Boran rüzgârının altında kalan yapraklarım, gittikçe dirayetini kaybediyordu. Yıllardır bana saray yuvası olan bataklık deresi, köklerimi çürütmeye durmuştu. Çürük izleri yüzümden okunmasa da, çürük kokuları kalbimden duyuluyordu. Araba patika yolda ağır ağır ilerlerken de üzerimde aynı hissiyatlar mevcuttu. Arabanın içindekilere karşı oldukça ifadesiz duran suratım içimde esen boranı yüzüme haykırmıyordu. Ufuk’un sürdüğü arabayı arkamızdaki ikinci araba takip ediyordu. Yasemin Ufuk’un yanındaki koltukta oturuyor, anneannesinin çiftlik evine giden yolu tarif ederken bir yandan da Ufuk’la boş ama eğlenceli bir sohbetin eşiğinde dolanıyorlardı. Onları bir kulağımla dinlerken aklımın asıl konumlandığı yer, hemen arkamızdan gelen Mete’nin sürdüğü arabadaydı. Onun arabasında da arkadaşının kar

