Doktor Kontrolü

1816 Kelimeler
Kapı kapandığında evin içindeki hava değişti. Gece, duvarlara daha ağır yaslandı sanki. Yaman içeri girdiğinde ayakkabılarını her zamanki yerine bıraktı. Elindeki küçük poşet, olması gerekenden daha fazla dikkat çekiyordu. Montunu çıkardı, salondan geçerken gözleri otomatik olarak üst kata kaydı. Oradaydı. Bekliyordu. Adımlarını yavaşlattı. Merdivenleri ağır ağır çıktı. Odanın kapısı aralıktı. İçeride ışık yanıyordu. Eslem yatağın kenarında oturuyordu. Omuzları hafifçe içe çökmüş, elleri dizlerinin üzerinde kenetlenmişti. Kapının açıldığını fark edince başını kaldırdı. Göz göze gelmediler; buna cesaret edemediler. Yaman elindeki poşeti uzattı. Bir şey söylemedi. Söylenecek hiçbir kelime yoktu zaten. Eslem poşeti aldı. Parmakları titredi. Çok belli olmasın diye ellerini kapattı ama beden, zihinden daha dürüsttü. Poşetin içinden küçük kutuyu çıkardığında odadaki sessizlik daha da koyulaştı. O kutu, iki insanın arasına görünmez bir duvar gibi yerleşti. Eslem ayağa kalktı. Yaman’a bakmadı. Banyoya doğru yürüdü. Kapıyı kapattığında çıkan ses, evin içindeki tek net sesti. Yaman odada kaldı. Yatağın ucuna oturdu. Ellerini dizlerine koydu. Başını hafifçe öne eğdi. O ana kadar fark etmediği bir ağırlık omuzlarına çöktü. Zaman ilerlemiyordu. Dakikalar uzuyor, saniyeler genişliyordu. Banyonun içinden akan su sesi duyuldu. Kısa süreli. Sonra yine sessizlik. Yaman ayağa kalktı, birkaç adım attı, durdu. Camdan dışarı baktı. Bahçe karanlıktı. Ağaçlar rüzgârla hafifçe sallanıyordu. Banyoda Eslem lavabonun önünde duruyordu. Aynadaki yansımasına bakamadı. Kutuyu açtı. Talimatları okudu ama kelimeler zihninde tam karşılık bulmuyordu. Elleri hâlâ titriyordu. Derin bir nefes aldı. Sonra bir tane daha. Testi yaptı. Lavabonun kenarına bıraktı. Ve beklemeye başladı. O küçük beyaz parça, birkaç dakika boyunca hiçbir şey söylemedi. Ama Eslem için her saniye, içinden geçen bir ihtimali büyütüyordu. Kalbi kulaklarında atıyordu. Zihni susmuyordu. Geçmişi hatırlamıyordu ama geleceği ilk kez bu kadar net hissediyordu. Odanın içinde Yaman, saate baktı. Kaç dakika geçtiğini bilmiyordu. Sadece bekliyordu. İlk kez, kontrol edemediği bir şey vardı hayatında. Ne parayla, ne güçle, ne de iradeyle müdahale edebileceği bir şey. Banyonun kapısı hâlâ kapalıydı. İçeride Eslem, lavabonun kenarına yaslandı. Gözleri yavaşça teste kaydı. Çizgiler belirmeye başlıyordu. Net değildi. Ama yok da değildi. Dışarıda Yaman, kapıya doğru bir adım attı. Elini kaldırdı. Vurmadı. Vazgeçti. Beklemesi gerekiyordu. Ne olursa olsun, bu kapı onun değil, Eslem’in eşiğiydi. Banyonun kapısı yavaşça açıldı. Eslem eşiğe çıktığında yüzünde büyük bir ifade yoktu. Ne sevinç, ne hayal kırıklığı… Daha çok çözülmüş bir düğüm gibi duruyordu. Elindeki küçük beyaz çubuğu sıkmıyordu artık; parmakları gevşemişti. Odaya doğru yürüdü. Yaman hâlâ ayaktaydı. Kapıya dönüktü ama bakmıyordu. Eslem’in adımlarını duyduğunda başını kaldırdı. Gözleri istemsizce onun eline kaydı. Eslem testin ucunu ona doğru uzattı. İki çizgi yoktu. Tek, net bir çizgi vardı. Negatif… O