Portakal çiçeklerinin yer yer açmaya başladığı baharın ilk günleri yalnızca havayı değil, kalpleri de ısıtmaya devam ediyordu. Birlikte kafeden çıktıktan sonra yol boyunca, kaldırım kenarındaki ağaçların açan taze çiçeklerinin rüzgarda yaydığı ferahlatıcı kokularını içimize çeke çeke ilerliyorduk. Attığımız her adım, kalplerimizde açan baharın ilk meyvelerini verecek olan umut tomurcuklarını yeşertiyor; birlikte yürüdüğümüz yol, kalplerimizin birbirlerine çıkan kapılarını sonuna dek aralayarak kalpten kalbe oluşan o uzun dar koridora ektiği tomurcuklarını serpiştiriyordu. Yalnızca birkaç dakika önceki konuşmalarımızı sindirebilmek adına, ikimiz de yoğun bir sessizlik içerisinde birbirimizi rahatsız etmeden yan yana yürüyorduk. Adımları büyük ve kuvvetliydi. Ayaklarını izlerken bir yandan

