-Hey... İyi misin? Omzumdan sarsılarak uyandırılmaya çalışıyordum. Biraz daha kestirsem... Hiç fena olmazdı. Ancak sanki... Sert bir zeminde gibiydim. Ve kırk günlük uykudan uyanmaya çabaladığımı hissettim. Ne çok uyumuşum... -Stajyer! Bu... Uraz Bey'in sesi değil miydi? Ne yapıyordu yatağımın başında? Yüzüme hafif bir tokat attığında gözlerimi büyük bir şokla açıverdim. Ben... Yatağımda değildim! Hızlıca doğrulup elimi yanağıma götürdüm. Ağzım iki karış aralıkken, önce kızgın bir ifadeyle bana bakan Uraz Bey'i sonra da bomboş toplantı odasını süzdüm. Dudakları arasından çıkacak acımasız sözlere hazırdım. -Zayıfsın. Yanaklarımdan enseme kadar işkence misali ağrı girdi başıma. Gözlerimi kısarak cevap verdim Uraz Bey'in ithamına. -Genelde... Sık bayılmam. Özür dilerim ef