an odada sessizlik oldu. Ama bu sessizlik, az önceki gibi ağır değildi. Yaman teste baktı. Sonra Eslem’e. İçinde birbiriyle çarpışan iki duygu vardı. Biri, adı konmamış bir hayal kırıklığıydı; kısa bir an için tuttuğu, fark etmeden büyüttüğü bir ihtimalin sönmesi. Diğeri ise çok daha güçlüydü: Eslem’in yüzündeki rahatlamayı görmek. Eslem derin bir nefes aldı. Omuzları düştü. Sanki günlerdir tuttuğu bir yükü yere bırakmış gibiydi. Bu sonuç, onun için sadece bir test sonucu değildi. Hatırlamadığı bir hayata, henüz hazır olmadığı bir sorumluluğun eklenmemesiydi. Yaman bunu gördü. Ve o an, içindeki isteği susturdu. Çünkü Eslem’in rahatlaması, onun için daha önemliydi. “Yine de…” dedi kısa bir duraksamadan sonra, “İstersen doktora gidelim.” Sesi sakindi. Zorlayıcı değildi. Bir teklifti, bir kapı aralığıydı. “Bazen testler yanıltıcı olabiliyor. Kontrol ettiririz. İçin rahat eder.” Eslem başını kaldırdı. İlk kez o an, bakışlarında tereddüt yerine düşünce vardı. Korku yoktu. Sadece temkinli bir kabul. “Olur,” dedi. “Daha iyi olur.” Yaman başını salladı. Test masanın üzerinde kaldı. Küçük, beyaz, sıradan bir nesne olarak. Ama az önce, bir evin içindeki dengeleri yerinden oynatabilecek kadar güçlüydü. Eslem yatağın kenarına oturdu. Ellerini kucağında birleştirdi. Yaman birkaç adım geride durdu. Eslem bir süre hiçbir şey söylemedi. Test masanın üzerinde duruyordu ama bakmıyordu artık. Bakışlarını Yaman’a çevirdi. Uzun, sessiz bir bakıştı bu. İçinde merak vardı, tereddüt vardı… ama en çok da onu anlama isteği. “Yaman…” dedi sonunda, sesi alçaktı. “Bir şey soracağım.” Yaman başını kaldırdı. Gözleri hâlâ sakindi ama dikkat kesilmişti. Eslem devam etti, kelimeleri özenle seçerek. “Çocuk istiyor musun?” Kısa bir duraksama oldu. “Hamile olmamı ister miydin?” Bir nefes aldı. “Bu test sonucu… seni mutsuz etti mi?” Sorular ardı ardına gelmişti ama sert değildi hiçbiri. Hesap soran bir ton yoktu. Daha çok, karşısındaki adamın kalbine dokunmaya çalışan bir ses vardı. Yaman cevap vermeden önce birkaç saniye sustu. Bu sessizlik kaçış değildi. Düşünmek içindi. Sonra bir adım attı. Eslem’e yaklaştı ama çok değil. Onu sıkıştırmayacak kadar. Eli uzandı, Eslem’in elini tuttu. Avuçları sıcaktı. Tanıdık bir sıcaklık… ama Eslem için hâlâ yeni. Yaman gözlerinin içine baktı. Bu kez bakışlarında gizleme yoktu. “Evet,” dedi. “Çocuk istiyorum.” Eslem’in gözleri hafifçe büyüdü ama Yaman konuşmaya devam etti. “Seninle… evet.” Sesi yumuşadı. “Ama şimdi değil.” Elini biraz daha sıktı. Sahiplenmek için değil, güven vermek için. “Bugün değil. Yarın da olmak zorunda değil.” Bir an durdu. “Ben… sen hazır olmadan hiçbir şey istemiyorum.” Eslem’in yüzündeki gerginlik biraz daha çözüldü. Yaman bunu gördü ve devam etti. “Test sonucu beni üzmedi,” dedi dürüstçe. “Çünkü senin rahatladığını gördüm.” Sonra sesi biraz daha derinleşti. Daha duygulu. Daha net. “Bir gün,” dedi, “gerçekten çocuğumuz olacak.” Eslem nefesini tuttu. “Ama o gün…” diye devam etti Yaman, “sen beni tamamen hatırladığın gün olacak.” Sözleri odanın içinde yankılanmadı; doğrudan Eslem’in