Önündeki kahveden bir yudum alıp önündeki manzarayı izleye durdu. Aklında o kadar çok birikmiş sorular vardı ki, hiçbirine cevap veremiyordu. Eli ağrıyan şakağına gitti. Dün geceden beri şirkette oluşu çalan telefonları cevapsız bırakıyordu. Karısını, oğlunu ölesiye özlemişken burada uğraştıkları onu bu güzellikten mahrum bırakıyordu. O evden ayrılalı tam bir hafta olmuştu, o süre zarfında evde sevdiği kadının birçok sorusuna maruz kalmıştı. Yüz yüze geldiklerinde ise her şeyi anlatmıştı lakin kardeşinin yaptıklarına sessiz kalmıştı. Daha kendisi o acının verdiği öfkeyi hazmedemezken birilerine anlatmak zor gelmişti. Kenan Bey ve Kemal Bey dahi bilmezken bununla nasıl başa çıkacaktı bilmiyordu. Onca ölen korumaların acısı bile daha taptazeydi. Derin bir iç çekip ellerini kumaş pantolonun

