Rahim, bir hayatın başlangıcına yuva olurken; tabut, başka bir yuvanın son durağına imza atıyordu. Can suyu bir çiçeğin yazgısına anne olurken, toprak başka bir çiçeğin örtüsüne kefen oluyordu. Ucu dişlenmiş kalem bir hikâyenin ilk taslağını oluştururken, mürekkebin son damlası başka bir hikâyenin son çiziğini atıyordu. Canlılar doğuyor ve ölüyor, hikâyeler eş zamanlı hayat bulup can veriyordu. Bizim hikâyemiz bu döngünün neresindeydi, hiç kestiremiyordum. Bazen bir yerden son bulduğumuzu hissediyor, bazense başka bir yerden tekrar can bulduğumuzu sezinliyordum. Yine o zamanlardan birindeydim. Ona doğru adım adım ilerlerken başlangıç ya da bitiş noktasından hangisine daha yakın olduğumu kestiremiyordum. Bizi yazan kalemin ne zaman köreleceğini bilemesem de bildiğim tek şey, o kalemin hiç

