“Zeynep, hadi çabuk ol.” Ağzımdaki iğneyi eşarbıma takıp, “Neden nereye gideceğimizi açıklamıyorsun ki?” diye sordum, bir nevi söyleniyordum. Sabahın nurunda kalkmış, üstüne üstlük daha kahvaltı yapmamıştık. Elim ayağım birbirine dolandığından eşarbımın önünü yapamıyor, tekrar bozuyordum. Oflayarak tekrar iğneyi çıkardım. Yiğit yanıma gelip ağzımdan iğneyi aldı. Ne yapmaya çalıştığını anlamak istedim ve pür dikkat hareketlerini izledim. “Şunu şuraya tak diye kaç kere söyleyeceğim?” deyip hafiften azarladı. Bir de anlıyormuş gibi davranması gerçekten güldürüyordu. Elimdeki eşarbın uçlarını alıp eşarbımı yapmaya çalışıyordu. Yüzündeki ciddiyet güldürürken gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. Özellikle yapmak için uğraşırken halden hale girmesi yüzünün tatlı bir hal almasına neden

