Mezuniyetten iki hafta sonra Alp, Ankara'nın en lüks otellerinden biri olan "Ankara Palas"ta işe başladı.

