Delidolu bir zaman makinesinin içinde yüzen küçük su birinkileri gibi bir oraya bir buraya savruluyor, savrulurken sıçratıyor, saf olmayan katıklı suyumuzu başkalarına da bulaştırıyorduk. Şişesinden usul usul sızan bir alkol içeceği gibi durmaksızın yayılan hislerimizin etkisi altında dur durak bilmeden zamanın bir durağından öteki durağına akıyorduk. Hisler aldatıcı ve körelticiydi. O katıksız alkol suya bir bulandı mı, suyun da aklını köreltiyordu. Önünü arkasını görmeden akan taşkın bir nehir misali, kime vurup kime çarpacağını, kimi önüne katıp sürükleyeceğini kestiremiyordu. İçimde yıllar boyu durgunca akan bir nehir, sızıntı yapan bir alkol şişesinin değil ama, bir başka durgun nehrin etkisi altına kapılıp taşkın sularını açığa çıkarmaya başlamıştı. Katıksız bir alkol değildi ama