içine yerleşti. Bir vaat gibi değil, bir kader cümlesi gibi durdu orada. “Beni,” dedi Yaman, “bizi… hatırladığın zaman.” Elini bırakmadı. Gözlerini de. O an Eslem, hatırlamadığı bir adamın ağzından çıkan bu cümlelerin, neden kalbini bu kadar derinden titrettiğini anlayamadı. Ama ilk kez şunu hissetti: Bu adam acele etmiyordu. Ve bu, onu korkutmaktan çok… sakinleştiriyordu. … Sabah, evin içine ağır ama sakin bir ışıkla sızmıştı. Perdeler tam kapatılmamıştı; güneş, mutfak masasının kenarına ince bir çizgi gibi düşüyordu. Eslem, fincanın içinde soğumaya yüz tutmuş çaya bakıyordu. İçmiyordu. Sadece bakıyordu. Yaman karşısında sessizce oturuyordu. Normalde konuşmadan duramayan biri değildi ama bu sabah kelimeler dikkatli seçilmeliydi. Masada kızarmış ekmek yumurta,peynir, zeytin vardı. Dokunulmamıştı. “Bir şey yemeyecek misin?” diye sordu sonunda. Eslem başını iki yana salladı. “Midem hâlâ garip,” dedi. “Ama geçer.” Geçmeyeceğini ikisi de biliyordu; en azından bugün değil. Evden çıkarken Eslem kabanını alırken duraksadı. Yaman kapıyı kapatırken refleksle elini beline koydu; Eslem irkildi ama geri çekilmedi. Sadece derin bir nefes aldı. Arabada yol boyunca konuşmadılar. Şehir yeni uyanıyordu. İnsanlar işlerine gidiyor, kimse bu arabanın içindeki sessizliği bilmiyordu. Yaman direksiyona odaklanmıştı ama aklı Eslem’deydi. Yan koltukta ellerini dizlerinin üzerinde birleştirmiş, camdan dışarı bakan kadın… Hastaneye vardıklarında Yaman arabayı park etti. İndiklerinde Eslem bir an durdu. Binaya baktı. Büyük, beyaz ve soğuk görünüyordu. “Hazırsan,” dedi Yaman. “Hazırım,” dedi Eslem ama sesi pek de öyle değildi. Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği’nin önünde beklerken Eslem sandalyeye oturdu. Yaman yanına geçti. Aralarında çok az mesafe vardı. Yaman, fark ettirmeden elini onun eline yaklaştırdı. Eslem bu kez kaçmadı. Parmakları onun parmaklarına değdi ve orada kaldı. Doktorun odasına girdiklerinde orta yaşlarda, sakin bakışlı bir kadındı karşılarında. Gülümsemesi sıcaktı. “Buyurun, oturun,” dedi. “Şikâyetiniz nedir?” Eslem bir an Yaman’a baktı, sonra doktora döndü. “Mide bulantım var… hamile olduğumdan şüpheleniyorum,” dedi kısaca. Doktor başını salladı, not aldı. “Evde test yaptınız mı?” “Evet,” dedi. “Negatif çıktı.” Doktor, kalemini masaya bıraktı. “Anladım. Peki son adet tarihinizi hatırlıyor musunuz?” Eslem duraksadı” hatırlamıyorum bir ay olmuş olabilir” Doktor hızlıca hesapladı. “Ev testleri her zaman net sonuç vermez.” Kısa bir sessizlik oldu. Sonra doktor gözlüğünün üzerinden baktı. “Son cinsel birliktelik ne zamandı?” Eslem’in bakışları yere indi. Omuzları hafifçe gerildi. Yaman bunu gördü ve bu kez elini açıkça tuttu. “Eşim 4 hafta önce kaza geçirdi kazadan iki gün önce birliktelik yaşadık,” dedi Yaman sakin ama net bir sesle. Doktor şaşırdı ve” Geçmiş olsun “dedi Ve devam etti “Bu durumda kan tahlili yapalım. Daha güvenilir olur.” “Şunu da söyleyeyim,” diye ekledi doktor. “Stres, mide bulantısı yapabilir. Özellikle zihinsel olarak zor bir dönemden geçiliyorsa.” Eslem başını kaldırdı. “Yani… hamile olmayabilirim de?” “Elbette,” dedi doktor. “Her ihtimali birlikte değerlendireceğiz.” Odadaki hava biraz yumuşamıştı. Yaman, Eslem’in elini bırakmadı. Eslem de çekmedi. “Kan tahlilinden sonra tekrar konuşuruz,” dedi doktor. “Şimdilik bu kadar.” Odadən çıktıklarında koridor daha aydınlıktı. Eslem derin bir nefes aldı. Yaman ona baktı. “İyi misin?” “Biraz,” dedi Eslem. Yaman cevap vermedi. Sadece yürürken adımlarını onunla aynı ritme getirdi. Ve bu, o an için yeterliydi. Koridorda geçen süre Eslem’e uzun gelmişti. Sandalyede otururken ayaklarını hafifçe sallıyor, gözlerini yerde bir noktaya sabitliyordu. Yaman karşısında ayakta duruyordu ama dikkati ekrandaki isim listesinde değildi; Eslem’in yüzündeki solgunluktaydı. “Eslem Karahanlı,” diye seslenildiğinde ikisi birden irkildi. Eslem Karahanlı bu soy isim kadını tuhaf hissettirdi. Ama çok sorgulamadı. Odaya tekrar girdiklerinde doktor bu kez daha ciddi ama sakin bir ifadeyle onları karşıladı. Bilgisayar ekranına kısa bir bakış attı, sonra yüzünü onlara döndü. “Oturabilirsiniz,” dedi. Eslem sandalyeye oturdu. Yaman hemen yanına geçti. Omuzları neredeyse değiyordu. “Sonuçlara baktım,” diye başladı doktor. “Hamile değilsiniz.” Eslem’in göğsünden tutamadığı bir nefes çıktı. Omuzları belirgin şekilde gevşedi. Yaman bunu fark etti; yüzünde belli belirsiz bir rahatlama oldu ama ardından hızlıca bastırdığı başka bir duygu geçti gözlerinden. “Peki mide bulantısı?” diye sordu Yaman. Doktor, ekranı onlara doğru çevirdi. “Kan değerlerinizde ciddi bir sorun yok. Ancak hormon seviyelerinizde düzensizlik var.” Eslem dikkat kesildi. “Ne demek bu?” “Şöyle anlatayım,” dedi doktor. “Yoğun stres, ani travmalar, duygusal yükler… Bunların hepsi vücudun hormonal dengesini geçici olarak bozabilir. Sizdeki bulantı, halsizlik ve gecikme buna çok uyuyor.” Eslem bir an sustu. Bu cevap ona tuhaf bir şekilde mantıklı gelmişti. “Yani psikolojik mi?” diye sordu temkinle. “Psikolojik demeyelim,” dedi doktor. “Fiziksel belirtileri olan, ama tetikleyicisi zihinsel bir durum. Tıpta buna stres kaynaklı hormonal düzensizlik diyoruz. Tedavi edilebilir ve geçici.” Yaman, Eslem’in elini hafifçe sıktı. “İlaç kullanmam gerekecek mi?” diye sordu. “Şimdilik ağır bir tedaviye gerek yok,” dedi doktor. “Vitamin takviyesi, mideyi rahatlatacak hafif bir ilaç ve en önemlisi: düzenli uyku, beslenme ve stresin azaltılması.” Kısa bir duraksama oldu. Doktor gözlerini Eslem’den Yaman’a kaydırdı. “Eş desteği de bu süreçte çok önemli,” dedi açıkça. Eslem başını öne eğdi. Yaman ise bakışını kaçırmadı. “Yanındayım her zaman,” dedi sadece. Doktor gülümsedi. “Bir ay sonra kontrol randevusu oluşturalım. Şikâyetler artarsa daha erken de gelebilirsiniz.” Odadan çıktıklarında Eslem’in adımları daha hafifti. Yaman koridorun sonunda durdu. “İstersen bir kahve içelim,” dedi. “Sonra eve geçeriz.” Eslem ona baktı. Gözlerinde korku yoktu artık; yerini yorgun ama sakin bir kabul almıştı. “Olur,” dedi. Yan yana yürüdüler. Aralarındaki mesafe, bu kez ne fazla ne eksikti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE